Pozitif Dergisi- Aycan Aþkým Saroðlu & Elif Hece Öztürk (Röportaj)
  


Pozitif Dergisi- Aycan Aşkım Saroğlu & Elif Hece Öztürk (Röportaj)

Gazeteci-Yazar: Aycan Aşkım Saroğlu

Konuk: Elif Hece Öztürk

Yayın: Pozitif Dergisi (Doğan Medya)

Konu: Astroloji- Yıldız İlmi

Başlık: Astroloji Kaderin Yorumlanmasıdır

(Kader Olgusu ve Yıldız İlmi Üzerine Elif Hece Öztürk ile Söyleşi)

Tarih: 21 Ağustos 2017- Ankara/İstanbul

Yayın Tarihi: 18 Aralık 2017

 

A.A.S: “Astroloji kaderin yorumlanmasıdır” diyorsun, bunu biraz açar mısın?

 

E.H.Ö: İslam inancında Amentü Esaslarında Kadere ve Kazaya İman şartı vardır. Kader, ezelde Yaratıcının, yarattığı ruhların ne yapacağını, dünya hayatında ne gibi yönelimlere sahip olup, yöneldikleriyle nasıl tercihler yapıp, nasıl sonuçlara ulaşacağını bilmesidir. Kendi çabamıza bağlı kılınmış olan kader cüz-i kader, hangi coğrafyada, nasıl bir anne babadan dünyaya geleceğimiz, bizden bir nesil devam edecekse evleneceğimiz insan ve ecel gibi konular ise külli kaderdir yani Statik Kader. Yaratılanın hiçbir fonksiyonunun, seçim iradesinin olmadığı konulardır bunlar. İşte yıldız ilmi ehil ve ehli olanın elinde ise, insanın seçimlerine bağlı olan kaderini, yani Dinamik Kader olgusunu, o yıldızlı tarladan, bireyin payına düşen toprağa bakıp, ürünlerini yorumlamasıdır. Düşünce karakteri oluşturur, Karakter kaderi belirler. Satürn’e kadar olan tesirler cüz-i iradenin yüklü olduğu potansiyellerdir, Satürn ötesi tesirler ve yine ay düğümlerinin etkisi külli iradenin hükmündedir. Bu ilim edep ilmidir, İnançlı bir Müslümanım, dünyayı kazanmak adına, sonsuz bir hayatı kaybetmek istemem, yorumlarken kaderi, nerede durmalıyım, nerede yürümeliyim bunun ayarını iyi tutmam gerekiyor ve ölçüsünde devam ettiğime inanıyorum.

 

A.A.S: Seni Astrolojiye yönelten ne oldu? Kaç zamandır ilgileniyorsun?

 

E.H.Ö: Yolculuğum 8 yaşımda başladı, nasıl başladığına dair daha evvelki söyleşimizde bahsetmiştim. 10 yaşımda İmam-ı Gazali’nin Kimya-yı Saadet kitabında Allah-u Teala’yı tanımak konusunda geçen yedinci Fasıl- “Yıldızların ve Burçların Padişahın Kudretine Teşbihi”ni  okuyup, özümsediğimde yolun içinde buluverdim kendimi. Bilinmeyene, insan psikolojisine meraklı bir çocuktum, Yaratıcıya; Aklına, sanatına, ilmine  ve yaratılış özünden kopmadan aslıyla kalmış yarattıklarına aşıktım,  Yıldız İlminin,  o yaşlardaki bilinçle dahi, o vakitler gazetelerin verdiği burçlar ekinin dışında bir yerde olduğunu hissediyordum, bir umman olduğunu hissediyordum, gönüllü olarak o ummana daldım, bir balığım, o ummanın içinde, yıldızlar tel tel dökülüyor suya, huzurla, aşkla, hayret ve hayranlıkla, ağzım açık bir şekilde, içinde yüzüyorum,  Hayatımdan, gençliğimden ve şimdilerde orta yaşımdan feragat edip 25 yılı devirdim, 12 senedir ise sosyal medyada çeşitli mecralarda ve yine kendi oluşturduğum sitede yazmaya devam ediyorum. 7000’in üzerinde çalışmalarımı aktardığım makalem mevcut. Sadece yıldız ilmi değil, içinde HAKK olan, geçen pek çok Sanat, ilim üzerinde de çalışmalarım mevcut ki, doğum anımdan gelen tesirler ve daha sonraki yönlenme ve seçimle uyumlu hale geldiğinden, bu alanların içinde olmam sanırım kaçınılmazdı. “Kişi niçin yaratılmış ise, o iş ona kolaylaştırılır ve sevdirilir.”

 

 

A.A.S: Çok ortalarda olmayı sevmiyorsun ama sana bağlı çok fazla, tiryaki bir kitlen var, Neden ortaya çıkmıyorsun?

 

E.H.Ö: Ah evet, bağlılık, tiryakilik demeyelim de haldaşlık, sırdaşlık, kalb-i rabıta, kalp kalbe eklilik diyelim. Kalbi kalbime ayna olacaklarla, hali halime ortak olacaklarla, yalnız bu dünya değil, sonsuz yurdumda da yoldaşım olacaklarla kesiştir yolumu diye dua ederim hep. Yakınımda olanlar bunlardır işte. Günümüzdeki tanımıyla Astrolog değilim, ünvanla işim olmaz, kulaklara göre ağız değilim, hiç olmadım, bu ilim insan kalabalığını fazla götürmeyen bir ilim, bu ilim pazara arz edilecek, alıcısı çıksın diye gel gel şu kadara bu kadar denilecek bir ilim değildir, bu ilim pazar ilmi olmadığı gibi pazarlığı da olmayan, nasip-sebep düsturuyla emanetçisinden sahibine ulaşan bir ilim. Astrologlar bu ilime en büyük zararı verenler aynı zamanda, gazete köşelerinde, günlük, aylık-yıllık genel burç yorumları, TV’lerde senin burcun bu, senin bu, sana göre en iyi tatil bu, sana göre en iyi meslek bu, sana göre en tenine uyan parfüm bu gibi sığ, magazinel yorumlar yaparak, ilmin özünden ziyade talep edenin kulağına göre konuşarak yeterince dejenere ettiler, etmeye de devam ediyorlar. TV’lerde tartışma programlarında, astroloji safsatası, astroloji yalanları konu başlığı altında yerin dibine sokuluyor bu ilim, haklılar da zira tartışanlar doğru örneği görmediler, muhalif olanlar sadece burçlara göre konuşan, yargılarda bulunan, ilmi popüler kültürün tüketim nesnesi yapanları görüyorlar sadece. Ah keşke onlar da şahitlik edebilseydi. Böyle bir ortamda ismimin yanlış örnekler arasında anılmasını istemedim, Önyargıları yıkacak kıvama geldim mi evet büyük ölçüde geldim, fakat önce kendimi kendime ispat etmem gereken çok ince bir nokta kaldı, o noktayı yerine kattığımda, fizikselden ziyade daha somut çalışmalarımla bu kadar geride kalmayacağım elbet. Her ne olursa da olsun yine aynen etrafımda kalabalık oluşturmadan, ortalara fiziksel olarak fazla çıkmadan böyle devam edeceğim. Bu benim kişisel tercihimdir, insan kalabalığının ister sanal dünyada olsun isterse reel, bir farkı yok, negatif enerji yüklenmek istemiyorum, ilmi kapasitemi korumak diyelim biz buna. “Þöhret ve peşinden gelen insan yığını afettir.”

 

A.A.S: Nokta atışı öngörülerin var… Mesela yıllar önce Aktüel Dergisinde bir röportaj yapmıştık, Japonya’da deprem olacak dedin akabinde oldu. Yine siyasi olarak Başkanlık Sistemini yıllar önce söyledin… Bunlara benzer pek çok öngörülerinin çıktığına şahit oldum…

 

E.H.Ö: Göksel tesirlere baktığında, değişimi, isyanları, kısmen de olsa doğal afetleri ve mahiyetiyle, bölgesini öngörebilirsin, ama değişimin ne yönde olacağı, reformların hangi alanı etkileyeceğini, isyanların nedenini, arka planını öngörmek için devreye, sağlam bir tarih bilgisi ile siyaset bilimi girer. Yine doğal afetlerde de böyle, göksel tesirlerin dünya coğrafyasında bir alanı etkileyeceğini kısmen öngörebiliriz, ama deprem mi? Maden göçüğü mü? Hortum, kasırga mı, işte bunun içinde sağlam bir coğrafya bilgisine ihtiyacın vardır. Daha sonra istatistikler girer devreye, göksel tesirlere bakarsın, aynı konum kaç yılında olmuş, o yıllarda neler cereyan etmiş, hangi tesir tetiklemiş, hangi açılarla, kaç derecelerde olmuş vs. velhasıl soyut bir alan gibi görünse de bu ilim, gayet somut gerçeklerle birlikte çalışır. Çoğu şeyi öngörmek mümkündür, hatta başından sonuna kadar bir bir aktarmak da, bir süre sonra manasız olduğunu anlıyor insan ve her gördüğünü ayna gibi söylemekten imtina ediyor. Zaten hala aklanmamış basite indirgenmiş bir ilmin içindeyseniz, çoğu şeyi kendinize saklamaya başlıyorsunuz, falcılık, medyumluk gibi alanlarla karıştırılmaması, bir keramet gibi algılanmaması için.  Olgunlaşıyorsunuz belki de.

 

A.A.S: Astrolojik makalelerin adeta edebi bir metin gibi… İnsanın ruhuna işliyor. Özellikle mi bunu tercih ediyorsun?

 

E.H.Ö: Teşekkür ederim, öyle bir değer verdiğiniz için ve şükrederim tabii ki, yürek kalemimi doğru kullandıran, kelamı var edene. Testinin içinde ne varsa, dışarı o sızar. Bu bir tercih olamaz, sokma akıl kaç adım gider, zorlama kaleme alınan yazılar kaç vakit yazarınca devam eder. Bilinen haliyle 12 senedir aynı çizgideyim, yüreğimde bir kitap var, her insanda olan bir kitap, bu kitaptan okuyor, yazıyorum. Yürek cemal aynasıdır, o aynanın tozlanmasına, puslanmasına, kirlenmesine müsaade etmiyorum. İyi bakıyorum o yüreğe, yazdıklarım işliyor ise ruha ki evet işim ruhla, şu gel-geç dünyada bir tane hayırlı işim olmuş diye mutlu olurum. Dolu dolu yaşadım hayatı, yaşadığım her şeyi yüreğime madalya yaptım, empatinin gücü belki de, yaşanmayanları değil, hissedilmemişleri değil, yaşadığım ve hissettiklerimi kaleme alıyorum. Makalelerimde, yıldız ilmi ile bu ilmi var edeni sentezliyorum, bu ilim Hakk Teala’dan ayrı değil, görünürde yıldız ilmini işleyip, gayem Hakk Teâlâ’nın ilmine, sanatına şahitlik etmesidir insanların.

 

A.A.S: Biz bu yıldız ilmini nasıl kullanmalıyız?

 

E.H.Ö: Yıldız tesirleri düşünceye nüfuz eder. Karakter düşünce fabrikasında imalat olur. İnsanı, insan kılan en büyük güç düşüncedir. İnsan düşüncesiyle şekillendirir hayatını, düşünceye göre algılar dünyayı, olayları, zorluk ve kolaylığı. Kimsenin hayatı süt liman değil, hem de yaratılmış hiçbir kimsenin hayatı, inişler var, çıkışlar var, kayıplar var, kazançlar var, şer dediğimiz sıkıntılı durumlar var, hayr dediğimiz bizi mutlu kılacak rahatlatacak sonuçlar var. Yıldız ilmi insanın kendini tanıması, bilmesi için bir yardımcı ilimdir. Düşüncesiyle eyleme geçen insan için, törpülememiz gereken ve parlatmamız gereken yerleri gösterir bize. İnsandaki potansiyelleri, cevherleri açığa çıkartır, bu potansiyellerin önünde duran engelleri gösterir, nasıl aşılması gerekir bunların yolunu gösterir. Zira potansiyellerin de bir zamanı vardır, zamanında harekete geçilmemiş ise, o engelleri aşmak istememiş ya da başka şeylerle zamanını harcamış ise, o cevher orada kömür halinde kalır. Velhasıl öncelik kendimizi kumaşımızı tanımaktır, o kumaştan uygun elbiseyi dikmektir, sonrası ise, nerede, nasıl, ne şekilde mutlu huzurlu ve tatmin oluruz bunları görmemizi sağlamaktır.


Daha ileri seviyede, yolunu şaşırmışa yol, arafta kalmışa çıkış, zorda kalmışa kolaylık, kararsız kalmışa, çözüm sunabilir. Elbette öngörülerde vardır, öngörü nerede yok ki, annelerimizin nasihatlerinde, akademisyenlerin siyasi, ekonomik stratejilerinde, bir öğretmenin, öğrencisi için, veliye söylediklerinde, meteorolojide nerede yok ki öngörü. Bu senin için hayırlı, bu senin için şer ama yine de sen bilirsin der ve çekilir ilim. Seçim insana aittir. İlim diyeceğini demiştir.


Daha da geniş sahalarda bu ilimden faydalanılmaktadır, lakin doğru cümleleri seçemeyebilirim ve bu ilime merak uyandırabilir, ehil olmayan ve ehli olmayanların eline malzeme verebilirim. Bu sebeple bu kadarı yeterli olsun e mi.

 

A.A.S: Yeniaylar, Dolunaylar, Tutulmalar, bunların sırrı nedir? Sen bazen bir yeniayın, dolunayın etkisini seneler öncesinden başlatıyorsun neden?

 

E.H.Ö: Güneş ve Ay’ın hareketleri hayat dediğimiz canlılığın sürekliliği için gereken enerjiyi sağlamakta. Hakkın emrine boyun eğmiş bu iki kuvve, doğumdan ölüme kadar insan yaşamında etkin. Ay’ın halleri gibi, ilk çocukluk evresi yeni ay, orta yaşa doğru dolunay, daha sonra küçülme fazı, en nihai başladığın yere dönüş. İnsanın dünya yaşamında, ruhsal ve fiziki halden hale geçişlerinde, biri dış dünyadan gelen tesirleri, diğeri iç dünyasına gelen tesirleri simgeliyor. Ruhunu çıkarırsan insanın kuru bir cesettir, düşünmeyen, etkilenmeyen, acı duymayan, sevmeyen, nefret etmeyen, ağlamayan, gülmeyen, mücadele etmeyen, yemeyen, içmeyen. Tüm canlılığı insan ruhundan kazanıyor. Bu canlılığı işte Güneş ve Ay’ın halleri sağlıyor insan ruhunda. Dönüşümü ise diğer yıldız tesirleri ile harekete geçiyor. Sık sık kullandığım bir cümle vardır,” Aştığın dağlara göre, derslerden edindiğin tecrübeye göre “ diye, Her ay fazının bir süresi vardır, başlangıç ve kapanış süresi, 5 mart 2015 Başak Dolunayı, 6 Eylül 2017 Balık Dolunayı örneğinden hareket edelim, Dolunay fazı kapanıştır, her kapanandan sonra bir başlangıç var demektir, bu Ay’ın halinden tesri alan birey için, 2015 de hayatında bahçe duvarını aşmaya karar verdiği, pek çok kendisine zarar veren düşünce kalıplarından kurtuluşa adım adım gittiği, bu yönde aldığı kararların başlangıcı idi. 6 Eylül 2017’ye geldiğinde bu kararların sonuçlarını hem göreceği hem de artık daha cesur bir şekilde daha planlı, koordineli hayatı için radikal dönüşümler yaşayacağını söylemek mümkündür. Bir de istatistiki bir bilgi vereyim, hayatımızda etkin iz bırakmış kişilerle tanışma, bir olayın başlangıcı, bir şeye başlama gibi konularda o dönem en yakın yaşanmış ay fazının, 3,6,9,12,15,18 seneler içine denk gelen, ay fazları dönüştürür, ilişkileri de, başlanan işleri de, olayları da. Tutulmalar ise belli bir süreye sahiptir, daha çok küresel etiler taşır, bir güneş tutulması 6 saat 42 dakika sürüyor ise 6,5 seneye tekabül eder etkisi, bu tamamlanma evresinde gerçekleşen ay fazları tutulumun sağlamasını yapmak adına bizlere istatistik veri sağlar. O nedenle 22 Temmuz 2009’da bir tutulum oldu ise, 2013 Temmuz ya da Ocak ayında gerçekleşecek olan ay fazı ile bağlantısı olacaktır.

 

A.A.S: Herkes astrolog oldu, bu bir moda mı sence?

 

E.H.Ö: Astrolog olmadığım için bilmiyorum. Yazarım ben, yıldız ilmini sentezleyip kâinat kitabıyla, kâinatta olan-biteni, daha evvel yazılmamış, alıntılanmamış, en orijinaliyle Yaradan’ın bana bahşettiği idrak ile satır satır yazarım. Malzemelerimiz aynı olsa da astrologlarla, kulvarlarımız çok farklı.

 

A.A.S: Kadere önlem alınabilir mi? Ya da değişir mi?

 

E.H.Ö: Zor bir soru. Aslında yanıtı kolay lakin dile dökmesi zor. Zaman ve mekân diye algıladığımız her şey bir yokluk aleminden, o yokluk içinde görülen bir rüyadan ibaret. Her şey yaşandı oldu, bitti. Kader diye bildiğimiz dahi oldu bitti. Bilmeyen bizleriz, bundan dolayı meraktayız ya.  Bizler kendimize şahitlik için burada bu rüya içindeyiz. Hakk Teâlâ’nın bilme fiili her şeyi kapsamıştır. Yazdığı için yaşamıyoruz, bizler kendi kaderimizi kendimiz burada yazıyor, yaşıyor, ne kadar olmuşsak insan, öyle göç ediyoruz. Ölüme önlem alamazsın, biriyle evliliğinden bir çocuk dünyaya gelecekse, istediğin kadar ben istemiyorum de, engel olamazsın, doğmadan evvel, ben bu ana babayı istemiyorum, ben bu coğrafyada doğmayacağım diyemezsin. Geri kalanlar için, tedbir alabilirsin, hastalandı, ilaç alman gerekiyor, almazsan hastalık ilerleyecek ve öleceksin. İlaç almam diyebilir misin? Evet ecelin tayin edilmiştir, ilacı alman ölümünü iptal etmez ama kalan sürede senin acısız, daha kaliteli bir yaşam sürmeni sağlar. Kur’an- Ker ’im de bu sorunun daha kapsamlı yanıtları mevcut, Kehf Suresi 65’den 82. Ayete kadar bu sorunun cevabı vardır. Yine Ra’d Suresi 39.ayet-i kerime ve İsra Suresi 13.ayet-i kerime de pekiştirecektir, kadere yönelik pek çok soruyu. Değiştiren de, önlem almayı da akla getiren yine Hakk’tır. Hakk’ın lütfu sonsuzdur. Kul kaderi yendim, değiştirdim diyemez, Tedbir imanın bir şubesidir, tedbir her zaman vardır, sonrası tevekküldür.


Yıldız ilmi kapsamında bakarsak, evet çoğu şeyde önlem alınabilir, kişinin yolunu doğrultmasında yardımcı olunabilir, bir etki var ve tesiriyle kişi kendine hâkim olamaz ise hayatını mahvedecek, sürüklenecek çamurdan çamura, o tesirin panzehri sunulabilir. Yine de şunu belirtmek isterim, etkiyi izah etsen de sonucu gözünün önüne sersen de yaşayacaksa ateşin yakmasını yaşayacaktır. Bazı tesirler var çok zorlu olan, o tesirleri de yaşaması gerekir, onun hayrına olacaktır, kibrinin yerle bir olması gerekiyordur, aşırı duygusaldır, aklının başına gelmesi gerekiyordur, orada bu ilim durur, kişiye olan merhametinden durur, zira bırakalım yaşasın o şer onun hayrına olacaktır. Onun sınavıdır bu işin içinde Satürn ötesi tesirler vardır, Hakkın külli kaderine giriyordur. Deneyim şarttır. Kader iki şubedir, Dinamik ve Statik kader, Dinamik kader çeşitli ilimlerle tedbire tabiidir, lakin statik kader değil, O ancak Yaratılan ile Yaratıcı arasındaki bağa bağlıdır, “Dua aynı dua, ama ağız o ağız mı?”, hangi ilim olursa olsun statik kader üzerinde zerre hükmü yoktur.

 

A.A.S: Önümüzdeki yıllarda ülke bazında, ne gibi potansiyeller mevcut? Bir çalışman, öngörün var mı?

 

E.H.Ö: . Politik Astroloji alanında, 2011-2014 yılları arasında hazırladığım makalelerde, 2024 yılına kadar olan potansiyelleri aktardım. Þuanda onların tamamlanmasını bekliyorum. O yazılara net dünyasında minik bir arama ile ulaşmak mümkün. Ülkece önemli kolektif etkilerin içindeyiz, Þiron Balık seyri, Uranüs tepe notası geçişi ve Þiron ile kavuşumu, Doğum anındaki konuma ilk karşıtlığını yaşayan Pluto etkisi bunların ilmi olarak taşıdığı etkilerin hepsini ülkece yaşadık, korkuyla sınanma sürecinin hala içindeyiz.


Ülkemiz Akrep etkili bir ülke, Dönüşüm ülkemizin değişmez kaderi, Akrep’i deneyimledik, Yılanı da deneyimliyoruz hali hazırda ve sonlarındayız, sırada Kartal olmak kaldı. Sonuca bakarım, sonuçta bu ülke lider konuma gelecektir, Dünyayı ilgilendiren pek çok yapılanma bu ülkenin toprağında doğmuş insanların çalışmaları ile kurulacaktır yeniden. İslam Rönesans’ını Avrupa’ya oradan tüm Dünyaya yaşatan, bugünkü pek çok ilim ve bilimin membaı olmuş Endülüs Medeniyetinin aynısını, 2024 sonrasında Türkiye kuracak ve yükseltecektir Avrasya’da. Endülüs’ün sonuna benzememek için, tarihten dersi almak gerek. Umarım alınır ve alınmış olur. 


Günümüzden kısaca bahsetmem gerekir ise, bu ülkenin ilk Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Uranüs ile geldi iktidara, Balık insanı ve Uranüs gibi yıldız/gezegen tesirleri statik kader etkisi taşır, dağ olsa önüne geçilemez etkinin. Ömrü var ise elbet, ilmi açıdan yıldızlar 2003’den bu yana bu pozisyonun potansiyelini destekliyor. Çeşitli parti kurma çalışmaları olsa da, özellikle kadın liderlerden iktidar olmak adına, şimdilik görünen tabloda, o Tansu Çiller ile sona erdi, bu hükümet en azından benim öngördüğüm kadarıyla bir 7 sene daha iktidarda. Satürn Oğlak sürecine gireceğiz 2018 başlarında, 2020’yi de içine alacak geçişi. Politik astrolojide Satürn; Ulusal ölüm oranı. toprak sahipleri, çiftçiler, madenler, kömür ve metallerle ve minerallerle bağlantılı endüstriler. devlet cenazeleri, kamusal üzüntü ve. devlet varlıklarını gösterir, 7.evde ise Dış ilişkiler, diğer ülkelerle dostça veya düşmanca görüşmeler, politik veya ticari ilişkileri yönetir.  Yengeç Burcunda doğum anımızda 1.evimize yerleşen Pluto ile zıtlaşacak, Pluto Politik astrolojide, büyük değişim, çöküş ve yenilenme. Kamudan gizlenen gerçekler, siyasi yer altı, casusluk, organize suçlar, gizli istihbarat servisi, bankacılık sistemleri, hisse senetleri, suikast, manipülasyon ve yolsuzluk gibi etkileri yönetir. 


Bir şeyin olması için evvelinin de olması lazım, aştığımız dağa göre katlana katlana her şey bir saat gibi, günün vakitleri gibi, şu anda da bu etkilerin zaten içindeyiz, yarım kalan işleri bitirmek isteyen hem içeriden hem de dışarıdan yoğun bir taarruza geçilecektir, yukarıda zikrettiğim etkilerle ilgili gündemlerin olması kaçınılmaz gibi duruyor. 7.ev Satürn geçişi ile uluslararası arenada aleyhimize epey bir kara propagandaya, davalara hazır olmalıyız, Oğlak Satürn ekonomik parametrede daha güçlü çalışacaktır, madenler, ulusal zenginlik düzeyi, buna bağlı yeni endüstri kolları üzerinde çalışmalar olabilir, bu konuya ilişkin makale hazırlayacağım. Dileyen okuyabilir.

 

A.A.S: Aşkın da bir Astrolojisi var mı?

 

E.H.Ö: İnsan şuurunda yer etmiş her şeyin bir yeri var bu ilimde, olmaz mı? Sonuçta aşkta önce kalbe düşen, sonra akılla yol alan, düşünce ile harlanan ya da sönen yaratılışın özü. Her şey el vedud üzerine var edilmiş. Kendi oluşturduğum istatistiklerde, iki insan arasında başlayan Aşkın Yolculuğunda en fazla dikkatimi çeken Þiron’un etkin kavuşumları, Pluto/Ay kavuşumu, Ay Düğümlerinin Kişisel Yıldız/gezegenlerden kadın için Mars ve Güneş, Erkek için Venüs ve Ay ile kavuşumları, Arap noktalarından aşk noktasının(ASC+Venüs-Güneş) çiftlerin birbirinin Satürn’ü ile kavuşumu, sadakatli aşklara, kopamama hali olan aşklara örnektir. Aşk aynen ölüm gibi en güzel terbiye edicidir, kimi aşk ile ölür, kimi aşk ile doğar yeniden, kimi aşk ile dönüşür, kimi aşk ile dünyaya ölümsüz eserler bırakır. Burada aşkın vuslatından ziyade, asla tesadüf olmayan bu duyguyu yaşayanın neye dönüşeceği önemli. Aşk var Aşk var, her heves, beğeni aşk değildir. Ve her aşkı tadanın maşukuyla sonsuz mutlu olacağı bilinesi bir şey değil. İnsan bu istediğini elde edince maalesef eskisi gibi kıymet vermiyor artık. Kalbe karışamayız. Kimsenin kalbini bilemeyiz. Aklını, düşüncesini çözeriz, hallaç pamuğu gibi atarız ama kalbini en net manasıyla bilemeyiz. Hiçbir ilim de bilemez.

 

A.A.S: 2018’de birçok göksel tesir burç değiştirecek. Daha önce, Uranüs Koç, Balık Neptün/Þiron Geçişi ve Yay Satürn geçişini kaleme almıştın. Bu yeni geçişler için neler düşünüyorsun, öngörülerin var mı?

 

E.H.Ö: Uranüs Koç seyrinde ülkemiz için külli kaderin hükmünü yerine getirdi. Özellikle ülke kuruluşundaki haritada 10.evde yer alan Þiron ile etkilişimi ve ülkemizin 4.evinde yer alan Terazi Satürn/ Merkür ile zıtlaşması, yıldız ilmiyle iştigal edenler için tam bir ders ve istatistiktir.  Anayasa Referandumu ve Başkanlık Sistemi, Devlet içinde Devlet yapılanması, darbe, suikast hazırlığı, ülkenin milli ve manevi değerlerinin çiğnenmesi, vatan hainliği, vatandaşlıktan çıkarma, yine ülke topraklarına yabancıların, mültecilerin gelmesi, gazeteci, yazarlarla ilgili tutuklamalar vs. gibi konularda etkin çalıştı, Bir sonraki etki, bir önceki etki neticesi elde edilen bilince, karara göre şekillenir, aynen okulda okutulan dersler gibi, 1.sınıf matematiği, 2.sınıf matematiğine hazırlıktır. Ve artık 11.ev alanında seyredecek, diğer konular devam edecek elbet daha, henüz sonuçlanmadı, 11.evde Boğa Uranüs ilk bir sene kendini eski konularda etkin gösterecektir, ama 2019 ile 2026 arasında, AB. Þangay Beşlisi gibi ekonomik büyümeye dayanan bir birliğin içine ülkemiz dahil olabilir, bizzat bizim başı çekeceğimiz yeni bir ekonomi birliği kurulabilir. Boğa Uranüs seyri, doğal enerji kaynaklarının altın senesi olacaktır, rüzgâr türbini, güneş paneli, doğal ve temiz enerjiden yararlanma daha da yaygınlaşabilir. Bu alanlara yapılacak yatırımlar karlı olacaktır. Boğa Toprağı ve doğayı, kaliteli ve faydalı olanı temsil eder, Uranüs elektrik, hava koşulları, tüm enerji sistemlerini, ülkemiz için bu alanlarda devletin halka yapacağı katkılar, teşviklerle, kentli olmuş halk, deyim yerinde ise köyüne dönecek, atasından kalmış olan toprak var mı derdine düşecek. Daha fazlasını, Satürn Oğlak, Þiron Koç, Uranüs Boğa, Jüpiter Akrep geçişleriyle ilgili makalelerimi sitemde yayınlayacağım. Oradan dileyen okuyabilir.

Bir hatamız oldu ise affola, kelamlarımız cana battı ise haklar helal ola, ez cümlesinin gönlü hoş ola… 

Sevgimle kalın e’mi. 

Elif Hece Öztürk


Not: Hayat kavgasının her geçen gün daha bir şiddetlendiği günlerde, dergiyi alma imkanı olmayanlar için eklenmiştir. Sizler üzülmeyin e'mi, bir gün kırar da inadımı, Buğra ve Derya ve Ahmed ve Hakan için her ay kitap çıkartan biri olursam:) sizler için kitabı da buradan yayınlarım. Hayat kavgası zor. Ekmek zor, bırak nefes almak için bütçeden bir şeyler ayırmak, zaruri ihtiyacı  karşılamak bile ne kadar da zor... Yine de Mutlu Seneler...


bilmem tecelli mi, yoksa ki kader...






(10) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: nur
Teşekkürler - Elif'çiğim ben neden yeni gördüm bu güzelliği bilemedim. Gidince alırım derken sen paylaşmışsın bile. Kaşlarım kalkık ağzım açık okudum. Muazzam bilgilerini yine tatlı tatlı anlatmışsın. Kitabını da bekliyoruz.... Çok sevgimle..
12 Ocak 2018, Cuma, 00:51



Gönderen: Zafer
Alamet. - Selam olsun." O soruyu" artık sormuyorum. Yazıda geçen "her şeyin zaten olup bitmesi"ne karşılık bir haşyet içindeyim. Saça düşen onca akta görüyorum cevabını. Selamlar.
6 Ocak 2018, Cumartesi, 00:05



Gönderen: zaa
Teşekkürler - Mehlika Hocam, maşallah kelâmınıza!
Rabbim biz öğrencilerinize bu ilimden sizin vasıtanızla hayrı almayı nasip etsin. Sizin de sağlık, sıhhat, afiyet ve de sevdikleriniz ile uzun, bereketli, ilim dolu bir ömrü yaşamanızı diliyorum.
Burada söyleyişiyi paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum. Zirâ dergiyi bulma imkânımız olmayabilirdi.
Sizinle bu söyleşiyi yapan Aycan Hanım ve dergi ekibine de teşekkürler.
24 Aralık 2017, Pazar, 16:22



Gönderen: quinox
Akrep Portal - Takipteyiz:p
22 Aralık 2017, Cuma, 22:41



Gönderen: Karaca
Sen Alanında Teksin - Ailen ne kadar şanslı, senin gibi bir evlada sahipler. Bu kadar donanımlı olup, bu kadar kendini sakınmak, gizlemek takdir-e şayan. Ne diyebilirim ki. İyi ki Varsın Elifcik.
22 Aralık 2017, Cuma, 22:40



Gönderen: Eminedemir
Tiryaki - Kitabını bekliyoruz. Yaz artık şunu...
22 Aralık 2017, Cuma, 15:19



Gönderen: Sevil K.
Soru İşaretlerine Cevaplar - sevgili elif, uzun zamandır takip ederim, derki'de çıkan yazılarından takiple burayı bulmuştum. kafamda cevaplarını bulamadığım pek çok soruya cevap olan bu röportaj için ne kadar teşekkür etsem azdır.
statik kader ve dinamik kader, işte tam olarak aradığım cevap, okur okumaz bu dedim.

2018'de bizlerle daha sık buluşman dileğiyle. İyi Seneler
22 Aralık 2017, Cuma, 14:49



Gönderen: Nalan
Bu makale odulum oldu bugün. - Hay Allah razı olsun emi senden dostum dediği salih kullardan olasın inşallah kalpten duamdir her zaman.Ne aradım bu dergiyi.Dergiye mesaj bile yazdım buraya da gönderin diye.İyi ki varsın iyi ki hayatimizdasin yaradanimin bana verdiği en kıymetli hediyem.Ellerine emeğine yüreğine sağlık.Sevgimle❤️
22 Aralık 2017, Cuma, 08:46



Gönderen: Yolcu
Balıktan Balığa - "E.H.Ö: Ah evet, bağlılık, tiryakilik demeyelim de haldaşlık, sırdaşlık, kalb-i rabıta, kalp kalbe eklilik diyelim. Kalbi kalbime ayna olacaklarla, hali halime ortak olacaklarla, yalnız bu dünya değil, sonsuz yurdumda da yoldaşım olacaklarla kesiştir yolumu diye dua ederim hep. Yakınımda olanlar bunlardır işte. "


22 Aralık 2017, Cuma, 08:25



Gönderen: dr_meral
iyi ki tanıdık seni - Elif'ciğim, iyi ki tanıdık seni. Kitaplarını bekliyoruz. Mutlu yıllar.
22 Aralık 2017, Cuma, 07:34