30 Nisan 2018 Akrep Dolunay Etkileri; Ne Yazarsan Yaz Doktor

“Her insan bazen kendini çok özel hisseder, dünyanın odağındadır adeta, merkez odur. Her şeyin kendi etrafında döndüğünü, o olmadan hiçbir şeyin anlamlı olamayacağını falan zanneder.. Dünyanın hakimi olmuştur artık. Ve bunu insanlarla paylaşmak ister. Telefona uzanır, ama anlatabilecek kimsesi olmadığını görür. Dünyanın merkezidir o, ama bunu paylaşabileceği kimsesi yoktur.. Sonra ayakları yere basmaya başlar. Bulutlardan inmiştir artık. Yatağına kapanır. Büzülür, büzülür, büzülür.. Küçücük bir nokta haline gelene kadar yaklaştırır diz kapaklarını kafasına. Sonra biraz ağlar. Daha sonra da bunun ne kadar saçma olduğunu fark eder. Sonra konuşur. Kendi kendine konuşur boş boş.. Sonra.. Bundan sonrası yoktur. Hayatın tam da orasına takılıp kalır bazen insan..” - Ali’m LİDAR

 

30 Nisan 2018 Tarihinde, TSİ. 03.58’de, Akrep/Boğa aksında, Akrep 9° ‘de, Ay ve Güneş’in karşıt açı yapıp, ayna görünümünü alacağı bir Dolunay deneyimleyeceğiz. Akrep derin, yoğun, tutkulu ve takıntılı yönlerimizi, krizleri, kesin sonlanmalarının ardından dönüşüme uğrayıp, ayağa kalkıp bambaşka bir şekilde yeniden doğrulmayı, doğmayı simgeler,  su unsurunun gazap, karanlık, en dip ve basıncın en yüksek olduğu yer akrep alanıdır. Akrep stratejik savaşır,  işi şansa bırakmaz, kaybedeceğini anladığı anda, gerekirse illegal yöntemlere başvurabilir, asla yenilgiyi hazmedemez. Yenilgiye uğramış ise, mecazi bir ölümü deneyimlemeye başlar, karanlık, uzak, kimsenin kendisine ulaşamayacağı, derin yalnızlığına çekilir, kendisini dönüştürür ve yeniden çıkar sahaya. Balık savaşmaz, kaçar, bırakır gider, vazgeçişi teslimiyettir, savaştığı kişinin, içindeyken göremediği en dip hali, en korkunç hali görür, değer mi değmez mi, değmiyorsa, eyvallah der çeker gider,  yengeç yapışkandır, savaşmayı bilmez, geri de çekilmez, bol bol konuşur durur, suçlayacak kişi arar,  sığ olan yüzeyde olanı görür ve ona göre savaşır gibi yapar, ama sadece gibi yapar, tehlike diplerdedir bilmez, göremez. Üçü de su, üçü de aynı etkiye farklı tepkiler gösterir.  

 

Bu özde olan bilinçtir, zaman içinde farklı hallere bürünür, iyi savaşan, derinliği gören, savaş meydanında ondan bundan destek gelsin diye beklemeyen, cesur yengeçler de olabilir, kaçmak yerine üzerine giden, iyiliği silah gibi kullanıp, düşmanını iyilikle, utandırarak alt eden, savaştan galip ayrılan balıklar da vardır, yenilgiyi hazmeden, illegal yollara başvurmayan, dürüst ve açık savaşan, kendisini yenen bileği öpüp alnına koyan akrepler de vardır. Öz Bilinç sonradan dünya hayatında kişinin kemalatına göre eksisi artıya, artısı eksiye dönüşebilir.

 

Yıldız tesirleri, katmanları olan bir havuzun, ben diyeyim nefs, siz deyin ilkel güdüler katmanına daha çok tesir eder. Birkaç yıldız tesiri vardır (meslek sırrı), yolu doğrultmak konusunda insanın düşüncesine nüfuz eden, doğruyu fısıldayan, kişiyi koruyan lakin bu duyduğumuz sesi dinlemek, kandığımız, dalıp gittiğimiz dünya hayatında pek işimize gelmez. Nefs; hırs, şehvet, tanrıcılık hastalığı, doyumsuzluk, karamsarlık, ümitsizlik, tembellik, şiddet, yalancılık, riyakârlık, menfaatperestlik, cimrilik, hırsızlık, öfke, intikam, bencillik, yüksek ego, kısacası doğal olan her şeyin aşırısı, ölçüsü olan her şeyin ölçüsüz olanına meyl gibi. Her insan dünyevi imtihanını (dinamik kader-aktif ya da pasif kalmak cüz-i irade dedikleri; seçimi) sırtlanır doğar, nefsini bilen kendini bilir dedikleri bu olsa gerek. Yıldız ilmi asıl işlev olarak,  imtihanlarımızın nerelerden geleceğini bilmek, nefsimizi tanımak, ola ki nefsimizle sınanıyoruz ona göre seçim yapmak adına, bir şeyin evvelinden sonunu görmek adına gereklidir. Nefs denince maalesef akıllara sadece şehvet geliyor, yanlış pompalama, teologlarca yüzeysel yarım popülist anlatımlar nedeniyle. Aşırı yemek yemek de bir tür nefs hastalığıdır. Bir işi aşırı istemek de bir tür nefs hastalığıdır, takıntılar-obsesif durumlar da, bir insanı zorla kendisine bağımlı hale getirmek de… Tüm bunların ve daha fazlasının cevabını, ruhsal sıkıntılarımızın, istemsizce yaptığımız davranışların kaynağını, nefsimizin nerelerde zaaf göstermeye meyilli olacağını, doğduğumuz andaki gökyüzü konumuna bakarak öğrenebiliriz. Sonrası Islahat gayreti, Takdir ve Hidayet Hüda’nın.

En çok neye mutlu oluyorum derseniz, kimsenin mükemmel olmadığına, hepimizin hatası bir günahı olduğuna, yüz kere tövbe edip, yine aynı hataya düşüyor olmamıza, zira her hata, her günah insanı doğruya, Hakka yakınlaştıran bir sebep, hepimizin sırayla sınanıyor olmasına, sınanmadığımız günah-hata için ben şu alanın masumuyum deyip sınananı yargılamaya, kötülemeye, dışlamaya hakkımız olmadığına. Bu çok güzel bi’şi: ) Evet eşitiz, nerede eşitiz, günaha ve hataya meyilli olmamızla. Sadece asil günahlar var, çok asil masum hatalar var,  kastettiklerim bunlar. Hakka yakınlaşmaya vesile olan günahlar, hatalar… Temas ettiğim bu günah ve hataların neleri kapsadığını yakınlarım biliyor, şimdi uzatmayım: ) Ayetlerle örnek de verebilirim, daha anlaşılır hale getirebilirim ama sizler araştırın e mi. Yaşasın günah işleme özgürlüğü! :)

 

Akrep Burcunda gerçekleşen dolunay fazında, Bilinçaltımızın katmanları tıpkı bir tomurcuk çiçek gibi tek tek açmaya, açılmaya başlar, bu açılma,  bir  kamışı (kargı-sarı kamış) kesip, kurutup, içini yakıp, dışını koruyup, dokuz boğumlu (bebeğin ana karnındaki süresi) yedi delik açıp (insanın iç âlemindeki yedi yol, insan kafasındaki yedi delik),  kamıştan bir ney meydana getirmek gibi, önce kesmek, acıtmak, kurutmak,  sonra ısıtmak, yakmak, en nihai kamıştan bir sesin çıkması gibidir. Şimdi kulaklarımız daha hassas olacaktır, bizlerden farklı bir ses çıkacaktır, içimizdeki ses yükselecektir. Bu sesin tonlamasında seçim bize ait, isterseniz yumuşacık huzur veren tatlı bir ney sesi, isterseniz kulak tırmalayan, akordu bozulmuş, bam bam irrite edici bir davula dönüşebilir tonlamanız.

 

Ve şimdi biraz Gök ve Yer zamanından bahsedelim, Zaman kavramı sadece insan içindir, zamandan ve mekândan münezzehtir Yaradan, gökyüzündeki şuana baktığımızda, hem savaşan, zıtlaşan enerjileri, hem de uyumu, iyimserliği, genişliği, sabrın sonunda sabredenin erişeceği mükâfatın yakınlaştığını yeryüzüne getiren enerjileri görmekteyiz. Biz şuanda bu göksel gezginlerin birbiriyle olan iletişiminin yansımalarını anlatıyoruz lakin şuandaki enerjiler çoktan start vermiş durumda. Şuanda insan üzerindeki hal 18- 19 Kasım 2017 senesinde başlangıcını yaptı,  30 Ocak 2018’de netleşti daha görünür oldu ve şimdi ise sonuçlanma safhasına geldi. Sabit işaretler zorlu, ama köklü başlangıçları başlatır, istikrar ve sabır gösterirsen huzura, tedbirsiz gider, aşırı kendine güvenir, yeterince başladığına sahip çıkmaz, büyük büyük beklentilere girersen, insanı boşluğa düşürür. Ne kadar kaliteli olursa olsun tohum, sabır denilen su ile sulamazsan çabuk çürür. Akrep çürümenin işaretidir ve yine hasat, emeklere verilen değer akreple ilintilidir, Boğa tohum ise, Akrep tohumun sonuçlarıdır.


Tohumun evveliyatı var ise, ektiğin ürünün değerini bilmek, takdirini görmek, haklı beklentilerinin sonuçlarını almak için, ya evet ya hayır cevabını en net şekliyle duymak için hazır olmalısın.


30 Ocak’taki Ay Tutulması yeniden harekete geçmiş durumda, şuan ki dolunay, Aslan/Kova aksındaki ay düğümleri ile sabit büyük kare oluşturmuş. Ceres’in Aslan’daki K.A.D. birleştiğini görüyoruz, Lilith’in ise Oğlak Burcunda kavuşumda olan iki süper-dengesiz güç Pluto ve Mars kavuşumuna eşlik ettiğini. Akrep Burcunda yer alan Müşteri/Jüpiter’in bu kavuşuma abartı eklediğini, rahatlık verdiğini görmekteyiz. Bu Açı Yod oluşturmuş, cinsel suçlarda artışlar, tacizler, şiddet, kıskançlık, çocuklara yönelik cinsel suçlar, yaşlılara yönelik şiddet ve yine yaşlılara yapılan cinsel suiistimaller, şu dönem gündemde yer alabilir. Bu yöndeki Nefs dizginleri serbest kalmış durumda, içinde olduğunuz topluma, yeni tanıştığınız insanlara o kadar iyimser bakmayın, ihtiyatlı davranmak, bir parça şüphe iyidir. Kaderde varsa olur mevzusu değildir, içinde olduğunuz ortamın, koşulların, sosyal ilişkilerin, her gün birileriyle muhatap olmanız gereken bir işiniz var ise, açık bir hedef halinde ise hayat şartlarınız, kaderin sebeplerine yakınsınız demektir. Eğitim için yatılı okula gönderilen çocuklar mı, yoksa her gün ebeveynlerince alınan ya da kontrollü şekilde okuldan servisle dönen çocuklar mı? Kader içinde bulunduğun şartlarla bir gider. Bu konuyu her alana yayarak düşünün, ailesinin eğitimi için destek verdiği, çocuğa belli etmeden kimlerle arkadaş diye takip ettiği, çocuğuyla ilgili, sevgi ve huzur dolu, imkânları geniş ailelerin kızları mı hani o kötü gözle baktığınız yola sapar, yoksa çocuğun varlığı varla yok arası olan, eğitim hakkı elinden alınan, çocuk işe gönderilip, dayak yiyip, parası elinden alınan, babası-annesi sabahtan akşama kadar çocuğun kazancını yiyen ailelerin kızları mı? Kader içinde bulunduğun şartlarla evet bir gider. İhtiyat ve şüphe ve direnç ve sabır ve kendisini dönüştürecek seçimleri yapmak maalesef her çocuğun başaramayacağı zorlu bir mücadele…

  

Akrep’te gerçekleşen ay fazları, temsili olduğu alanların aksi sedasını, gölge tarafını, korkuları su yüzeyine çıkarır. 30 Ocak’taki Ay Tutulmasıyla birlikte ele aldığımızda, Derin yüzleşmelere şahitlik edebiliriz. Aciz kaldığımız, elimizden bir şey gelmeyen durumları kabullenme ya da isyan şeklinde kabımıza göre bir dalgalanma olacaktır. Su unsurları teslimiyetçidir, lakin bu teslimiyet duygusu daha çok olgun balıklarda görülen bir şey, Akrep’te teslimiyet duygusu önce isyan, öfke şeklindedir, gücü tükendiğinde ister istemez teslim olacaktır. Şuanda dolunay Akrep’te ise bu etki, tabiat unsuru ne olursa olsun herkesi içine almıştır, acziyet ve kabz hali nedir, sırası gelenler, bu hali evvelden deneyimlememişler, kendine bana bir şey olmaz diye aşırı güvenenler için zor bir dönem olacaktır. Ay Düğümleri kader konularını içine alır. Ne yaparsak yapalım o durumu deneyimlemekten kaçamadığımız bir kader.

 

Alemdeki her zerre döner, (zikr hali) bu dönüşü bizler baş gözüyle göremeyiz, her şeyin bir molekülü var, ağzımızdan çıkan sesin de, düşünme sistemini oluşturan organların da, katı sert gördüğünüz eşyanın da, sabit gördüğünüz dağların da, her şeyin içinde durmadan dönen, hareket halinde olan bir yapısı var, bu dönüş halinde 2017 Kasım ayı itibariyle,  Kalpler kabz, beyin celali bir dönüş içinde. Sırasıyla hepinizin hayatında tesadüf eylediği, kimimizin uğurladığı, kimimizin yeni yani içine girdiği, kimimizin yeni yeni uğurlayacağı bir hal bu. 2018 Temmuz ayından itibaren yerini bast haline, cemal haline bırakacaktır. Biraz daha sabır e mi. Ekonomik olur, sağlık olur, huzursuz ilişkiler olur, yapılan işten zarar etme olur, alınan bir şeyin beklentiyi karşılamaması olur, yeni kurulan iletişimlerin sağlıksız olması, sizi huzursuz etmesi, nereden iletişime geçtim şimdi ben demeler gibi haller, ruhunuzu kabz eden türlü türlü yaşantınıza göre konular… Oluşturduğumuz hayat standartımıza, kurduğumuz ilişkilere, hayattan beklentilerimize vb. her yaratılanın kendine göre olan bir kabz hali bu. Acziyeti, elimizin kolumuzun bağlanıp çaresizliği, durgunluğu, bekleyişi deneyimleyeceğimiz bir hal bu. Bu kabz halini önce Hava ve Su Unsurları geçirdi atlattı, şimdi ise Ateş ve Toprak unsurunda olanlar için devam etmekte. ( Başak-Oğlak-Boğa, Aslan-Koç-Yay)

 

Oğlak’ta seyreden Satürn/Zuhal, Dolunay ile olumlu açı yapıyor. Satürn gerçekçi çalışır, somut verilerle ilgilidir, katıdır, kuralları vardır, ekilenin biçilmesidir, en ufak bir hatayı cezasız bırakmaz, zaman döngüsünde karşımıza bazen aynıyla bazen farklı şekillere bürünerek hayatımıza bir noktasında bedel ödetir, ekilen üründe şaibe yok ise, hata yok ise, sabır ile gidilmiş ise Satürn’ün dokunduğu en sert açı ilişkisi, devrede olduğu en keskin zamanlar dahi mükâfata dönüşür. Bunu yıldız ilmiyle uzak yakın, az buçuk oradan buradan derme çatma bilgi sahibi olanlarınız dahi gayet iyi bilir. Satürn Oğlak daha çok yeryüzünde ekonomiye çalışır, maddeye, paraya, terfiye, statülere, iş alanlarına, büyük kurumlara, otorite figürlerine, bir yerin en tepesinde olanlara, patronlar dünyasına çalışır, Boğa kararlı ve sabırlı bir işarettir, değerleri yüksektir, kendince her şeye adil bir sıralama ile değer notu biçer ve yanılmaz da, kendisinin de değerli olduğunu hissetmek ister, değerinin ederini mutlaka somut olarak görmek ister ve istemekle kalmayıp sabırla gidip o hak ettiği değeri almayı iyi bilir, Akrep güvenlik ister, eminlik ister,  sabırlıdır ama bu bekleyişte asla işi şansa bırakmaz, lehine sonuçlanması adına, geri planda kontrolü elden bırakmadan çeşitli çalışmalara yine devam eder. Dolunay fazında herkes 12 parçadan az az alıp bir bütün olup, güneşiyle doğmuştur, Güneşiniz hangi burçta olursa olsun, özellikle benim yazılarımı okurken, sadece Akrep ve boğa için yazılmış diye asla düşünmeyin, herkesin bilinci açık halde, o esnada ay fazının gerçekleştiği burç/aks hangi işarette ise, o anki hava durumu ne ise herkes aynı ölçüde etkilenir.

 

Velhasıl-ı kelâm: Sözün Özü, Yeryüzü kabz halinde, bir darlık söz konusu, her şeyi olanın, görünürde huzursuz olması için bir sebep olmayanı dahi kabz halini deneyimliyor, acziyet, aciz kalmak, çaresiz kalmak, rahatsız edici duruma mecburi bir boyun eğiş içinde kalmak, teslim alınmış duygusu, üzerinde kendi iradesi dışında başka bir iradenin hüküm sürdüğünü hissetmek gibi durumlar mevcut. Sabırla giden kazanır. Temmuz ayından itibaren en azından geneli etkileyen şu hal ortadan kalkacak, alem zıtlık ilkesiyle bir dönüşüm içinde, şimdi kabz yarın bast. Tabii ki bu şu demek değildir Temmuz’dan sonra herkes için rahat, doğru düzgün durmaz, akılsızlığa devam edersen sana bast dahi kabz: )

Uzun zamandır yazmıyorum, nedenini yakınlarım biliyor, buraya yazmaya lüzum yok: ) Tıp okuyom ben yhaa, prof.dr. olcem: )  Derslerim yoğun: )  Pek çok yerde muhtemel Dolunay Etkileri diye okuyorsunuzdur, benim anlatım şeklim oldukça farklı, bir konuyu ele alırken, dar alanlara, basmakalıp anlatımlara hapsetmiyorum, daha geniş görmenizi ve düşünmenizi sağlıyorum, birbiriyle bağlantısı yok gibi duran, oysa oldukça yakın ilişkide olan konuları birleştirip anlatıyorum.  Bildiklerimi süzerek, sizinle paylaşıyorum, hem kendimi eğitiyorum bu yolda hem de sizlerin eğitimine katkı sağlıyorum. Kimi öncüdür kimi takipçi, kimi orijinaldir kimi taklitçi, Astrolojistik adı altında 12.seneyi geride bırakırken bu yola yeni çıkan pek çok isime ilham kaynağı oldum, öncülük ettim ve orijinalitemi her zaman korudum. Ay şimdi bunları niye yazdım ben, Akrep dolunayı 12.evim nt. Müşteri kavuşumunu yaşıyorum, egom varmış ya benim hele hele, ego yaptım, nefsimin zaafını yakaladım, artık egoluyum, bak dışarı vurdum: ) Hay nefsim gördün mü, eskilerden kim kaldı bir İlber Hoca bir de Elif: )

Sevgimle Kalın e’mi

Elif Hece Öztürk

30 Nisan 2018- Ankara Tıp’tan bildircem Doktor olcem

 astrolojistik@gmail.com

 

Her şeye rağmen, Beratınız AK gelsin:) Hayırlı Beratlar

-"Doğrusu, ben nefsimi temize çıkar(a)mam. Çünkü Rabbimin merhamet edip korudukları hariç, nefis daima fenalığı ister, kötülüğe sevkeder. Doğrusu Rabbim gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)." Yusuf suresi 53

“Ve (ekledi:) “Bununla birlikte, hiç bir zaman nefsimi de temize çıkarmam. Çünkü nefis, daima ve ısrarla kötülüğü emreder; meğer ki Rabbim, hususî olarak merhamet edip koruya. Şurası bir gerçek ki Rabbim, günahları pek çok bağışlayandır; (bilhassa inanmış kullarına karşı) hususî rahmeti pek bol olandır.” Yusuf Suresi 53

" Yaz Bana, Ne Yazarsan Yaz Doktor

Öldüm ama Hayattayım Tarifi Çok Zor "

işimiz bu; reçete yazmak:)


(5) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: Özlem
. - "Biliyorum zor, bir zor kelimesidir dolaþýyor dilime, öyle bir zor ki, zor çok kolay kelime..."
4 Mayıs 2018, Cuma, 00:25



Gönderen: AHÝRETLÝÐÝN
DOLUNAY - Caným hecem,aylardýr bakýyorum buraya,nerelerdesin sen? çoook özledimm....dualarýmdasýn,hissediyorum biþeyler var :( dikkat et kendine...unutma ablacýný dualarýnda emi....CANIMSIN...
3 Mayıs 2018, Perşembe, 10:46



Gönderen: esin
Kabz halinde can çekiþen ben - hergün kontrol ediyorum sayfayý bugün görünce nasýl sevindim üstelik dibine kadar kabz hali yaþarken, bu darlýklardan da yaradana sýðýnarak çýkmak nasip olsun inþallah
Bizi merakta koyma Elif hocam,selam ve sevgilerimle
1 Mayıs 2018, Salı, 09:55



Gönderen: Selin
Þükür kavuþturana.. - Her gün sayfasýna bakmaktan yoruldugum.. Etme boyle ayrýlýklar bir daha E mi? Þimdi önce namaz sonra yazýný okumak sonra da sindirip hissettigimi yoruma yazmak olacak..hoþ geldin yeniden..
30 Nisan 2018, Pazartesi, 23:44



Gönderen: Nalan (Zuhalde olabi
Oku kitabýný! Bugün sana hesap sorucu olarak öz benliðin yeter.ÝSRA 14 - Her þeye raðmen, Beratýnýz AK gelsin:) Hayýrlý Beratlar

-"Doðrusu, ben nefsimi temize çýkar(a)mam. Çünkü Rabbimin merhamet edip koruduklarý hariç, nefis daima fenalýðý ister, kötülüðe sevkeder. Doðrusu Rabbim gafurdur, rahimdir (affý ve merhameti boldur)." Yusuf suresi 53

“Ve (ekledi:) “Bununla birlikte, hiç bir zaman nefsimi de temize çýkarmam. Çünkü nefis, daima ve ýsrarla kötülüðü emreder; meðer ki Rabbim, hususî olarak merhamet edip koruya. Þurasý bir gerçek ki Rabbim, günahlarý pek çok baðýþlayandýr; (bilhassa inanmýþ kullarýna karþý) hususî rahmeti pek bol olandýr.” Yusuf Suresi 53

" Yaz Bana, Ne Yazarsan Yaz Doktor

Öldüm ama Hayattayým Tarifi Çok Zor "

iþimiz bu; reçete yazmak:)ELLERÝNE EMEGÝNE YUREGÝNE SAGLÝK.Sozleride ozude kendide güzelim❤️

30 Nisan 2018, Pazartesi, 18:07