19 Şubat 2019 Başak Burcunda Dolunay; Günaha Doymak Açlığa Doymak
  


19 Şubat 2019 Başak Burcunda Dolunay; Günaha Doymak Açlığa Doymak

“şefkatiyle ıstırabımı sonlandıran,
Kalbimin acısını bilen, artık acılarım sona erdi, artık üzüntü için yüreğimde
yer kalmadı, hakikatim olan BİR'liğe ulaştım-kavuştum, cennetin Rabbini
övüyorum-zikrediyorum-hamd ediyorum, Kıblene doğru secde ediyorum ve diyorum ki;
işte bugün kabul edildim…!!!

( “çünkü günah ve sevgiyle dolu ıstırap olmaksızın hiçbir şey ileri gitmez." Thomas Mann- Yakup Hikayeleri)

 

19 Şubat 2019 Tarihinde, TSİ 18.53’ de Balık/Başak aksında, BAŞAK burcu 0’de, Dolunay cereyan edecektir. Bu dolunayın bestesine, birden fazla enstrümanın katkısı mevcut. Ağır vurmalı, ince yaylı, hafif üflemeli, sazlı cümbüşlü.

 

Önce Bir Hatırlatma; Dolunay fazında burcunuz ne olursa olsun, ne ise o burca haiz olan konular tüm insanlığı ve yerküreyi aynı anda o konularda etkiler. Kitlesel etkileşim dediğim şey. İnsanların çoğu aynı konular üzerinde beynini yorar, çabalar, derin derin düşünür, anlık gelişmeler olur, aynı dönemlerde aynı konular içinde koşturur, burada devreye seçimler girer, insanın özgür iradesi, yaşadığı hayat içinde edindiği tecrübeleri, akıl melekeleri, ailesinden gelen kültürel yapısı, ait olduğu çevresel koşullar, çocukluk evresinde bilincine kaydettiği öz benliğine ilişkin korkular, cesaret, kaygılar, çekingenlik, özgüven gibi artı ve eksi eylem öncesi birikimleri… Velhasıl yıldızlar üzerinden insan hayatına ilişkin ahkâm keserken potansiyelleri, sebepleri, önüne çıkacakları ve önünden çekilecekleri sıralarsın son raddede yine insanın kendisine aittir seçimi. Elbette çok özel alanlar vardır, bir insanın doğduğu anda aldığı tesirlerin fotoğrafına baktığında çok net gördüğün, kaçışı olmayan, deneyimlemesi gereken ve işin kuldan çıkıp Hakk’ın muradullahı olan. E o alanlara da fazla girmemek gerekir. Bu ilmin önceliği kehanet değil,  birlikte güzelleşmek, kendimizi bilmek-tanımak, bu yolculuk sonrası için hazırlanmak ki kendimizi bildiğimizde, akıl melekelerimizi kalbimizle kardeş ettiğimizde, şu içinde olduğumuz şehadet âlemindeki işlerimiz de hoş olur değil mi? Hayr imiş şer imiş bilirsin nedir ne değildir, değil mi? İkisi de bir, ikisi de nimet, kahrolmazsın hemen bir ufak kıymık battı diye eline, dert etmezsin kendine neden olmuyor, neden böyle oldu diye. Sen bilmişsen kendini, bulmuşsan hakikatini, hak olanınca, şaibesiz, haramsız, arkasından ağlayansız yapmışsan seçimini, bilirsin Muradullah böyle, kabz olmadan bast olmuyor sultanım…


Daha çok nüanslar var elbet, ince ince incitmeden ama değinilmesi gereken kendimce başta tabii ki kendi nefsime, bazen bilsek de kendimizi, akıllı davransak da, gelir işte başa bazı haller, bazen düşeriz, çıkarız raydan, bir yalpalarız olduğumuz yerde, bir titreşim haline gireriz, ha kaydı ayağımız kayacak, yaparız birkaç hata sonra gelir başımıza bir imtihan sorarız niye, e bu hallerimiz de var nitekim. Lakin yolu bulmuş olan yolcunun geri dönüşü olmaz, tam anlamıyla düşüşü de olmaz, biraz geriler, biraz hırpalanır özü, yine devam eder istikameti üzerine. Peki, o yolu o istikameti hiç bilmeyen, tanımayan, bilmek istemeyen, anlamayan, öyle kapılır ki dünya yaşamına, hakaretin en büyüğünü yapıp kendine, üç saniyeden daha az olan bir ömür süresinin, aldanıp göreceli uzunluğuna, burada oldubitti her şey,  yok gibi buradaki filmin devamı, sürekli şikâyet, sürekli karamsarlık, sürekli bir endişe ve huzursuzluk, sürekli çat-pat ona buna hır gür, aklı fikri sürekli birileri ile çatışmada, tanrıcık ilan edip kendini git gide yalnızlaşmakta, etrafında sahte yığınlar toplamakta, düşünce kudretten, bilince acziyetini o da anlayacak elbet asıl patronun kim olduğunu, yazık eder o gül canına, o latif varlığına. Yardım edelim onlara, varsa etrafınızda dikte etmeden, gözlerine sokmadan, onları incitmeden rahatlatalım e mi.  Hataları ve günahları çok olan ve bundan nedamet duyan insanları da basalım bağrımıza.

 

“sütleri kudret gölünden alınmış, damızlığı o kırklardan çalınmış, orucu tutulmuş farzı kılınmış, hak etmemiş o kuluna zulümü”

 

Bizler de az değiliz, bizlerin de geçmişi kınalı ve dahi geleceğimiz sınanmalara gebe, hoş görelim, kırmayalım, kırılmayalım… Kaç kişi anlayacak bu yazdıklarımı işleyecek haline bilmiyorum ama bir kişi de olsa bu halin hırkasını giyen kâfidir. Eleştiriyi bırakalım, bırak dil ile bakış ile dahi birbirimizi yaralamaktan imtina edelim. Gelin hep beraber bir de bu hali deneyimleyelim.

 

Hakk Teâla, hepimizi bir ölçü içinde halk etmiş, hepimizin seçimlerini bilmekte, kader olgusu Hakk’ın her şeyi bilmesi ve ölçüsünce insanın eğilimine göre sebepler vücuda getirmesidir. Yaptığımız seçimler ise kaderin tecellisi. Hakk öyle istedi diye değil dünya hayatındaki basit dünyevi işler için attığımız adımlar, biz seçtiğimiz içindir. Parlak bir haritaya sahip olsa kişi, ömür çizgisinde kendisinin yaşam yıldızı en tepelerde güzel görünümlerle güçlense, Çok güzel giden bir işi, kul kendi eliyle mahvedebilir, doğduğun anda aldığın tesirlerin içinde lütuf da mevcut, mihnet de, lütuf, layık olmak ise, layık kalma meselesi var bir de… İş bu nedenle, bir şey lütuf olmuş ise, zannetmeyelim hep o bizimle layığız buna ve hakkımız, değil efendim değil, layık kalmazsan el Adl. Tezahürü var bir de… Yönetici olmuşsundur en tepede, mihnete düşersin er ya da geç bir gurur ile geliverir bir transit, akılsız bir seçim bahane olur her şeyin bitişine… Gururdan, kibirden, hırstan başa gelenler ayrıdır efendim, kendinden gayrısına zararı olmayan hatalar ayrıdır. İkisi de zulm etse de kendisine, biri saflığından diğeri kurnazlığından ileri gelmekte…

 

Haddim midir? Değil midir? Bilmiyorum ama hem kendime hem de bu satırları okuyan ezcümlesine; yaşamlarınıza bakın, Yaradanın size nasip ettiği şeylere şöyle bir dönüp bakın, layık kalma meselesine biraz kafa patlatın, dil ve elinizle eyleme geçeceğiniz seçimlerinizi çok dikkatli yapın e mi, gurur gelir yerleşiverir tam ana damarınıza, güm güm vurmaya başlar, şöyle bir havalanırsınız, bir büyüklenme, bir kendini ayrıcalıklı hissetme, işte o anda çok çok dikkatli olun e mi. İnsanın en büyük savaşı nefsi ile kendisiyle…gururdan düşmeyelim mihnete…düşeceksek hakkın önce celal sonrası ikram olan imtihanından olsun, kendi elimizden değil. Gazamız mübarek olsun: )

 

“aşkın şerbetinden içen aildir, kırklara nişan gösteren saildir, şah hatayi (elif)hizmetine kaildir, mevlam açlığa doyursun, mevlam günaha doyursun kulunu

 

Şimdi bakalım gökyüzü tezgâhına ne gibi hırkalar biçilmekte;

 

Dolunay’ın bir ucu Balık diğer ucu Başak, birinin konağın on ikinci ev, diğerinin konağı altıncı ev. Ruhsal ve fiziksel sağlığımız, bu yönlerde iyileştirme adına vereceğimiz çabalarımız, fedakârlık derecesinde canu başla kendimizi adadıklarımız, günlük hayatımız içinde en çok koşturduğumuz, boğuştuğumuz zaman öldürgeçleri olan uğraşlarımız, yorgunluklarımız üzerinde yeni bir düzenleme yapma gereği ortaya çıkacaktır. Başaktaki her dolunay hayatımıza ilişkin salt sağlık değil, sağlıksız ve düzensiz olan ilişkilerimize, iletişimimize, hedeflerimize, günlük hayatta yer bulan işlerimize, birikmiş olan toksinlere, hayatımızda yer etmiş, enerjimizi sömüren vampirlere (mecazi), kendi üretimimiz olan korkularımıza, günah addedilen eylemlerimize ve hatalarımıza, defolu olan yerlerimize, davranış ve düşüncelerimize yönelik detoks anlamına gelmekte. TAM ANLAMIYLA NASİBİNCE hayatınızda sağlıksız olan, moral bozan, sizi emen, tüketen, bitiren ne varsa İYİLEŞME DÖNEMİ. Gel gör ki; Seçim bize ait, hissedersin, düşünürsün, ama kararı verip harekete geçecek sensin.

 

Başak ve Balık birbirinin aynasıdır, Başağın ihtiyacı olan teslimiyettir, zihnini susturacak, onu rahatlatacak, yoğun endişelerine dur diyecek bir balık aynasına ihtiyaç duyar, Balığın ihtiyacı ise, biraz tedbir biraz dikkat, ikisi birbirine karşı bakışırken birbirinden çok şey öğrenecektir. Kendimizdeki eksiğin ne olduğunu bulmak istersek, güneş burcumuzun karşı aksında olan burca bakmalıyız. Evet, fıtratımızdan gelir çoğu şey lakin zıddımızın içinde olan bizde de mevcut olandır. İnkâr edersek, ötelersek, görmek istemezsek zıddımızı, zaman içinde o inkâr ettiğimiz, bizim için tek çare olarak karşımıza çıkar. İş zıddımızla bütünleşmekte, birleşmekte, kabul etmekte. Başak biraz zihninin susmasını isteyecektir, madde aleminden uzaklaşıp kendi iç zenginliğini keşfedeceği bir yol arayacaktır, Balık kaçtığı, inkar yolunu seçtiği dünyevi gerçeklerle barışma yolunu seçecektir, başkalarına hizmet ikisi içinde ana malzemedir ama bu defa ikisi de kendilerine hizmet etmelerinin şuanda öncelik olduğunu idrak edecektir. Balık madde ile barışacaktır, Başak mana ile. Balık fiziksel sağlığını iyileştirmeye yönelik çalışmalara girecektir, Başak ruh sağlığını iyileştirecek çalışmalar içine. Bu yolları aşmış geçmiş olan Balık ve Başaklar için değil tabii ki bu sözler, bizimgillere: )

 

“yüklerin la'l ü gevherden tutmuşlar, toplayuban bir mizanda çekmişler, dost bahçesine muhabbet ekmişler,  öğrenigör bağıbanın dilini”

 

Kraliyet yıldızlarından Kuzey kapısının gözcüsü- vekili İsrafil –Regulus 2011 yılında Başak burcuna geçiş yaptı, evvelki makalelerin birinde bahsetmiştim hangisi hatırlamıyorum şuan, Aslan Burcunda idi asırlardır,(M.Ö.156-M.S.2011) Başak’ta seyrine devam ediyor, İbnu’l Arabi ks. Berzah alemi için Başak Burcu hükmündedir demiş, İsrafil’in İslami terminolojideki manası itibariyle, Başak ve Regulus Yıldızı (el kalb el esed), vakit daralıyor anlaşılan, Kalpler tartılıyor, Aslan’ın kalbi, Aslan ve Altın, saflık derecelerimiz, ayarlarımız bireysel değil, kolektif olarak ortağı olduğumuz insanlık bilinci çözüldükçe çözülüyor anlaşılan. Şuanda hissedemeyebilirsin, anlamamış da olabilirsin. Fazla düşünme burayı es geç.

 

Regulus yıldızı, kavuştuğu yıldızın/gök cisminin doğasına göre yeryüzündeki işlere vekillik ediyor, sadece ve sadece kavuşum mühim, sabit yıldızlarla açı ilişkisinde sadece kavuşumdur baz alınan, geri kalan açılar hikâye, gök cisimlerinden insan doğasının iç /batıni yönlerinde hüküm sahibi olan Ay ile kavuşumu, insan iradesine yönelik korkular ve zaaflarına ilişkin kendine çeki düzen vermesi için iç sesini daha net duyacağı anlamına gelebilir. Regulus (İsrafil)Yargı demektir, Mahkeme –Duruşma Günü- Mahşer topluluğu demektir, insanın yargıcı vicdanıdır, Hepimiz için elimizle kazandıklarımızdan başkası yok ötelerde.

 

Aman ne bileyim işte, yine bi haller bi haller… Şuraya (.) koydum, çoğaltması sizlerden…

 

"O insan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalplerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?" (Âdiyat: 9-10)

 

Boğa Burcunda konaklayan Mars, Başak Ay ile Toprak üçgeni yapmakta, Balık Güneş ile 60’lık yarım üçgen yapmış, Su ve Toprak işaretinin 0-10 dereceleri dâhilinde dünyaya gelenler, 2.6.10. evleri Boğa işaretine düşenler için, hareketli bir dönem mevcut, yaş aralığı 31-42 arasında olan bu yerleşimlere sahip kişiler için, 2019 Eylül ayına kadar olan dönemde, sabır ve kararlılıkla düz yollarında, sağa sola bulaşmadan, kulaklarına üflenenlere aldırış etmeden, kendi ürettikleri korkularına geçit vermeden, bir iki mihnete düşseler de, pes etmeden ne ise duaları, umdukları, kurguladıkları, yapmak istedikleri olumlu neticelerini göreceklerdir sanırım. Ay fazları ile ya çürür elimizdekiler ya da tohum olur toprağa ekilir, harekete geçilir, mutlaka bir sebep, bir vesile önümüze, düşüncemize kadar gelir, hani çoğumuz demişizdir, “aaah ah! Zamanında şöyle olmuştu, yapmadım da, kabul etmedim de, adım atmadım da, başka şeye merak saldık, başka yöne gittik, düşünemedim bugünlerin geleceğini, akıllı davranamadım, oysa önüme kadar gelmiş vb.” dediğim anlaşıldı umarım. Pek çok hikâyenin birleşimiyle oluşan insanın el kitabında mevcut olan “ üzümün çöpü, armudun sapı” hikâyeleri misali…

 

Ve ağır vurmalı çalgılara bakalım, Oğlaktaki Satürn-Venüs birlikteliği, Balıktaki Neptün-Merkür ile olumlu bir görünüm yapmış, Neptün’ü gördüğün her yerde bil ki, orada bir kurban, bir şehit, bir fedakâr vardır, Satürn’ü gördüğün her yerde bil ki, ortada kaçınılmaz bir görev vardır, külli kader hükmündedir, aşman gereken bir dağ, alman gereken bir ders, geçmen gereken bir engel vardır. Sabır ile Fedakârlık arasında bir bağ kurulmuş, nasıl anlarsan anla, toprak ve su işaretleri başta olmak üzere, balık ve oğlağın yerleştiği yaşam sahneleri 10-20 dereceleri içine alanlar için; örneğin Balık 15 derece 11.evde, örneğin Satürn 19 derece 5.eve denk gelmekte gibi, işimize yaramayan, bize sorun çıkartan, her defasında başa döndüren, iletişimin çözemediği (Merkür), sevginin (Venüs)yetersiz kaldığı, fedakârlığın suistimale uğradığı (Neptün) konularda bir iyileşme, artık sabrın sonundaki menzile erişme gibi bahaneler çokça devreye girecektir ki girmiş olmalı ben bu satırları yazarken: ) Ayaklar yere sağlam basacak, başta esen kavak yelleri yerini ciddiyete bırakacak, hani kral çıplak var ya, çıplakmışız meğerse ve etrafımızdakiler dalkavukmuş, net bir şekilde aydınlanma yaşanacak sanırım: ) şerdeki hayra bak hele hele, Satürn+Venüs - Neptün+ Merkür, Oğlak+Balık işbirliğiyle hayatlarımız için daha şefkatli bir yaklaşım ve daha bir net görüş ile,  ilk başta acıtsa da sonunda ferahlık getiren gelişmelerin içinde olacağız sanırım. Neptün insanına, bir Satürn şart, yoksa daha çok vurgun yer bu hayali okyanusta…En azından acıtsa da Satürn’ün disiplini, katılığı, akılcılığı, zor gelse de o sınırsız o duygusal varlığına, en azından bir kere yer tam yer vurgunu ve der; dersimi aldım, ediyorum ezber :)

 

Velhâsıl-ı kelâm; Sözün Özü, Bu dolunayda en çok hissedeceğimiz yaptığımız hatalar ve sonuçları, irademizi devreye alamayıp içimiz yana yana işlediğimiz günahların pişmanlığını aklımıza, kalbimize getirecektir. Bir daha yapmayacağım, bu son, hep aynı tuzağa neden düşüyorum, neden bu ısrar kendime neden bu zulm diye yanacağız döne döne galiba. Başlamışsan yanmaya olmanın kapısından davet vardır… İYİLEŞİYORSUN İŞTE adamım/kadınım…


Başak iffetin, temizliğin, dürüstlüğün, çekingenliğin, mahcubiyetin sembolü, Başak beslenme alışkanlıklarımızın, gıdaların sağlık tarafında olan sembolü, hem fiziki açlık hem de ruhi açlık Başak Burcu alanına verilmiş, işbu nedenle Rabbim cümlemizi doyursun hem günaha hem açlığa, öyle bir doyalım ki, halimiz mecalimiz kalmasın bir daha aynı hallerin içinde olmaya, bu mevzular çok çok ince mevzular, bu çöplükte ancak bu kadar.


İyileşme dönemidir bu dönem, ikide bir kanatmayı bırakmalı eski yaraları, vedalaşmalı galiba, hep aynı döngünün içinde dönmek kaderin değil ki, sürekli aynı hatalara düşmek, aynı günahların yakıcılığında yoğun pişmanlıklarla yaşamak, yapıver seçimini alemin gözbebeği değil misin sen, en değerli hazineler sende değil mi? Çıkarıver o hırkayı al buyur yeni hırkanı giyiver, Sen değişirsen değişir aleminde değil mi? Hadi Elif, Hadi Cananım e artık sende şu gerçekte olmayan  hırkanı atıver, kral çıplakmış meğerse, herkesi giydirdin kendin kalmışsın üryan, al şu hırkayı da sen giyiver… önüne çıkan herkesi doyurdun kendin kaldın aç, al şu lokmayı da sen yiyiver, günahın kollarında feda ettin çok kere kendini, doydun mihnete, al şu sevabı da gidiver…


“aşkın şarabından içtim hak oldum, kudretten donumu giydim pak oldum, hem hakk'a ulaştım hem de hak oldum, anın içün irad etmem ölümü “ Şah Hatayi

 

Sevgimle Kalın e’mi

Elif Hece Öztürk

18 Şubat 2019 – yarın itibariyle İstanbul

*Görsel Ressam İbrahim Balaban'a aittir"

 astrolojistik@gmail.com



Annem...


(3) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: Nurşah
İyi ki varsın! - Canım benim doğum günün kutlu olsun.
Kalbim sizinle...
4 Mart 2019, Pazartesi, 21:45



Gönderen: Nur
Can canım - Elif'im iyileşmeye devam seninle. 24 Kasim'da kiyidan döndüm. Aralardan iyileşmeye Yüreğinden öpüyorum, yine bir 40 yaş yorumunu hatirlatmak istedim. Kuzum her paragraf anlatiyor zaten...
3 Mart 2019, Pazar, 13:40



Gönderen: Nalan
Kabz olmadan bast olmuyor sultanım. - Neptün’ü gördüğün her yerde bil ki, orada bir kurban, bir şehit, bir fedakâr vardır, Satürn’ü gördüğün her yerde bil ki, ortada kaçınılmaz bir görev vardır, külli kader hükmündedir, aşman gereken bir dağ, alman gereken bir ders, geçmen gereken bir engel vardır.Ellerine emeğine yüreğine sağlık kendide ozude sozleride yuregide ilmide yetenegide edebide güzelim.
19 Şubat 2019, Salı, 03:36