19 Ekim 2017 Terazi Burcunda Yeni Ay; Tapu Kadastro vs. Ýliþkiler
  


19 Ekim 2017 Terazi Burcunda Yeni Ay; Tapu Kadastro vs. İlişkiler


Küçükken dünya herkesin zannediyordum. Elbistan'da kurduğumuz çocuk çetesi (en büyüğümüzün yaşı yediydi) ile farkında olmadan bir tür V For Vendetta kafası yaşıyorduk kendi kendimize. Her şeyin bize ait olduğunu, dünyanın biz oyun oynayalım ve eğlenelim diye yapıldığını zannediyordum. Ta ki mütemadiyen daldığımız elma bahçesinin sahibi bir gün bizi yakalayıp, kuru elma dalından yaptığı sopayı sırtımda kırana kadar. O gün eve döndüğümde babamdan da yediğim tokat iyice anlamamı sağladı, yaptığımız hırsızlıkmış. O güne kadar her şey Allah'ın sanıyordum. O gün anladım evler, araçlar, ağaçlar hatta insanlar, her şey Allah'ın, yani herkesin değil birilerininmiş. Ama anlayamadığım bir şey vardı. Kiracı olarak oturduğumuz apartmanın girişinde "Mülk Allah'ındır" yazıyordu. Sormuştum bir keresinde babama bunun ne demek olduğunu, o da her şeyin sahibi Allah demektir demişti. Buna rağmen ev sahibi hacı amca kirayı birkaç gün geciktirdiğimizde kapımıza dayanıp avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Mülk Allah'ındıysa madem, hacı amca da Allah'ın kiralarını toplayan avukat gibi bir şey olmalıydı. Tövbe de dedi annem. Tövbe dedim. Tövbe demeseydim anarşist olup çıkacaktım yedi yaşında. Tövbe! -Ali’m LİDAR-


(7 yaşımda lakabım Deniz Gezmiş’ idi. 16 yaşımda girdiğim ilk sınavda ODTÜ’yü kazanmıştım, annem, anarşist mi olcen diye göndermemiş, mecburi, bankacı-sigortacı oluvermiştim. Olaydım annem, bende anarşist olaydım, ne havalı olurdu be, romantik, duygusal ama aynı zamanda rasyonel bir akla sahip, sağlam inançlı, adil bir anarşist:) ay ben gülerim şimdi! Teşekkürler Annem!

 

19 Ekim 2017 Tarihinde TSİ. 22.11’de Denge, Uzlaşı, Uyum, Konfor, İlişkiler, Sosyal Hayat, Ortaklık, Biz ve İstikrarın Önemli olduğu Burç Terazi burcu 26 °de Yeni Ay gerçekleşecektir. Terazi’nin Yöneticisi Zühre/Venüs’ün temsil ettiği alanlar; Finans, Estetik, Güzellik, Sevgi, İlişkiler, Diplomatik Dil, düşünce gündemimize yerleşecektir. Bu kavramların zıttı da Terazi’nin içinde yer alır. Nasıl bir paradoks ise artık. En dengesiz, kararsız, en onaylanma ihtiyacı duyan kişilikler de Terazi vurgusu yoğun olanlardan çıkabiliyor. Dişil tarafı daha kararlı iken, Eril tarafında aşırı melankolik, karamsar, dengesiz, huzursuz bir ruh haline sahip, kararsız insanlar çıkabilmekte. Bireysel haritalarımızda Terazi’nin ev sahipliği yaptığı yaşam alanlarımız, en yoğun kararsızlığı çektiğimiz, kontrol etmede zorlandığımız, onaylanma ihtiyacına, desteğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz alan olabilmekte. Kaostan düzen oluşuyorsa, yoğun kararsızlıklardan, kendinden emin dev adımlar atılıyorsa, dengesizlikten de denge doğuyor, ama o dengeyi buluncaya dek epey bir yara alıyoruz, epey bir ilişki tüketiyor, harcıyoruz.

Evet Denge ve İstikrar oldukça önemli. Her türden kurduğumuz bağlar, kimi seçim olmadan, ailemiz gibi, kimi sonradan seçimlerle kurduğumuz, dostluk, iş arkadaşlığı, komşular, eş, sevgili vs. dengede tutmak zor, istikrar desen daha zor. İki farklı karakter, iki farklı beyin yapısı, ikisi de farklı kültürlerden, farklı eğitim evrelerinden geçmiş ve sonra adına biz dedikleri bir oluşumun içinde buluyorlar kendilerini. Burada denge giriyor işin içine, daha sonra istikrar. Uyum için karşılıklı fedakârlık şart, eskilerin bir sözü vardır, “geçim yapmaya gönlü yok” diye, yoksa gönlü bir tarafın, geçim yapmaya gönlü olanda başlıyor kopuşlar, başlıyor bitişler, birikiyor birikiyor öfkeler, hüzünler, sonrasında huzursuzluklar baş gösteriyor. Haklı iken haksız konuma düşüyor çoğunlukla geçim -uyum tarafında olan insan. Geçim yapmaya gönlü var ise iki insanın, kurulan ilişkiler daha ömürlük, daha sağlam oluyor. İnsan ilişkilerindeki en önemli bağlaç bu olsa gerek, Geçim yapmaya gönlü olmak ama karşılıklı.

 

Eksiğimizle, sivri yönlerimizle, birbirimizi değiştirmek için dikta etmeden, ilişkide olduğumuz insanların başında bekçilik etmeden, ceza memuru gibi sürekli bir kusur aramak yerine, kendimizin de eksi-eksik yönlerini bilip, anlayışla, iletişimin en güçlüsü olan sevgi dili ile birbirimizle uyum içinde yaşayabiliriz pekâlâ. Fakat pek mümkün görülmüyor.


Her şeyin bir ömrü var, ilişkilerin de öyle, her şey dönüşüyor, dönüşebilir, ilişkiler de öyle, her an bitecek korkusu taşımadan, bağımlılığın esir alan takıntı tuzağına düşmeden, birbirimize özgür alanlar yaratarak, her ilişkide olduğumuz kişinin bize birer ayna olduğunu bizim de ona, bunu bilerek şu dar-ı dünyayı bi nebze genişletebiliriz kendimize sanırım.  Çözüm aşikâr ama uygulamak, hayata tatbik etmek zor. Bir taraf uygulasa diğer taraf uygulamıyorsa terazinin dengesi şaşıyor haliyle.

  

Çok zor halden anlayan, anlatmadan anlayan, anlayış gösteren, empati kurabilen. Ilişkilerde her ferdin özel bir alanı vardır, bir kırmızı çizgisi, buna saygı duyabilen, dengesizlikler baş gösterince ilişkiler kopuşa, harcanmaya, tüketime doğru gidiyor. Her türden ilişki aynen Terazi gibi, adil olmak adına Hassasiyet gerektiriyor. İnsan idare etmek de bir San ’at, fakat San ’atçı da insan sonuçta, o da yoruluyor. Kimseye ve kendimize de haksızlık etmeden, Terazi Yeni Ay evresinde, her türlü İlişkimizde, denge unsurunu bir gözden geçirmek gerekiyor. İdare edilen mi, idare eden tarafta mısın? Mecburiyetten mi idare ediyorsun yoksa Sevginden mi, Hakk rızası için mi, Merhametinden mi?


Bu Ay, ilişkilerimizi gözden geçirme ayı, dengesizlik içeren durumları, iş hayatın, aile hayatın, sosyal çevren vs. Terazi’nin nazik üslubu ile ele alacağız, almakta fayda var. Yeni Ay evresi daha olumlu, daha gürültüsüz, daha dengeli çözümleri getirecektir. Gereksiz ilişkileri bitirmek, dengede olan ilişkilerle yola devam etmek. Sonbaharda sararıp dökülen yapraklar gibi, hayatımızın içinde olan sararmış, kurumuş yaprakların dökülme ayı olacaktır. Birbirimizi tüketmek yerine, sıkmak, boğmak yerine, bizler de özgür kalalım, diğeri de özgür kalmalı. Ama nazik, adil ve vicdanlı bir şekilde, gönülleri yıkarak değil, gönülleri o ilk girdiğimizde bulduğumuz haliyle, yıkmadan karşılıklı özgürlük belgemizi birbirimize verelim. İş ortaklığı, evlilik, gönül ilişkileri, dostluk, arkadaşlık vs. ilişki kapsamını geniş tutalım.

 

Gökyüzünde Yeni Ay’ın tam karşısında Koç Uranüs’ü görmekteyiz, Yay’daki Zuhal/Satürn kontrolü ele almış gibi görünse de sağduyu tarafına, bilgece, olgunca geçmek zor gibi görünüyor. Egolarımız malum, canımı yaktı, canını yakacamlarımız malum, hepimiz öyleyiz kabul edelim, ediyorum. Bu karşıt açı neler getirebilir? ilişkide, bağlantıda olduğun her şeyi düşün şimdi, süregelen bir sorun var ise, koç dışarıdır, diğerleridir senin için, Uranüs ise diğerlerin ani şaşırtan hamleleri, sürpriz gelişmelerdir, sen hamleni yaptın ise, bekleyen tarafta isen bu durumda Terazi sensin, yok diğeri hamlesini yaptı, bir sorun çıktı ortaya, sen henüz bir hamle yapmamıştın o vakit ona göre düşün şimdi yazacaklarımı.


Uranüs etkisi ilişkiler için, bağımsızlık arayışı, yabancılaşma güdüleri getirir. Uzaklaşmalar başlamış olabilir, Güneş veyahut Ay normal doğum haritalarında karşıt pozisyonda ise, erkek için Ay, Kadın için Güneş, yabancılaşma neticesi, dışardan üçüncü bir şahsın devreye girmesiyle, var olan ilişkide sorun potansiyeli demektir. Bunu bu ilimle iştigal eden herkes bilir, hangi yaşam evinde olursa olsun bu karşıt açı, evler sadece olay mahalli hakkında bilgi edinmeyi sağlar. Bu potansiyeli taşıyan mutlaka bunu hayatında bir ya da birkaç kere deneyimler. Bireysel doğum anında Terazi/Koç ekseninden 20-29 dereceler dahilinde bir etki taşıyanlar, Yengeç ve Oğlak burcunda Güneş veyahut Ay’a sahip olanlar, kişisel yıldızlarından 20-29 derecelerde yerleşimlere sahip olanlar için, ilişkiler alanında çeşitli sürprizlerle karşılaşabilirler. Balık Burcunda seyreden Þiron’un Yeni Ay ile kurduğu 150 derecelik birleşmeyen, kör nokta açısı, Uranüs’ün yarattığı ani beklenmeyen şok etkisiyle yaralı bir hayvan gibi oraya buraya bu can yanışı ile saldırırsan büyük bir zararla yerine oturursun der. Yara başkasına yara açarak kapanmaz. Yay Satürn’ün Uranüs ve yeni Ay enerjisini kontrol altına alan, sabır, bilgelik, olgunluk tarafına geçersen, Satürn’ün de yaşattığını yaşamadan, sana yaşatılanın aynısını, yaşatan yaşamadan bırakmayan etkisini biliyor isen. Beklemek yerinde olacaktır. Bu etkiyi yaşamında kimler yaşıyor ise, kimlere tesadüf etmiş ise. Umarım bu yazdıklarım kendisine faydalı olur.


İlişki uzmanı değilim, bu ilimle şuurlara işlenenleri aktarıyorum. Öznel fikrime gelince, nasıl istiyorsanız öyle yapın: ) suç ortaklığını çoktan fesh ettim. Sonuçta insanlar, neyin neden başına geldiğini ve ne yaparlarsa başına ne geleceğini gayet iyi biliyor aslında, ya yapacağı için bir onaylanma ihtiyacında oluyor ya da bir suç ortağı bir günah keçisi arıyor. Kafanıza göre takılın gençler :)

 

Þu dönem sadece bireysel değil, diplomatik ilişkiler alanında da nice kışkırtıcı olayları içermekte, bir ülkenin yapacağı akılsızca bir hamle, kışkırtmalara gelip, atacağı bir adım uzunca süre bir ülkeyi meşgul edebilir, istenmeyen sonuçlar doğurabilir, ki insanlar birbirini yemek için bahane arıyor da ülkeler neden aramasın değil mi? Eskiden savaş hazırlığı, taktikler satranç tahtası üzerinde yapılırmış, bugünkü Ortadoğu ve ülkemizde içinde, dev bir satranç tahtası, vezir var, şah var, piyonlar var, filler var, atlar var, kale var. Büyük bi oyunun içindeyiz, Kurgulanmış bir oyunun içinde, Babil’in fahişesi, denizin üstüne tahtını kuran, yeni şeytanıyla, kendince haklı ve akilane hamlelerini artırdı, ülkemiz ve sınırlarımız dahilinde, burnumuzun dibinde, bizden akılsız bir hamle bekleniyor. Asıl curcuna 2018 Nisan ayında…

  

Yeni Ay ile Uranüs zıtlığı, Ay’ın Terazi’de yanan yolda olması, gücünü kaybetmesi ve özelliklerinin anti tarafına kayması, Uranüs’ün ışığı altında, asi ol diyor, isyan et diyor, kışkırt diyor, alışılmamış senden beklenmeyen davranışlarda bulun diyor, bencil ol diyor, Nuh de peygamber deme diyor, bir anlık bu galeyana kapılabiliriz, özgürleşeceğiz diye saygısızlığın şahını yapabiliriz. Sonra etki geçer, kedi yavrusuna döneriz, ben ne yaptım deriz. Bu da aklımızın bir yerinde olsun.

 

Velhasıl-ı kelam: Sözün Özü, Her bebek doğduğunda aklı ve kalbi kardeş olarak doğuyor, öyle şimdiki moda deyimle, üst akıl, alt akıl gibi ikiye bölünmüş bir akılla değil, çocukların verdiği cevaplar, bir anlık söylemleri bizleri nasıl da şaşırtıyor değil mi? Büyümüşte küçülmüş diyoruz, aklımıza gelmeyen, kendi anlatımıyla aslında çok mantıklı cevaplar bunlar. Akıl ve Kalp kardeş olunca hayat daha huzurlu, psikoloji daha düzgün, sorunlarla mücadelede çözümler daha net olabiliyor.  Büyüdükçe kalp yerini salt akıla, akıl zamanla zekaya, zekâ zamanla kurnazlığa yerine bırakıyor. Kalp orada unutulmuş bir köşede öylece duruyor. Yaşadığı vahşi dünya sistemi, sürekli olarak kalbi unutması yönünde telkinler pompalıyor, eğitim hayatı, iş hayatı, medya, medyada yer alan haberler, vurdulu, kırdılı olaylar, çirkeflikler, çemkirmeler, kalbi olanın ezildiği, duygusal olanların güçsüz olduğu yönünde sürekli bir pompalama.


Kalbiyle bir şey yapanı gördüğümüzde nasıl da şaşırıyoruz öyle, uzaylı görmüş gibi sanki, çoğunlukla altında bir neden arıyoruz, neden bu kadar iyi, neden bu kadar dengeli, neden, neden? Sonuç, damgayı vuruyoruz; Normal Değil! Ah Canım Benim, Ah Sol Yanım Benim!


Terazi Yeni Ayında, sağduyu denilen akıl-kalp sentezinden ortaya çıkan, hayatı huzurlu yaşamamızı sağlayan bu kavram maalesef yeryüzünden elini çekmiş gibi şu aralar. Özgürlük ile başkasının haklarına olan saygısızlığı bir tutuyoruz. Özgürlük saygısızlıkla eşdeğer günümüzde, Uranüs’ün Yeni Ay ile olan görünümü, önümüzdeki günlerde, Venüs ve Mars ile yapacağı yine karşıt açı, bu yeni Ay’ın etkisini daha da artırabilir.  Uranüs/Mars karşıtlığı, hele ki Terazi/Koç aksında cereyan ediyor ise, pek öyle iç açıcı tablolar çıkartmaz. Dünya gündeminde de bireysel etki almışların gündeminde de Her zaman diyorum yine tekrar edeceğim, İnsandaki akıl ve kalp birlikteliği, İnsandaki irade, İnsandaki seçim ve yönelim, İnsanın kendini eriştirdiği olgunluk, şu yıldızların düşüncelere şırınga ettiği her ne varsa hepsinden de üstündür. Aynı etkiyi iki farklı insan almaya başlamıştır, ilmi açıdan olumsuzluğun dibidir, mahiyeti her ne ise, biri ateşin içinde ama soğuk sularda yüzüyor gibidir, diğeri soğuk suda dahi yanıyordur. Lütfen ama lütfen bunu unutmayın. 


Her öğreti, din insana önce kendini bilmesini, tanımasını öğütler, Öfkeyi yen der, sabrı bil der, ana başlık maddeleri bu ’dur. İnsanız her türlü olayın içinde olabiliriz, biz de olabiliriz dışardan bakanca filmin kötü kadını/erkeği, ya da filmin mazlumu/ezileni, her ne koşulda olursak olalım, öfkemizi kontrol altında tutalım, sabrımızı yitirmeyelim ve özgürlük ile saygısızlığı karıştırmayalım! Kimse kimsenin tapulu malı değildir, kulu, kölesi değildir, ilişkilerde emanetiz aslında hepimiz birbirimize, soğukluk olur, yabancılaşma olur, dengesizlikler olur, üçüncü şahıslar girer, kalp kırılır, şu olur bu olur, ikinci şansı herkes hak eder, sevgi dili ve net bir ifadeyle, evirmeden kıvırmadan, karşılıklı diyalog ile, yumuşak bir ses tonu ile, sorunları ele alalım, akıl da kalpte hisseder zaten, miadını doldurmuş olanı da yaşanılanın sadece bir kriz olduğunu, geçici olduğunu da. Buna göre tamam ya da devam diyelim. Sen benim malımsın, sen benimsin şusun busunlara inanın ki hiç gerek yok. Bir ilişki biter, bir iş ortaklığı biter, bir dostluk biter, asilce ayrılalım. Yeni bir ilişki mutlaka başlar, diğerinin tecrübesi ise işte kulağında bir küpe.

 

Bir Yeni Ay yazımızın daha sonuna geldik, onca uzatmışım, boş ver, bu yazıdan aklında kalması gereken tek şey var, şu aralar, Özgürlük ile Saygısızlığı, İlişki ile Tapulu Mal muamelesini birbirine karıştırmayalım…

 

Sevgimle Kalın e’mi

Elif Hece ÖZTÜRK

18 Ekim 2017 – Kerkük’ten bildirmek istedim

 astrolojistik@gmail.com



(4) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: Nerhan
Teşekkürler - Yine her zamanki gibi sana özgü kelimelerle röntgen çekmiş Elifim.
Var'ol e mi ? Yaralarımızı kapatmak için yara açmak tabii ki gerekmiyor lakin yara açanların karmasını da gün gözüyle göreceğiz değil mi ? ;)
19 Ekim 2017, Perşembe, 09:34



Gönderen: Ayse Kara
Yeniay - Eline sağlık Elifim senden daha güzel yorumlayan yok bu diyarda 😘
18 Ekim 2017, Çarşamba, 19:31



Gönderen: Deniz
Terazi Erkeği - Elif Hanım, her zaman olduğu gibi, yazınıza tebessüm ile başlayıp, tebessüm ile bitirdim: ))) Sizden sağlam anarşist olurdu, anneniz geleceği görmüş. Bu halinizle bile, yazılarınızdaki o anarşist ruh hissedilmekte: )

Yoldaşınız Deniz :)
18 Ekim 2017, Çarşamba, 16:01



Gönderen: Nalan
Kimse kimsenin tapulu malı değildir.❤ - Eksiğimizle, sivri yönlerimizle, birbirimizi değiştirmek için dikta etmeden, ilişkide olduğumuz insanların başında bekçilik etmeden, ceza memuru gibi sürekli bir kusur aramak yerine, kendimizin de eski-eksik yönlerini bilip, anlayışla, iletişimin en güçlüsü olan sevgi dili ile birbirimizle uyum içinde yaşayabiliriz pekâlâ. Fakat pek mümkün görülmüyor.Hangi birini kopyalayim.Aklimdan geçenler kalbime düşenler dile gelmiş.Ellerine yüreğine emeğine sağlık gurban.Bak yine yaziyom yazmaya da devam Yaradanim ömür verdiği sürece kulaklara küpe beyne kazılması gereken öğütler.Teee kalbin derinliklerinden sevgiler vede saygılar ozude sozude kendide güzelim.❤🌹❤
18 Ekim 2017, Çarşamba, 12:46