15 Kasım 2020 Akrep Yeniay Etkileri; Derin Sular
  


15 Kasım 2020 Akrep Yeniay Etkileri; Derin Sular

“…hızla yükseliyorsun, her şey, ama  her şey hızlandırılmış bir şekilde, ruhunun-bilincinin bedenini terk ettiği andan en başa; dünyaya geldiğin o ilk ana kadar, her şeyi dışarıdan bir göz gibi izlemeye başlıyorsun; ama öyle hızlı ki, diyelim 38 yaşında göç ettin, 38 yıllık bir ömürde yaşadığın acı, tatlı ne varsa, o yaşa kadar gördüğün ne kadar yüz varsa, o yaşa kadar hissettiğin ne kadar duygu varsa, dünya zamanına göre belki 3 saniye, belki 5 saniye kadar sürüyor ve hızla yükselirken yaşadığın her anı görerek yukarı çıkıyorsun, bir şey çekiyor gibi. bilincinden devamlı aşk ve merhamet duygusu geçiyor, hissettiğin bu, sessiz, boş bomboş, hafif, tül gibi incecik, yumuşacık bir şey bu, aşk ve merhamet, senden bağımsız, bir anlamda bağımlı; tarifsiz, aşk ve merhamet öyle yoğun ki, dünyevi bir aşk değil bu hem de dünyadakine benzer, dünyevi bir merhamet de değil bu, verdiğin değil, gösterdiğin değil, sana olan bir merhamet bu; aldığın,  merhamet bir gıda ve süt gibi içiyorsun, besliyor bir şey seni, aşk ve merhamet yükleniyor,  değişik bir titreşim,  anne kucağı gibi, sıcak, güvenli,  yanında refakat eden birileri var hissediyorsun; ama göremiyorsun, konuşuyorsun, bir şeyler düşünüyorsun; ama ağzın kapalı, dudakların kıpırtısız, dilin dönmüyor.

 

o kadar güzel ki bu hal, öyle güzel ki hissettiğin aşk ve merhamet ama yine de bilincin istemiyor gitmeyi, ilk başta boğuk boğuk sesler çıkartıyorsun, sanki geri dönmek ister gibi, rüya içinde rüyada olduğunu düşünüyorsun, birileri uyandırsın istiyorsun, kabus, karabasan gibi bir şey olduğunu düşünüyorsun; ama değil. ne kadar bağlı ise bilincin dünyaya, ne kadar yarım kalan işler var ise bilincinde, ne kadar eksik yaşadığın, bir gün gelip yaşayacağım dediğin şey varsa, acı verenler bunlar oluyor. ruh geri dönmek istiyor. "ölmeden önce ölmek" sözü burada devreye giriyor. Eksik yaşanan, yarım kalan, bir türlü olmayan, içinde ukde kalan, vazgeçmediğin, vazgeçmediğin, affetmediğin, affedemediğin, yapmadığın, yapamadığın ne varsa, yaşarken dünyada kapatamadığın ne kadar hesap varsa, o güzel halin içinde de olsan, geri dönmek istiyorsun, artık biliyorsun bu bir rüya değil, göç ediyorsun… burada vedalaşmalı, burada sindirmeli, affetmeli, hesapları burada kapatmalı; Bu sözün manasını şimdi daha iyi anlıyorsun.


Hızla yukarı yükselirken, boşluğu hissediyorsun, boşlukta süzülürken renkler ve çeşitli ışıkların yaydığı geometrik desenleri görüyorsun, gezegenler, yıldızlar, meteorlar, galaksiler her şey öyle hızlı ki... Gökyüzünde kapılar var, ışıktan kapılar... Siyah, sarı, kırmızı, yeşil, mor, beyaz… Son olarak bir kapıya geliyorsun gökyüzünde ışıktan bir kapı beyaz, aşırı parlak, devasa bir kapı, girdiğin an ruh bağlantısını tamamen koparıyor, hem geçmişiyle, hem de içinde olduğu şartlarla, o kapıdan sonrası ise bir bekleyiş, yedi bin yıllık bir bekleyiş. Yanında refakat edenlerin, senden uzaklaştığını hissediyorsun, ne olduklarını bilmediğin, şeklini görmediğin o varlıkların... Girdiğin andan sonrası yok ve hayır, şimdi değil, daha değil, dönmek istiyorum diyorsun...! ve dönüyorsun. Evet şimdi değil…! Şimdi olmamalı… şimdilik buradasın…

Geçen zaman için üzülmeyelim, yarın bu eski zamanı tekrar edeceğiz. Yedi bin yaşında buluşalım.


inna lillah ve inna ileyhi raciun...”


15 Kasım 2020 Tarihinde, TSİ.08.07’de Akrep Burcu 23°’de, Bitiş ve Başlangıç Teması yoğun, derin sulara ineceğimiz, takıntılarımızın, vazgeçemediklerimizin hastalık boyutuna geldiğini fark edeceğimiz(umarım), salıvermemiz gereken ile sahip çıkmamız (sahiplenmek ayrı, sahip çıkmak ayrı)gerekenleri ayrıştıracağımız, diğerlerinin aynamıza yansıyan akislerinin, bizi hangi renge boyadığını, bize ne katıp, ne götürdüğünü göreceğimiz, cesur bir şekilde, biraz da acımasızca yüzleşip hayat ve kendimizle, halimize yeni bir hal ekleyeceğimiz, bir Yeni Ay evresine gireceğiz. Bir önceki Boğa Dolunayında, Merkür ve Mars’ın Retro durumuyla, gördüğümüz her gölgeye, işte kara bu diye kürekleri boşa çektiğimizi kabul ettiğimiz, hayat ve ölümün ikiz kardeş olduğunu idrak ettiğimiz, sabit yerinde duranların, bir şey olmaz dediklerimizin, hep böyle devam edecek diye düşündüklerimizin garantisi olmadığını anladığımız,  yoğun bir dönemin akabinde, şimdi daha dirayetli, daha bir oturmuş, oraya buraya dağılmadan zihnimiz, hedefe daha odaklı, konforlu alanlara kavuşmak için, nelere katlanmalı, ne kadar dayanıklıyız, hayatımızın kriz noktaları nelerdir, ipler nerede geriliyor, her geçen an çürürken bedenimiz, bize verilen sermaye; ömür, ölüm denilen randevusuna giderken, zamanı nasıl değerlendirdiğimiz, neyi dönüştürmeliyim  ve nereden başlamalıyım gibi buna benzer konular üzerinde düşüneceğimiz, düşünmek zorunda kalacağımız, güçlü bir yeni ay yaşayacağız.


Ağrımız, sızımız, yaramız neredeyse, canımız da aklımızda orada oluyor. Ay yeni ay fazında hangi burçta ise, o burca ait konularda yarası, beklentisi, gündemi olanları, o konularda hareketlendiriyor. Akrep yeni ayında, miras konuları, alacak-verecek borç konuları,  alım-satım, paraya, değerli metalara ait işlemler, banka-kredi konuları, üreme fonksiyonlarına ilişkin konular,  cinsellik, ameliyat, deforme olan yerlere ilişkin tedaviler, tutku, kıskançlık, sahip olma arzusu, ilişkilere ait kontrol güdüleri, güç savaşları, hüküm altına almak, manipülasyonlar, kabullenemediğimiz şeyler, nefsimizle ilgili irademizin pek sağlam olmadığı alanlar canımıza batmaya, gözümüze görünmeye başlıyor.


Dolunaylarda başka, yeni aylarda başka başka oluyor hallerimiz, Dolunaylar yaralarımızın en sızılı, en dayanılmaz noktaya geldiği anlarına tekabül ediyor ise, çoğu zaman yeni aylar tedavisi için vesile olabilmekte. Daha önce o dağları aşmamış, o derin sulardan geçmemişsek, Ay’ın Akrep’te olduğu dönemler takıntılarımız daha bir artıyor, kendi kendimizi hasta ettiğimiz, bırakmakta zorlandığımız, dönüşüme direndiğimiz konular, işleri iyice karmaşık hale getiriyor. Önce bir kriz, bir kaos hali bazen pasif, bazen aktif gürültülü şekliyle hayatlarımızda tezahür edişine şahit oluyoruz. Bir şey artık işe yaramıyor ise, huzur yerine huzursuzluk, mutluluk yani mutsuzluk, genişlik yerine kabz ediyor ise, tüm hayatımıza etki ediyor, elimiz kolumuz bağlanıyor, yeni adım atmaktan korkar hale getiriyor ve bir yere sıkışıp kalmış gibi bizi hareketsiz bırakıyor ise, artık zamanı gelmiş demektir işe yaramayan, hasta eden ne varsa ya dönüştürmenin ya da tamamen salıvermenin, bırakmanın. Doğum ve ölüm deriz akrep için değil mi? Fiziki manası da var elbet, mecazi manasında nasıl da bağlı birbirine, bir şeyleri öldürmenin, sonlandırmanın, bir şeyleri doğurmanın, başlatmanın zamanıdır bu yeni ay.


İnsan birçok arzu ile yüklü, her yaşın, dönemin kendine göre bir isteği, beklentisi mevcut. Tutkuyla istediğimiz, gece gündüz aklımızdan çıkmayan, çok çok derinimize mıh gibi saplanmış, her solukta canımıza batan, olunca rahatlayacağımız nice şey var. Akrep tutkulu hallerimiz, bir ilişki, bir iş, bir ihtiyaç veyahut lükse kaçan bir şey için duyduğumuz tutkulu hallerimiz,  Yeni ay, Oğlak burcunda yer alan Satürn-Pluto ile olumlu bir açı yapmış, Oğlak ciddiyet, sabır, azim ve olgunluğun işaretidir, Oğlak’a geçen her gök gezgini en olgun haline bürünür,  hedefler, niyetler, isteklerimizin bizi ne hale getirdiğini, neye dönüştürdüğünü görmemizi sağlıyor. Bazen kilitlenip kalıyoruz bir noktaya ve maalesef yaşama dair olan nice güzelliği es geçebiliyoruz, cennetin içinde de olsak öyle takılmış durumda oluyoruz ki,  cehennemi yaşıyoruz, ateşini kendimizin harladığı. Elbette insanız olmalı umutlarımız, bir takım hayallerimiz, beklentilerimiz, lakin kendimize cehennem etmeden hayatı desem de, e onun da olması gerekiyor, düz bir yol değil hayatlarımız, burası dünya burası okul burada dersler var, burada doluyor karneler, burada aldığımız dersler, hissettiğimiz duygular, yansıttığımız eylemlerimizle bir bütünün bir yerine denk geliyoruz. Kısmen hayatlarımız Kutsal, ilahi bir simülasyon, sadece alınca dersi, oralarda fazla oyalanmamak irademize tabi kılınmış, yıldızlarda bunun için değil mi? Aldığın dersi yeniden hatırlatabiliyor, alacağın dersler var ise aklını, kalbini etkileyebiliyor, aldıysak daha önce o dersi, dersleri, niye düşelim tekrara, neden hep aynı döngü içinde kalalım ki?

Akrep Yeni Ayı hatırlatacak, hatırlatıyor, baş öğretmen Satürn Oğlak’ta ve yanında dönüşüm çanlarını çalan pluto, dersini aldığın sınıflarda dolaşma artık…

 

Yeni ay evresinde kendimize daha derin bir bakış atacağız, isteklerimiz bizim için ne kadar önemli, olsa da olur olmasa da olur kıvamına getiriyor ise amenna, yok olmalı diyorsak mutlaka, daha aklıselim, daha sakinleşmiş bir şekilde, yeniden istediğimizi gözden geçirip, kendimize yaptığımız duygusal baskıyı hafifletip, hastalıklı hale getirmeden, süreci nasıl yönetmeliyiz, istediğimiz şeyler için bu zamana dek nerede eksik kaldık nerede hatalar yapıyoruz bunu görüp, yeniden değerlendirip, Oğlak’ta göz gezginleri Satürn ve pluto’nun dönüşüm gücü ve aklıyla en net şekilde karar alıp yeni bir döngüyü başlatabiliriz.

 

Evet bunu başarabiliriz. Karakter kaderi şekillendirir deriz hani, kesinlikle evet. Yıldız ilmi de kaderden çok karakter ilmi değil midir? Yıldızların karakterimiz, davranışlarımı, tercihlerimiz üzerindeki etkisi ile kaderimizi doğurmuyor muyuz? Astroloji kaderin yorumlanmasıdır demiştim, karakter eğilimlerini okumadan yıldızlardan, kader hakkında öngörü yapılabilir mi? Su testisi su yolunda misali. Öfke ile kalkan zararla oturur misali. Yıldız ilmi ile karakterin yapıtaşlarını ortaya çıkarmadan bir bina inşa edemeyiz. Ama ön yargılar olmadan, doğduğumuz coğrafya etkenlerini, yapısını, aile içi sosyo-ekonomik olanakları ve kültürü es geçmeden. Karakter hal’dir, kader halin vücut bulmasıdır, görünmesidir,  Akrep Yeni Ayında, Ayna yapıp Ay’ı kalbime tutuyorum, sen de yapabilirsin, Şu soruları soruyorum, hiç yalan söylemeyen ve yanıltmayan tek ayna olan Ay’a dönüp;


Hangi konularda baskı altında hissediyorum?

Neyi dönüştürmem gerek ve nasıl?

Neler zehirliyor beni, içimdeki akrep ne gibi durumlarda uyanıyor?

Ölüm ve ötesi ne kadar gerçeğim?

Hayatımın hangi alanında şifaya muhtacım, maddi mi manevi mi?

Krizlerle nasıl baş ediyorum, hâlihazırda bir krizin içindeysem, bu süreci sorunsuz ve vicdanen nasıl yönetmem gerek?

Ne tür korkulara sahibim? Kaynağı nedir? Nasıl oluştu, ne idi tetikleyen bunları?

En çok hangi konularda risk almaya eğilimliyim?

Ve daha önce bu son, tamam öldüm, bittim dediğim şeyler hangi konularda olmakta idi?

Ve daha önce yaşadığım ölüm gibi gelen hallerden nasıl yeniden doğmuştum?

Aciz ve Güçlü hissettiğim alanlar neler?

Buna benzer soruların yanıtlarını bulunca, akrep halinden işte, olacaksın bir Anka.


Akrep dönüşümün 3 ayağından ilkidir, şimdi hemen bak doğum anında payına düşen akrep alanına, hangi yaşam sahnende ise orada bir dönüşüm içindesin, bir ders var orada ya tekrarına düşeceksin ya ilk defa deneyimleyeceksin, anka isen oralarda fazla durmadan, dersini almıştın, yoluna daha güçlü devam edeceksin.

 

Velhasılı Kelam; Sözün Özü, Radyoterapi (ışın tedavisi)kanserli hücrelere yüksek dozda radyasyon verilerek, kanserli hücrelerin ölmesi, bölünüp, çoğalmasını engellenen tedavi şekli. Yıldızlardan gelen ışınlarda buna benzer, gözle göremiyoruz ama binlerce km. öteden doğayı, insanı, insanın oluşturduğu toplumsal, siyasi, kültürel, sosyal yapıyı etkiliyor. Bir sistemleri, kodları var, ezeli ve ebedi, öncesi ve sonrası olmayan her an’da olan yüce yaratıcının külli aklıyla oluşturduğu bu sistemde, seyirlerine devam eden bu yıldızların, bu burç konaklarının her biri bizler için, bazen şifaya, bazen hastalığa vesile. Akrep Yeni Ayı, hem hastalık, hem şifa, hem de zehir, tedaviler, cerrahi işlemler, bazen büyü yerine geçen sözler, manyetik etkiler, nazar, korktuğumuz durumlar, krizler, huzura engel olan unsurlar, huzurun karşısında duranlar, süresi geçenler, dönüşümler, gibi konularda aktif durumda. Boğa nasıl ki, konfor, huzur, Akrep’de bir o kadar kriz, stres, sorun, bir bakıma konfora karşı duran çile olabilmekte. Daha çok yükselen akreplerde gözlemlediğim bir somut hale gelmiş çile, güneş burcu akrep olanlar da ise, çoğunlukla fikri, zihinsel çile.


Akrep esması altında doğmak zor nitekim, lakin hepimiz birbirimizin içindeyiz, iç içe geçmişiz, bir yemek gibi, kimimiz şeker tadı kimimiz acı ekşi. Yemek için ikisi de gerekli. Dünya bir sofra ise, her birimiz ortaya konan yemeğin içindeyiz, hepimiz bir parça akrebiz.  Tekamül etmek için, berzah alemindeki yedi bin yıllık bekleyiş için, her burç konağından yer yüzüne inen derslerden geçiyoruz ve ay şahitliğimizi yapmakta, her birimizin yaptığı ve yapmadığı şeyler onda kayıt altında.

 

Kâinatı okumak için pek çok sistem mevcut,  insan ve doğa üzerindeki işletim sistemini ise yıldızların diliyle okumaya çalışıyoruz, bir programlama dili bu. Kodlarını, yıldızların üzerinde vazifeli olan gök orduları oluşturuyor. Gördüğümüz, bildiğimiz gezegenlerin madde boyutu dışında, manasıyla cereyan etmekte olaylar. Elbet her şeyi okumak, bu programlama dilini tamamen çözmek mümkün değil, bazı kodları bilmek ve bunu yaymak yarardan çok zarar da verebilmekte, noktaya erince Elif’in lal olması gibi, bazı şeylerde susmak, bilmemek, bilse de söylememek daha makbul olsa gerek,

 

Kızlar; Beyhan, Derya, İlknur Nalan, daha güçlü, hem maddi hem manevi yolumuza devam. Kalp denilen fırında işimiz var, daha çok ekmek pişireceğiz…

Sevgimle kalın e’mi

Elif Hece Öztürk

13 Kasım 2020- Üsküp olsun mori:) 

  astrolojistik@gmail.com



ne ben gidebilirim, ne de sen kalabilirsin ama şimdilik sadece şimdilik...

 "jovano, jovanke

jas tebe te chekam, mori
doma da mi dojdesh
a ti ne doagash, dusho
srce moje jovano"



(8) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: Ahiretliğin
Yeni ay - Canımdan öte can ahiretliğim neden hep içimde derin sızımsın söyle bana
17 Kasım 2020, Salı, 12:55



Gönderen: selin
can ocağında pişen aş - misali..pişmeye pişirmeye devam dersin..eyvALLAH..
16 Kasım 2020, Pazartesi, 16:57



Gönderen: Anelya
Yoklukta Var Olmak - Akrep zamanı benim için ders zamanı, inşallah hepimiz bir Anka olabiliriz.
14 Kasım 2020, Cumartesi, 22:32



Gönderen: zeynep
Ölmeden ölenlere - "Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,

Her an peşimizden koşan gölgemiz,
Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
Uzaktadır her şey; anneler, kızlar…

Uzaktadır her şey, hep… yalnız ölüm,
Her yerde, her an yakınımız, ölüm."

Yeniay hayırlı olsun, hayırlara vesile olsun. Kaleminize kuvvet, emeklerinize bereket, ömrünüze selamet :)) Allah razı olsun.
14 Kasım 2020, Cumartesi, 21:06



Gönderen: V
Yazdıran külli iradeye şükür, yazan da hak ediyor bu lütfu. - Burçtaşım, yine çok etkilendim! İyi ki varsınız. Yüreğinize, kaleminize sağlık. :-)
14 Kasım 2020, Cumartesi, 09:56



Gönderen: İlknur Nalân
Olsada olur olmasada. - Bugün bir şey paylaşmıştım değilmi ki adın misafir istesende gideceksin istemesende.Sevdim,affettim,razıyım,hoşnutum,dostum dediği Cennetinde Cemalini gördüğü kulları arasında olmak duasıyla.Ellerine emeğine yüreğine sağlık özüde sözleride kendide yüreğide ilmide yetenegide edebide güzelim kalbimin neşesi.
13 Kasım 2020, Cuma, 20:42



Gönderen: güler
balığımız:) - Elif Hanım, nasıl özlemişiz satırlarınızı, bildirim gelir gelmez koştum geldim. şükür kavuşturana. daha sık yazın, instagrama geri dönün.


13 Kasım 2020, Cuma, 19:09



Gönderen: Mücahit
Rahmet - Allah rahmet eylesin, merhamet eylesin 38 yaşında göçene. Aşk ve şefkatini her daim üzerinde bulundursun fersah fersah göğe yükselene. Yoldaş olsun yıldızların dilinden anlayana. Hep yar olsun kaleminden muhabbet damlayana.
13 Kasım 2020, Cuma, 19:31