5 Mayıs 2019 Boğa Burcunda Yeniay Etkileri; Güç ve Acziyet
  


5 Mayıs 2019 Boğa Burcunda Yeniay Etkileri; Güç ve Acziyet

"yıllar öylece geçti. ben içtikçe susuzluğum artıyordu, yedikçe açlığım, konuştukça sessizliğim, duydukça yanıtsız kalışım, sahip oldukça yoksulluğum, elde ettikçe yoksunluğum, yaklaştıkça uzaklığım, başarılı oldukça yenikliğim, ünlendikçe tanınmazlığım, kalabalıklara karıştıkça yalnızlığım, doldukça boşluğum, sevindikçe üzgünlüğüm, zenginleştikçe muhtaçlığım, tanıştıkça yabancılığım artıyordu... ta ki buranın yerim olmadığını anladım..."  Ali Şeriati


5 Mayıs 2019 Tarihinde, TSİ. 01.45’de, burçlar kuşağının en dayanıklısı, en sabırlısı, dünya kıyafetine en uyumlusu, yaşadığı her anın, aldığı her nefesin hakkını veren, oldu bittilere, yaptım gittilere yer vermeyecek kadar planlı-programlı, huzur odaklı, haz düşkünü, hedonizmin piri, mutluluğun, güzel yemeklerle alakalı olduğuna inanan, vücudun, boğaz-boyun-ense bölümlerine denk gelen organlarını yöneten, bir konuşup pir konuşan, uyumlu, anlayışlı, son ana kadar sabırlı ve gemileri yakacaksa şayet en öfkeli, en kırıcı, yıkıcı, en dobrası, dürüstlük timsali, inandıkları uğruna sonuna kadar gidebilen, cesaretli, tohumdan ağaca kadar bir şeyi koydu ise kafasına, emekçi, alın terinin, minnetsiz helal lokmanın değerini bileni, bazen raydan çıkanı, ne cimriliği cimrilik ne israfı israf, bir bakmışsınız aşırı harcama yapan bir bakmışsınız ihtiyaç olan şeyde bile kılı kırk yaran, madde ile ilişkisi çetrefilli, soyut değil, somut gerçeklerle işi olan, dokunamadığı, sahip olamadığı şeyler için hiç kafasını yormayan, enerjisini boş yere harcamayan, sahiplenme hususunda, kendine köleler değil, sahip çıkma erdemiyle sonuna kadar, emanet aldığı kişileri koruyan bir güzel burç, bir güzel işarette Boğa Burcunda 14°'de yeni ay doğacak.

 

 

Yaşamda inişler ve çıkışlar vardır, acılar –zorluklar- yorgunluklar hayatımızın birer parçasıdır. İnsanı tanımlarken, kimliğine eklenmiş, ana-baba adı, doğum yeri-tarihi, adı-soyadı değil, o insanın başarıları ve başarısızlıkları, acıları ve yorgunlukları, mücadelesi ve yaşadıkları, bunların üstesinden gelme şekliyle tanımlarız. Birey olma yolculuğumuzda hayatımıza dâhil olan her şey kimliğimizi doldurur. İçi dolu başak ve boş başak hikayesi vardır hani, Hayatında atlattığın badireler, mihnet içinde cebelleştiğin günler ve geceler, ayakta kalkmak adına verdiğin bin bir türlü mücadeleler zaman içinde kimliğini doldurur ve mütevazı, ağır, olgun, kendinden emin olunan, görmüş geçirmiş, akıl danışılacak bir güzel insan haline getirir seni.


Yaşam bir haliyle kolay ve tatlı, bir haliyle zorlu ve acıdır. Dayanıklı olmak, sabırlı olmak, yaşadığın her olaydan bir ders çıkarmak, daha evvel verdiğin derslerin tekrarına düşmemeye gayret gösterip, yeni önüne gelecek derslerde, geçtiğin dersleri hatırlayıp, evet bunu da geçerim, bu da geçer bilincine doğru getirir insanı. Normalleşme, durulma, olgunlaşma ve farkındalık dediğimiz olay budur işte.

 

İnsanın dostu hafızasıdır, unutmazsan geldiğin yeri, geçtiğin yolları, aştığın dağları, karı-kışı-kıyameti, yazı-sıcağı-kuraklığı, dairesel bir döngü içinde yine oralara yolunun uğrama ihtimalinin yüksek olduğunu hiç çıkarmazsan hatırından, elbette hayata karşı daha dirayetli, daha olgun ve rahat, daha temkinli olursun.

 

Boğa işaretinin gücü biraz da bununla alakalıdır, aldığı dersleri, yaşadığı olayları, her birini, o müthiş beynine, sol tarafına, matematik formülü gibi kayıtlayıp, yaptığı hatayı tekrar yapmamasından, realist bir gözlük ile dünya hayatında, tam da dünyaya göre bir bilinç olmasından kaynaklıdır.

 

Boğa, büyümenin işaretidir, bir çiçek düşünün, çiçeğe büyütmek için verdiğimiz emeği, büyürken gösterdiğimiz sabrı, büyürken ona verdiğimiz ilgiyi ve sevgiyi düşünün. Çiçek biziz burada, her birimiz dünyanın bir çiçeğiyiz, doğumumuzla evvela anne/babamız emek, sabır, sevgi ve ilgi ile bizi fidan haline getirmeye gayret eder, fidan olduktan sonra gölgeleri her ne kadar arkamızda olsa da, gelişmek, gelişim tamamen bizim emeğimize, sabrımıza, kendimize gösterdiğimiz sevgi ve verdiğimiz değere bağlıdır.

 

Büyümek fiilinin içinde, maddi ve manevi edinimler mevcuttur. Manevi anlamda büyürken, nefsimizle çetin bir mücadele içinde olacağızdır, çiğ ve sığız sonuçta. Maddi anlamda büyüme hedefindeyken, çok çalışmak, karşımıza çıkacak engellere karşı sabırlı ve güçlü durmak, akıllı yatırımlarda bulunmak, şaibesiz ve helal kazanmak, yeri gelip yenilgiyi kabullenmek, yeri gelip kazançların bizi azdırma ve şımartma, şirazeden çıkartma tehlikesine karşı insani erdemleri muhafaza etmenin mücadelesine gireceğiz. Her iki manada da büyür, gelişir ve güçlenirsek, asıl bundan sonrasında dikkat etmemiz gerekecek, neden; GÜÇ ZEHİRLENMESİ.

 

Şöhret ve varlık afettir, imtihandır. Son günlerde sadece ülkemizin gündemine bakmamız yeterlidir, ne olduğu hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayacaktır. Bir iki örnekle, şahıs isimlerine değinmeden, bağcıyı dövmek değil, üzümü yemek de değil, üzümü anlatmak babında değinelim.

 

Ülkemizde iş insanı olarak faaliyet gösteren biri, yaptığı projelerde yer alan bir mekana sık sık gidiyor, site içi bir kahve işletmesinde çalışan genç kıza korumalarından haber yolluyor; “ x.x. birgün gelip seni öpecek, hazır olsun dedi”. Yine site içindeki başka bir mekana gidiyor, “ birgün taramalı silahı  alıp, burayı tarayacağım, sizi komple öldüreceğim, canım öyle istiyor” diyor. Yine biri, bir işletmede görevli bir insana avazı çıktığı kadar hakaret ediyor, bir iki saatlik rötar için ki her zaman olabilir böyle durumlar, tepkisi anormalleşiyor, profiline bakıldığında halk diliyle elit, Beyaz Türklerden, kariyer sahibi, sosyal duyarlılığı da yüksek,  yine bir sanatçı, geldiği yer belli, düşününce takdire değer bir başarı öyküsü ki kendisini metro zamanından da bilirim ve çok severim de,  metrolarda müzisyenlikten az çok kendi çapında bir üne ve maddi güce erişti, lakin “ sen benim kim olduğumu biliyor musun” diye sudan ucuz bahaneler ve hatta tolere edilecek bir şey için karşısındaki insanı hem tahrik hem de rencide edebiliyor. Büyümek, güçlenmek tek taraflı olmuyor. Bir taraf çok fazla gelirse, çiğ ve sığ, hoşgörüsüz, anlayışsız, buzdan bir tanrıya dönüştürüyor ta ki biri güneş tutuncaya dek…


Bu insanları eleştirmiyorum, insanlar sadece bir isim, isimlerinde değilim, yargılamıyorum da, ayıplamam da, üzülürüm sadece, acırım sadece, keşke biraz da o mana da güçlenseler idi, ahlak sadece namusla ölçülmez ona kadar akşam olur, ahlak güzel insan olmak demektir, su gibi temiz, toprak gibi mütevazı… keşke bir parça da manen nasıl güzelleşebilirimin derdine düşüp, nefsleriyle-egolarıyla bir süre bunun mücadelesini verebilseler, sabrını, emeğini gösterebilselerdi…

 

“  -Ya Ömer Allah'tan kork, ölüm var!  ” 

 

Ateist ve ölümden sonraki yaşama ve vicdanın yargılayıcı varlığına inanmayan arkadaşlarım bu satırları görmezden gelebilir, bir sözüm yok saygı duyarım, ama biz inanmışsak sonsuz bir hayata, o hayatın içinde bizi cezalandıracak şeyin bizzat kendimiz, vicdanımız olduğuna, ölüm sonrası sadece bilincin kalacağına, yaşarken dahi unuttuğumuz şeylerin ölüm sonrası bilincimizde tek tek canlanacağına vücuda geleceğine, vicdanımızla büyük hesaplaşmanın başlayacağına, ne ektikse onu biçeceğimize, kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağına, e biraz dikkat işte… ne yaptık ettik, bazı bizdik cellat bazı diğerleri, kırdık çokça kalpleri, kırıldı çokça kalbimiz, hak yedik, incittik, gasp ettik, kuyular kazdık ne yaptık ettik, belki değiştiremeyiz yapıp ettiklerimizin sonuçlarını, belki tamir edemeyiz verdiğimiz hasarları, eskisi gibi olmaz belki, geç değil hala, uzay zamanına göre 3 saniye bilemedin en babası 5 saniyeden ibaret olan bu hayat için sonsuz sürecek bir hayata vicdan ağırlığı taşımaya değmez! Geçmişi düzeltemeyiz, her ne kadar peşimizden gelse de, ama gelecek bizim elimizde!

 

"Dünya değişiyor. Suda hissedebiliyorum. Toprakta hissedebiliyorum. Kokusunu alabiliyorum." - Lady Galadriel-

 

İnsan ruhu dünyaya tertemiz, arınmış bir halde gelir, daha sonradan bizzat kendi eliyle dokuduğu, diktiği, üzerine giydiği elbiseler onu değerli ya da değersiz hale getirir. Bu onun karakteri, bu onun fıtratı, bunu yaradan öyle yarattı diye bir şey yoktur gerçekte. Yıldız tesirleri belli yaşlarda etki altına alır insanı, her daim sürekli yıldız tesirleri altında olmaz insan, günlük- aylık etki almaz insan, her transit etkide aynı oranda etkilenmez insan, her yıldız ve gezegenin yaş periyotları vardır, kimini 26 yaşında sonlandırırsın kimini 36, kimi 52 yaşında bırakır yakanı. Yıldızların tesirlerini bir kumaş olarak düşün, her kumaş bir duygunun sembolü olsun, mars kırmızı, öfke, şiddet, cinayet, kavga, yaralanma, hastalık, iflas, düşüncesizce bir hareket, tecavüz, taciz, mars seni 24 yaşında etki altına almış olsun, kumaşın sana ulaşacağı dünya zamanı, o vakte kadar şuurunda bu tür şeyler yok, sakin bir insansın, kavgadan kaçınırsın, nefsini tahrik edecek, düşüncesizce bir adım atmanı sağlayacak ortamlar yok, ama girdin etki altına, cinayet işleyebilirsin, tecavüz edebilirsin, birinin hayatını acımazsızca karartabilir, iftira atabilir, kuyusunu kazabilir, tüm enerjini entrika çevirmeye adayabilirsin, kumaşın rengi kırmızı, alır bunu kendine bir elbise biçebilirsin. Oysa ruhunda bu tür şeylerin kötü olduğu kayıtlı, seçen sen, adım atan sen, beden yani dünya hayatı galebe gelirse o kıyafeti istesen de artık üzerinden çıkaramazsın, sonuçları vardır bu dünyada da ödersin, sonsuz hayatında da, bilincin kutusu açılır, kendi vicdanın cezanı orada keser, yani sana azap etmeye meraklı sadist bir yaratıcı anlayışı yok.

 

Evet, kendimizi değerli kılan da, değersizleştiren de bizleriz, dünyevi edinimlerimizle yapmacık bir saygı görebiliriz, ama görünmez elbiselerimizin yansıması olan ahlakımız, insanlığımız, kendinden emin olunan insan olmamız, dürüstlüğümüz ve doğrudan hakktan yana olmamız gibi hasletlerden dokunmuş o özel kumaştan yapılan elbiselerimiz, bizzat kendi emeğimizle diktiğimiz yokluktan varlığa taşıdığımız elbiselerimizdir aslolan değerimiz.

 

Boğa Burcundaki Yeni Ay etkilerini Boğa’nın arketipi, gölgesi, negatif unsurlarıyla harmanlayıp, yukarıdaki satır aralarına serpiştirdim mesajları. Balıktaki Neptün, Oğlaktaki Plüton ve Satürn ile olumlu açıda, Ay’ın düğümleri ile yine olumlu açıda, Jüpiter ve mars arasında bir karşıt açıda, yüksek yüksek kibir dağlarıyla, insanın kendine ait bir değeri olmayınca sahip olduklarının arkasına sığınıp onlarla kendine bir değer biçtiği zamanlarda, ne de güzel olmakta, neyiz ne değiliz ortaya çıkmakta. ,


Büyümek – gelişmek- tohum ve sonuç, somut ve soyut değerler, madde ve mana, dış ve iç alem,  dediğimiz nedir kendimce bir açılım yaptım, bana göre böyle, diğerine göre daha başka şekilde.


Gökyüzü tablosuyla devam edelim, kaçalım hemen buradan;


Yeni ay etkileri, yenilik düşüncesini akla getirir, başlangıçları, yeni adımları akla getirir, değişikliği akla getirir. Boğa sabit işaretinde, Satürn ve Plüton oğlak kontrolünde,  Neptün ‘ün yaptığı kavak yelleri esintisi, Uranüs’ün de, yeniliğe en kapalı, değişimden en çok korkanı  Boğa’da seyrettiğini unutmadan, ilk defa değişimden kaçınmamız gerektiği yönde mesaj vermekte. Elindekileri korumaya al, elinde olanlara sahip çık, elinde olanları değerlendir, elinde olanların üzerine daha çoğunu katacağım diye adım atmasan hani iyi olur, elindekinin daha kıymetini bilememiş, hak ettiği payeyi verememişsin, bırak şimdi yeni başlangıcı, yeni adımları, yeni projeleri, bir önce elindekileri ihya et, onları işle demek istiyor sanki.(oğlak-Plüton/Satürn Güney Ay Düğümü etkisi)  Neptün’ün yeni ay ile kurduğu 60 derecelik yarım sekstil anlık açı kalıbı, hayallerde yaşatabilir, nasıl da şuanda kendine güveniyorsundur, yaparsan bu değişikliği her şey muhteşem olacak diye inanıyorsundur, iş-ilişki her alanda düşün bunu, ama kazın ayağı pek öyle olmayabilir, şimdi zaman durma zamanı,  nefes al, bir değişime umutlanıp girme diyor. Yeni ay ve tohum zamanı, boğa sabrı ve istikrarı, birleştir şimdi tüm bunları, şuanda istediğin, hayalden vücuda gelmesini düşlediğin şey için, kendine dön, iyice yap planını, kaybı ve kazancı aşağı yukarı ser gözlerinin önüne, yeterince sabr gösterebileceksen, dayanıklı isen, istikrarlı isen, yokla geçmişini bir, benzer şekillerde az çok daha evvel de karşı karşıya gelmişsen, ehli isen, sonuç ne çıkarsa seni bozmayacak, değiştirmeyecekse biraz bekle sonra değişmemiş ise fikirlerin ve istişare etmişsen, akıl danışmışsan, göremediklerin var ve görmüşsen, yeniden gözden geçir, olumlu ise tablo  yola çık diyor, ama şimdi değil sanki. Bilmem anlatabiliyor muyum: ) zaman yazdım bunları, zaman hatırlatsın ama iyi yönde tüm bunları…

 

Jüpiter ve Mars arasındaki yay/ikizler aksındaki karşıt açı, pek çok insan için büyük büyük hayallerin, planların bir anda suya düşmesi demektir. Jüpiter erdemli olan insanların işaretidir, erdemli olmayan pek çok kişi için yeni ay etkisi ile çöküş dönemi başlayacaktır. Bize kimse ve hiçbir şey zulüm etmez, kendimiz hazırlarız, unuturuz, sistematik bir planda, zamanın ve yaratıcının görevi bazen yıldızların eliyle, bazen yine bizim gibi bir kulun eliyle bizim unuttuğumuz, kendimiz ettiğimiz zulmü, kötülüğü hatırlatır. Jüpiter diğer adıyla Müşteri gölgesiyle kibirdir, Mars’ın sert etkisi kibri yüze katlar, ülke gündemi demiştim en yukarıda örnek vermiştim, büyümek demiştim, tek taraflı değildir, madde ve mana bir'lenir ise güç güçtür demiştim, işte gölgesinin örnekleri şimdi ne demek istediğim anlaşıldı umarım.


Velhâsılı kelâm; Sözün Özü, Daha detaylı anlatabilirim, hatta burç işaretleri kimleri etkileme olasılığı yüksek, kimler rahat etsin, kimler sırasını beklesin kimlerin uykusu kaçsın vs. ama bu kadar işte: ) yine kaleme almayacaktım lakin kıramadığım birkaç mail geldi, merakta kalanlar için alıverdim, iki arada bir derede, Olsa da olur olmasa da…


Bizim abdestimiz aldırılmış, namazımız kıldırılmış, orucumuz tutulmuş, layıkıyla, samimice şu mübarek ayı ihya edenlere selam olsun, oruçları dünya kirlerine kefaret olsun. Ramazan ı Şerifiniz Mübarek olsun. Ben yine tutamıyorum, tutanların sevaplarına yine ortağım, o kadar emeğimin üzerinde olduğu kul var, e şimdi biraz da sizler benim için emek verin e mi, açarken oruçlarınızı bir dua da bana uçuruverin e mi: ) işim çok, yüküm ağır, sorumluluğum gani, ömür kısa… tamamlamadan gitmek istemem, şimdi gitmek istemem, tamamına ersin…

“Elemneşrahleke sadrek”

 

Sevgimle kalın e ‘mi

Elif Hece Öztürk

5 Mayıs 2019- Ankara

 astrolojistik@gmail.com



(2) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: Nalan
Duamdasin.Seve seve gönülden ortagimsin. - Yaşamda inişler ve çıkışlar vardır, acılar –zorluklar- yorgunluklar hayatımızın birer parçasıdır. İnsanı tanımlarken, kimliğine eklenmiş, ana-baba adı, doğum yeri-tarihi, adı-soyadı değil, o insanın başarıları ve başarısızlıkları, acıları ve yorgunlukları, mücadelesi ve yaşadıkları, bunların üstesinden gelme şekliyle tanımlarız. Birey olma yolculuğumuzda hayatımıza dâhil olan her şey kimliğimizi doldurur. İçi dolu başak ve boş başak hikayesi vardır hani, Hayatında atlattığın badireler, mihnet içinde cebelleştiğin günler ve geceler, ayakta kalkmak adına verdiğin bin bir türlü mücadeleler zaman içinde kimliğini doldurur ve mütevazı, ağır, olgun, kendinden emin olunan, görmüş geçirmiş, akıl danışılacak bir güzel insan haline getirir seni.Emegine ellerine yüreğine sağlık ozude sozleride kendide yuregide ilmide yetenegide edebide güzelim
6 Mayıs 2019, Pazartesi, 18:30



Gönderen: Deniz Gökbayrak
5 mayıs 2019 boğa yeniayı.... - süper bir yorum...yine ruhlar nakış nakış işlendi..emeklerine sağlık
6 Mayıs 2019, Pazartesi, 16:18