ASTROLOJİSTİK
  


30 Nisan 2018 Akrep Dolunay Etkileri; Ne Yazarsan Yaz Doktor

“Her insan bazen kendini çok özel hisseder, dünyanın odağındadır adeta, merkez odur. Her şeyin kendi etrafında döndüğünü, o olmadan hiçbir şeyin anlamlı olamayacağını falan zanneder.. Dünyanın hakimi olmuştur artık. Ve bunu insanlarla paylaşmak ister. Telefona uzanır, ama anlatabilecek kimsesi olmadığını görür. Dünyanın merkezidir o, ama bunu paylaşabileceği kimsesi yoktur.. Sonra ayakları yere basmaya başlar. Bulutlardan inmiştir artık. Yatağına kapanır. Büzülür, büzülür, büzülür.. Küçücük bir nokta haline gelene kadar yaklaştırır diz kapaklarını kafasına. Sonra biraz ağlar. Daha sonra da bunun ne kadar saçma olduğunu fark eder. Sonra konuşur. Kendi kendine konuşur boş boş.. Sonra.. Bundan sonrası yoktur. Hayatın tam da orasına takılıp kalır bazen insan..” - Ali’m LİDAR

 

30 Nisan 2018 Tarihinde, TSİ. 03.58’de, Akrep/Boğa aksında, Akrep 9° ‘de, Ay ve Güneş’in karşıt açı yapıp, ayna görünümünü alacağı bir Dolunay deneyimleyeceğiz. Akrep derin, yoğun, tutkulu ve takıntılı yönlerimizi, krizleri, kesin sonlanmalarının ardından dönüşüme uğrayıp, ayağa kalkıp bambaşka bir şekilde yeniden doğrulmayı, doğmayı simgeler,  su unsurunun gazap, karanlık, en dip ve basıncın en yüksek olduğu yer akrep alanıdır. Akrep stratejik savaşır,  işi şansa bırakmaz, kaybedeceğini anladığı anda, gerekirse illegal yöntemlere başvurabilir, asla yenilgiyi hazmedemez. Yenilgiye uğramış ise, mecazi bir ölümü deneyimlemeye başlar, karanlık, uzak, kimsenin kendisine ulaşamayacağı, derin yalnızlığına çekilir, kendisini dönüştürür ve yeniden çıkar sahaya. Balık savaşmaz, kaçar, bırakır gider, vazgeçişi teslimiyettir, savaştığı kişinin, içindeyken göremediği en dip hali, en korkunç hali görür, değer mi değmez mi, değmiyorsa, eyvallah der çeker gider,  yengeç yapışkandır, savaşmayı bilmez, geri de çekilmez, bol bol konuşur durur, suçlayacak kişi arar,  sığ olan yüzeyde olanı görür ve ona göre savaşır gibi yapar, ama sadece gibi yapar, tehlike diplerdedir bilmez, göremez. Üçü de su, üçü de aynı etkiye farklı tepkiler gösterir.  

 

Bu özde olan bilinçtir, zaman içinde farklı hallere bürünür, iyi savaşan, derinliği gören, savaş meydanında ondan bundan destek gelsin diye beklemeyen, cesur yengeçler de olabilir, kaçmak yerine üzerine giden, iyiliği silah gibi kullanıp, düşmanını iyilikle, utandırarak alt eden, savaştan galip ayrılan balıklar da vardır, yenilgiyi hazmeden, illegal yollara başvurmayan, dürüst ve açık savaşan, kendisini yenen bileği öpüp alnına koyan akrepler de vardır. Öz Bilinç sonradan dünya hayatında kişinin kemalatına göre eksisi artıya, artısı eksiye dönüşebilir.

 

Yazının devamını oku

17 Ocak 2018 Oğlak Burcunda Yeni Ay; Kapitalist Dünyanın Kutsal Neferleri

17 Ocak 2018 Tarihinde, TSİ. 05.17’de Oğlak Burcu 26°’de yılın ilk yeni ayı gerçekleşecektir. 1999-2003-2007-2011-2015 (yeni ay döngüsünün parçaları) senelerinde yaşantımızda gelişen Oğlak burcuna haiz, üzerinde hakim olduğu 10.ev temalarında nelerle uğraşıyorduk, ne gibi plan-hedeflerimiz vardı, sabır isteyen, yavaş yavaş büyüyecek olan, bunun bilinciyle hangi zorluklara göğüs geriyorduk,  o yıllarda yaşımıza, yaşam tarzımıza, ait olduğumuz sosyal çevre koşullarına göre, bu etkileri şuanda içinde bulunduğumuz şartlara göre değerlendirelim.  Bu yeni ay hem yeni bir başlangıç hem de arkasında kocaman bir emeği olan, sabırla dayanıklılık testinden geçmiş olanlar için tamamlanmayı da içeriyor.

 

Yine karşı aksı Yengeç Burcunda 16 Ocak 2014 senesinde 27 derecede gerçekleşen Dolunay dönemine ait aldığımız kararların akıbetini  görmeye başlayacağız, o yıllardan şuana kadar süregelmiş, tamamlanmamış, sürüncemede olan konular ivme kazanacaktır. Aldığımız kararların ne kadar arkasında durabildik, ne gibi engellerle mücadele etmek zorunda kaldık, hala aynı kararımızda mıyız?

 

Tırmana tırmana hedeflerine ilerleyenler için bu yeni oğlak Ay’ı, şimdiki zamana bağlı kalmayın lütfen, bir mola almanızı sağlayacak lütuflar içermekte. Hiçbir emek zayi olmaz. Değerli olan şeyler mutlaka hak ettiği değeri bulur. Değer ise derdimiz, emeklerimizin karşılığını artık almak ise derdimiz ve biz dosdoğru ilerlemişsek, zahmetlere katlanmış, şikayet etmemiş, yaptığımız ya da hedeflediğimiz yerin hakkını vermişsek, Hakk Teala kulları gibi adaletsiz değildir, hangi kul hangi engel olursa olsun, Hakk hakedeni hakkıyla ağırlar bu yeryüzünde. Ama çatlak varsa, sızıntı varsa, kalp eğri ise, akıl zekanın kurnazlığına kaymışsa, o yerlere, o konumlara, o planlanan hedeflere hak edilmeden gelinmiş ise, Hakk elbet tepetaklak edip düşürmesini de bilir. Lütfen bunu hiç unutmayalım e mi. Hakk adildir, adaletsizlik insanlardan olur.

 

Kapitalist Dünyanın Kutsal Neferlerine: ) (AVM.ler mabedi olmuş Hepimize: ) estağfurullah tövbe el aziym dedik mi dedik:)

Önceki Yıllara Ait Arşiv Linkleri;

4 Ocak 2011 Oğlak Güneş Tutulumu

24 Aralık 2011 Oğlak Burcunda Yeni Ay Etkileri- ARŞİV

11 Ocak 2013 Oğlak Burcu Yeni Ay Etkileri Sebep - Felek

1 Ocak 2014 Oğlak Burcu Yeni Ay Etkileri- Amentü Gemisi

22 Aralık 2014 Oğlak Yeni Ay Etkileri; Duvarlar

29 Aralık 2016 Oğlak Yeniay'ı; Rüyayı Yaşamak, Gerçeği Yorumlamak

Yazının devamını oku

Transit Satürn Oğlak Burcunda; Zaman Emek Sabır Takdir I

savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye;
zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın.
raksederken mahallenin maşallahı, eyvallahı
güzelleş be
 kızım, şimdilik ölümüne kadar hayattasın, şimdilik ölümüne kadar hayattasın.

Transit Satürn Yay burcundaki serüveninin ardından, 20 Aralık 2017 tarihinde, yöneticisi olduğu, özelliklerini en rahat sergilediği, Oğlak’a geçti. 21 Mart 2020 tarihine kadar Oğlak burcu seyrinde, yeryüzüne göndermeye haiz olduğu konularda, global ve bireysel olarak etkin olacaktır.

(21 Mart 2020'de Kova'ya geçtikten sonra, Satürn 1 Temmuz 2020 tarihinde gerileyip Oğlak burcuna yeniden geçiş yapacak, retro dönemi 17 Aralık 2020'ye kadar devam edecek ve 2.5 yıllık yeni yolculuğuna Kova'da devam edecek.)

Satürn/Zuhal gezgininin (gezegen/yıldız) Dünya’yı ve içindeki bizleri ne yönde etkilediğini anlamak için Yay Burcundaki 2.5 yıllık serüvenine bir göz atmak lazım sanırım. Geçmişi olmayanın geleceği olamaz, bilgi büyüyen-gelişen, şahitlik ve istatistiklerle olgunlaşan bir kavramdır. Ne öngörülmüş, neler olmuş bir göz atalım.

Transit Satürn Yay Burcunda; Sınır Ötesi I

Transit Satürn/Yay Ev-Burç Geçişleri; Sınır Ötesi II

Satürn Akrep Geçişi (2012-2015) Mezarlardan Yükselen Bahar

Transit Satürn Yay burcundan geçerken ülkemizin 6.evini harekete geçirdi. 2014 sonu ile 2017 sonu arasında, şöyle bir düşünelim, inançlar, bilgiye dayalı mevki ve makamlara gelenler dünyasında, epey bir yaprak dökümüne şahit olduk, yenilmiş haklar, yüksek öğrenim ve sınav sistemine karışmış şaibeler ve tüm bunların ortaya çıkışı, ispatlanması, kimi için tasdikname oldu. Bu onlarca istatistikten sadece birisi idi. Abdesti şüpheli olanların dünyasından bir kesit idi. Ülkemizin 6.evinde seyretti, güvenlik, ordu, polis, işçiler, emekçiler, sağlık, tarım vs. alanında. Ne çok şey yaşadık bu konularda değil mi? Darbe girişimi dahi yaşadık, ne hazindir ki, Neptün bağlacı ile, kandırılmış Mehmetçikler, savunmasız sivil insanları vurdu. Önce bir şer yaşattı Satürn 6.evde ordu ile, polis ile, sonrasında elmanın içindeki çürük kurtlar bir bir ortaya çıktı, şefkat tokadından sonra yediğimiz zecr tokadı idi.

 

Yay Satürn ile, Yay’ın ve 9.konağın temsili olduğu alanda yani yüksek öğrenim alanında, yaşı 33-52 arasında olanlar Hayat Diplomasını aldı, bilgilerini tarttı, yaşam felsefesini ölçtü biçti, inanç dünyasına büyüteç ile baktı, eksiğini gediğini gördü, mezun oldu.

Yazının devamını oku

2 Ocak 2018 Yengeç Burcunda Dolunay; Anne Ben Geldim

2 Ocak 2018 Tarihinde, TSİ.05.23’de Oğlak/Yengeç Aksında, Yengeç Burcu 11°’de bir dolunay cereyan edecektir. Kendimizi nasıl koruduğumuz, Çocukluk Koşullarımızın her anlamda şimdiki bize olan +/- katkıları, hafızamızda en fazla yer tutmuş +/- anılarımız, yaşanmışlıklarımız, kabuklarımız, duvarlarımız, zaaflarımız, ait olma güdülerimiz, olumsuz olaylarla nasıl baş ettiğimiz, şimdiki an ile gelecek an, gençlikten yaşlılığa giderken, her şeyin toz pembe olmadığı bir dünyada, geleceğe ait endişelerimiz, güvenliğimiz, kendimizi nasıl, neyle beslediğimiz, kimleri nasıl nelerle beslediğimiz, kaçışlarımız ve hangi durumlarda ortaya çıktığı, kaçamadıklarımız, bağımlılık oluşturduğumuz durumlar, nereye sığındığımız, neyi özlediğimiz, duygusal dalgalanmalarda, kendimizi çaresiz hissettiğimiz anlarda, kime, nereye sığındığımız. Ne ile iyileştiğimiz, nelerle çığırından çıktığımız, bizi koruyanlar, bizim koruduklarımız, sevgi bağı ile birbirimize bağlandıklarımız ve buna benzer sorular düşünce sistemimizde alarm düğmesine basacaktır. Bu yeni bilinç davranışlarımıza, davranışlarımız kaderimize yansıyacaktır.


Bizler duygu ve davranışlarımızı, kimseden yardım almadan, aynayı kendimize tutup, tarafsız bir görüş ile değerlendirdiğimizde, ama samimice, bize bahş edilen ömrü, daha huzurlu yaşayacağızdır. Yukarıdaki temalarda aldığımız etkilere, nasıl tepkiler veriyoruz, bu tepkilerin altında yatan kaynağa ulaştığımızda, dünyaya ve ötelere ait pek çok sorunu çözmüş olacağız.


Ay Rahiym, Güneş Rahman, ne vakit bir dolunay cereyan etse, içinde olduğu burca haiz konularda, Hakk Teâlâ’nın bu iki isimin yansıması olan fiilleri daha bir somutlaşıyor.  Yengeç/Oğlak aksında ise, bir yanda ana rahmine geri dönüş isteği, yeniden doğma arzusu, karanlık yönlerimizin daha bir açığa çıktığı vakitler oluyor. Doğmak için sancılarımız ya da ölmek için öldürmek için planlarımız, çabalarımız. Güneş Rahman Baba sembolü, aydınlığın, o olmadan olamazsın, babanın sırrısın, Ay Rahiym Anne, karanlığın, nurun içindeki süveydan, esirgeyen, bağışlayan, o olmadan, yükü taşımadan doğamazsın.

 

Çocukken canımız acısa, başımız sıkışsa “anne!” diye haykırırdık, kocaman bireyler olduk, herkesi bilemem elbet, ne vakit o çocuk kalbimize ki hala çocuk, hüzün çöreklense ne vakit kırılsak ne vakit kabuğumuz sert darbeler alsa, ne vakit zorda darda kalsak, gayri ihtiyari yine herkesi bilemem “Anne!” diye haykırırız. Annesinden ayrı kalsa da bazı çocuklar, annesini erken yitirse de bazı çocuklar.. Anne bir sembol, anne Rahmin sembolü, korunaklı, güvenlikli, beslendiğimiz, büyümemiz için bizim yerimize bizi düşünen, rahmindeki yükü, yük olarak görmeyip bizi o karanlıkta sevgiyle, şefkatle barındıran. Özlemimiz, kurtarıcımız, kahramanımız, hani o varsa kendimizi güçlü hissettiğimiz, hani bazen bazı durumlarda, elinden bir şey gelmeyeceğini bilmemize rağmen, hani varlığı dahi bize güç veren, annedir, zaman zaman kırsa da dökse de eleştirilerinin dozu kaçsa da hatta ve hatta zalim de olsa, yine anne, anne dediğimiz kutsal kadın. Yaşamdaki her şeyi terk edebilirsin, ömür boyu görmek istemeyebilir ve hatta asla görmezsin, çok çok uzaklara gidebilirsin, ama istediğin kadar terk et, istediğin kadar uzaklara git, mutlaka ve mutlaka annene geri dönersin. Aradığın şefkattir, merhamettir, bağışlanmaktır, bağışlamaktır, sığınmaktır, korunmaktır, emniyette hissetmektir..

Yazının devamını oku

Pozitif Dergisi- Aycan Aşkım Saroğlu & Elif Hece Öztürk (Röportaj)

Gazeteci-Yazar: Aycan Aşkım Saroğlu

Konuk: Elif Hece Öztürk

Yayın: Pozitif Dergisi (Doğan Medya)

Konu: Astroloji- Yıldız İlmi

Başlık: Astroloji Kaderin Yorumlanmasıdır

(Kader Olgusu ve Yıldız İlmi Üzerine Elif Hece Öztürk ile Söyleşi)

Tarih: 21 Ağustos 2017- Ankara/İstanbul

Yayın Tarihi: 18 Aralık 2017

“Yıldız ilmi ehil ve ehli olanın elinde ise insanın seçimlerine bağlı olan kaderinin, o yıldızlı tarladan bireyin payına düşen toprağa bakıp ürünlerinin yorumlanmasıdır” diyor Elif Hece Öztürk...

Yazı: Kevser Aycan Aşkım Saroğlu

Elif Hece Öztürk bir sır gibi saklar kendini. Balık burcu olmasına rağmen, haritasında akrep vurgusu olduğundan ortalarda görünmeyi sevmez. Ama aynanın hasını sırrın belirlediği gibi Elif Hece Öztürk, sadık takipçileri olan çok özel bir insandır. Astroloji ilminde hiç boş atıp dolu tutmaz, hep nokta atışı yapar. Kendine “astrolog” denmesini de istemez.

Onunla yıllar öce bir dergi için yaptığım röportajda ne dediyse çıkmıştı. Japonya depremi bunlardan yalnızca biriydi. Yine başkanlık sisteminin geleceğini ilk o yazmıştı. Bu röportajda da Elif ile astroloji kader bağlantısını, bu yıldız ilminin çok az insanın bildiği detaylarını ve önümüzdeki günlerde olabilecekleri konuştuk. Elif Hece Öztürk gibi çok nadide bir ilim üstadını, ummana dalan bir kalbi, Pozitif sayfalarına konuk edebildiğim için çok gururluyum. Sanırım Pozitif okurları da bu özel insanı tanımaktan ziyadesiyle mutlu olacaklardır.

 

A.A.S: “Astroloji kaderin yorumlanmasıdır” diyorsun, bunu biraz açar mısın?

 

E.H.Ö: İslam inancında Amentü Esaslarında Kadere ve Kazaya İman şartı vardır. Kader, ezelde Yaratıcının, yarattığı ruhların ne yapacağını, dünya hayatında ne gibi yönelimlere sahip olup, yöneldikleriyle nasıl tercihler yapıp, nasıl sonuçlara ulaşacağını bilmesidir. Kendi çabamıza bağlı kılınmış olan kader cüz-i kader, hangi coğrafyada, nasıl bir anne babadan dünyaya geleceğimiz, bizden bir nesil devam edecekse evleneceğimiz insan ve ecel gibi konular ise külli kaderdir yani Statik Kader. Yaratılanın hiçbir fonksiyonunun, seçim iradesinin olmadığı konulardır bunlar. İşte yıldız ilmi ehil ve ehli olanın elinde ise, insanın seçimlerine bağlı olan kaderini, yani Dinamik Kader olgusunu, o yıldızlı tarladan, bireyin payına düşen toprağa bakıp, ürünlerini yorumlamasıdır. Düşünce karakteri oluşturur, Karakter kaderi belirler. Satürn’e kadar olan tesirler cüz-i iradenin yüklü olduğu potansiyellerdir, Satürn ötesi tesirler ve yine ay düğümlerinin etkisi külli iradenin hükmündedir. Bu ilim edep ilmidir, İnançlı bir Müslümanım, dünyayı kazanmak adına, sonsuz bir hayatı kaybetmek istemem, yorumlarken kaderi, nerede durmalıyım, nerede yürümeliyim bunun ayarını iyi tutmam gerekiyor ve ölçüsünde devam ettiğime inanıyorum.

 

A.A.S: Seni Astrolojiye yönelten ne oldu? Kaç zamandır ilgileniyorsun?

 

E.H.Ö: Yolculuğum 8 yaşımda başladı, nasıl başladığına dair daha evvelki söyleşimizde bahsetmiştim. 10 yaşımda İmam-ı Gazali’nin Kimya-yı Saadet kitabında Allah-u Teala’yı tanımak konusunda geçen yedinci Fasıl- “Yıldızların ve Burçların Padişahın Kudretine Teşbihi”ni  okuyup, özümsediğimde yolun içinde buluverdim kendimi. Bilinmeyene, insan psikolojisine meraklı bir çocuktum, Yaratıcıya; Aklına, sanatına, ilmine  ve yaratılış özünden kopmadan aslıyla kalmış yarattıklarına aşıktım,  Yıldız İlminin,  o yaşlardaki bilinçle dahi, o vakitler gazetelerin verdiği burçlar ekinin dışında bir yerde olduğunu hissediyordum, bir umman olduğunu hissediyordum, gönüllü olarak o ummana daldım, bir balığım, o ummanın içinde, yıldızlar tel tel dökülüyor suya, huzurla, aşkla, hayret ve hayranlıkla, ağzım açık bir şekilde, içinde yüzüyorum,  Hayatımdan, gençliğimden ve şimdilerde orta yaşımdan feragat edip 25 yılı devirdim, 12 senedir ise sosyal medyada çeşitli mecralarda ve yine kendi oluşturduğum sitede yazmaya devam ediyorum. 7000’in üzerinde çalışmalarımı aktardığım makalem mevcut. Sadece yıldız ilmi değil, içinde HAKK olan, geçen pek çok Sanat, ilim üzerinde de çalışmalarım mevcut ki, doğum anımdan gelen tesirler ve daha sonraki yönlenme ve seçimle uyumlu hale geldiğinden, bu alanların içinde olmam sanırım kaçınılmazdı. “Kişi niçin yaratılmış ise, o iş ona kolaylaştırılır ve sevdirilir.”

 

 

A.A.S: Çok ortalarda olmayı sevmiyorsun ama sana bağlı çok fazla, tiryaki bir kitlen var, Neden ortaya çıkmıyorsun?

Yazının devamını oku

3 Aralık 2017 İkizler Dolunayı; Hassas Ülkenin Depresif Halkı

İlk gençliğimde solcu oluverdim birden. Ama ne solcu. Üç lafımdan dördü emek, işçi sınıfı, artı değer, halkların kardeşliği v.s.. Bıraksalar solculuktan öleceğim. Öyle böyle solculuk değil. O kadar inandırmışım ki kendimi ‘güneşi zaptedeceğimiz günlerin yakın’ olduğuna. Sadece tesis ve alet edevat sorunu kalmış. Halkımız arkamızda zaten. Yeter ki devrimci kıvılcımı ateşleyelim biz..
Polisten yediğim ikinci veya üçüncü seri tokada bile mukavemet edemeyecek kadar zayıfmış benim şanlı solculuğum. Biraz devletten dayak biraz da babamdan fırça yiyince bıraktım..

Sonra aşık olmalara başladım. Bana birazcık ilgi gösteren her kadına aşık olduğum saçma ve kayıp birkaç yıldan sonra uzun süreli istikrarlı aşk deneyimlerim oldu. Hiçbirini sonuna kadar götüremedim, hayatımdaki hiçbir kadını adam akıllı mutlu etmeyi başaramadım, ama hepsinden çok şey öğrendim. Geriye dönüp baktığımda şöyle ağız dolusu küfürle andığım hiçbir eski sevgilim olmadı. Hiçbirini ben terk etmedim, gittiklerinde hepsinin arkasından mütemadiyen yas tuttum. Ama dediğim gibi, hiçbirinin anısına bilerek saygısızlık etmedim, en azından içimden hepsini iyi andım..

Bu yaza kadar her sene aralıkları değişen depresyon seansları tertipledim kendime. Bu günlerde de girmeyi düşünüyordum depresyona ama annemin en sevdiğim depresyon hırkamı eskidi bu artık diyerek yer bezi yapması sonucunda giremedim. Hırkanın hikayesi de şu. Uzun, yerlere kadar değen kalın mı kalın hardal rengi eski bir hırka. Pek matah bir şey değil tabi. Ama son on yıldır ne zaman kendimi çok kötü hissetsem o hırkaya bürünüp, birkaç hafta evden çıkmayıp, tv ya da bilgisayar açmayıp hatta kitap bile okumayıp aptal aptal tavanı seyrederek yani depresyonun dibine kadar vurarak kendi kendime saçmalıklar yaptım. Ve o saçmalıkların kilit oyuncusu da hırkamdı. Şimdi hırka gitti.. Ben de vazgeçtim depresyona girmekten sonra oturdum bu yazıyı yazdım.
Özet : Ülkem gibi ben de hep hassas dönemlerden geçiyorum. Ve bu hassas dönemler hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Ve takdir edersiniz ki şu an itibariyle de ülke ve ben çok hassas bir dönemdeyiz :)🙂

-Ali’m Lidar (seviom seni rabbim razıdır herhal:)

3 Aralık 2017 Tarihinde, TSİ.18.46’da Yay/İkizler aksında, İkizler burcu 11°’de Dolunay (Süper Ay) gerçekleşecektir.  Yay/İkizler aksında gerçekleşen dolunay zamanları, dünya gündemi için de, insanın bireysel gündemi için de, akıl oyunları, hile, aldatma ve aldatılma, yanılma ve yanıltma, sağlıksız düşünce kalıplarının özeleştirisini yapma, hataları görme, hakikatine varma zamanları olur genelde. Ocak ayından bugüne kadar geldik, zaman zaman deli dalgalar geldi üzerimize, bazen çekildik köşemize dinlendik, bazen karıştık hayata, bazen dışında kaldık gözlemledik, 2017 senesinde ne çok şey yaşadık öyle, ne çok sıkıntı atlattık, oğlak ayında, hedeflerimizi, kova ayında gelecek planlarını, balık ayında iyi niyetlerimizin yargısı, koç yeni ayında harekete geçmeyi, işin başa düşmesi, boğa yeni ayında huzuru, istikrarı, ikizler ayında aptalca adımladığımız yolları, yengeç ayında, sığınacağımız kapıları, aslan ayında yaşamımızın senaryosunu, başak ayında, günlük yaşamın koşturmacasını, sağlığımızı, terazi ayında, dengemizi, ilişkilerimizi, sosyal hayatın riyakarlığını, akrep ayında, kendimizin doktoru olmayı, yay ayına girdiğimiz şu günlerde, Merkür gerilemesinin de eşlik etmesi ile, İkizler dolunayında tüm bunların tek tek muhasebesini yapma zamanı olacaktır.

Yıldız ilminde bazı işaretler akılla ilgilidir, İkizler ’de bu aklın zeka şubesidir, El becerileri, beynin aktif olan durum kurtarma, pratik anında çözüm getirme, her bir işin püf noktasını bilme, kötü durumlardan sıyrılma, her vakit sütten çıkma ak kaşık olma ikizler işaretiyle alakalıdır. İkizler burcu insanı böyledir anlamına gelmiyor. Zira her insan bir parça ikizler ’den etki almaktadır. Akıl/zeka aynen insan gibi büyüyen-gelişen bir varlıktır. Yaşam deneyimleri ile o hafıza deposuna kaydedilen olaylar, aklın not defterine işlenir. O defter gitgide dolar, büyür. Bir kitabı alıp yaşayanının kurgusunu okumak mı? Hayatın içinde birebir o kitabı yaşayarak akıl defterine yazmak mı?  Yazılanı okumak mı? Yaşarken yazmak mı? İkizler dolunayında, yaşadığımız olayları kaydettiğimiz o akıl defterini açacağızdır. Nerede akıllı davranıyor, nerede zekamızı kullanıyoruz. Bazen çok fazla konuşuruz, bir tür üste çıkma, bir tür savunma gereği, bir tür haklılık yarışına gireriz. Sonuç mu değişmez, çoğu zaman olayları daha bir karmaşık hale getiririz. Bu dolunayda susma ve konuşma dengesini nasıl kuracağız bunun üzerinde düşünebiliriz. Şöyle bir yoklayıp tecrübelerimizi, konuştuk da ne kazandık, sustuk da ne kaybettik gibi bir geriye dönüş ile (Merkür Gerilemesi) huzursuzluk veren çoğu şeyden arınabiliriz.


Yazının devamını oku

18 Kasım 2017 Akrep Yeni Ay Etkileri; Manevi Ameliyat

“Büyük beklentilerin olmasın. Eğer yaşadıklarından çıkardığın en önemli ders nedir diye sorsaydı biri bana, bu üç kelimeyle cevap verirdim, duraksamadan.. Büyük beklentilerin olmasın.

Bağırmayan anne, kırılmayan oyuncak, terk etmeyen sevgili, bitmeyen oyun olmaz.”

Ali’m Lidar

 

18 Kasım 2017 TarihindeTSİ.14.42’de Akrep Burcu 26 °’de Güneş ve Ay kavuşumuyla, bir Yeni Ay doğacak. Güneş somut, Ay soyut, Güneş gündüz, Ay gece, Güneş görünür kılan, Ay örtülü, sırlı, gizleyen, Güneş fiziki bedenin, Ay duyguların, tepkilerin, etkilenmelerin, Güneş dışa vuran, Ay içine içine biriktiren, hafızaya depolayan, Güneş eril tarafların, cesur, atak, yaşam dolu, yaşamın içinde Hayata bakan gözün, Ay dişil tarafların, çekingen, pasif, duygusal, içine atan, korunmaya muhtaç, sevilmeye ihtiyaç duyan, içe bakan gözün. Her ikisi, salt doğa yaşamı için değil, insan yaşamı için de önemli iki unsur. Mevsimler nasıl oluşuyor, bitkiler nasıl büyüyor, insan nasıl dinleniyor, nasıl ayakta kalıyor, gündüz ne yapıyor, gece neye ihtiyaç duyuyor. (Reklam spotu gibi oldu) Gecesi gündüzüne karışmak diye bir deyimimiz vardır, hiç düşündünüz mü daha derin manada ne ifade ediyor. Yapmamız gerekeni zamanında yapmadığımızda sonradan nasıl da başımızı ağrıtıyor, uykularımız kaçıyor. Kıştır yağacak kar, yazdır açacak çiçek. Kışın açar mı çiçek, yazın yağar mı kar?  Gündüz yapmamız gerekenler ile gece yapmamız gerekenler birbirini tamamlıyor, gündüzün işini geceye, gecenin işini gündüze bırakırsak elbette dengemiz sarsılıyor. Her var olmuşun bu yaşadığımız rüyada bir fonksiyonu var, kâinatın dengesi adına kötü addedilenin de faydasız görülenin de zerrenin de bu dengede, bu düzende bir katkısı var. Kader zaten ölçü demek, ölçüsünde yaşayınca, ölçüsüyle bu rüyamızda ne yapmalı ne yapmamalı bilince, hayatımıza bir denge gelince, bir düzen oluşturunca, her şey yerli yerinde olunca, daha huzurlu daha pozitif, daha faydalı bireyler haline geliyoruz.

 

Ama sınav yerindeyiz, denge kaçıyor, ölçü şaşıyor, yine yapman gerekeni zamanında yerli yerinde yapsan da dışardan biri düğmeye basıyor, insanız işte, içimizde duygu-düşünce laboratuvarı var, deneyler yapmak, deneyimler kazanmak, bilmediğimiz bölgelere olan merakımızla, hepimiz de ama hepimiz de pek öyle dengeli olduğumuz söylenemez, toplum normlarına uygun olduğu da söylenemez, nice deneyimler, nice sıkıntılar, nice krizler içine dalıveriyoruz. Pekâlâ iyi de ediyoruz. Tövbe kapısı neden var ki değil mi? Deneyimlemeden, denediğimizin sonuçlarını nereden bilebiliriz ki? Nasihat eden olur, daha evvel denediğimizi tecrübe eden birileri, örnekler olur, olur da olmasına, imtihan denilen, insanın başıboş olmadığını hatırlatan, bir düzen var işte, insan yaş döngüsüne göre test ediliyor, nefsini yani kendini bilinceye dek, tek dünyalı olmadığını iyice idrak edinceye dek, dengesini kaçıran şeylerin dengeli olan tarafını iyice görünceye dek, nice halden hale geçişler yaşıyor. Elbette bunlar inananlar için, sonsuz bir hayatın varlığını kabul edenler için, bu rüyada ne ekersek uyandığımızda onun hasılatını hesap günü elimizde bulacağımızı bilenler için. 

 

Yazının devamını oku

4 Kasım 2017 Boğa Dolunay Etkileri; Dönüşüm Karnesi

4 Kasım 2017 Tarihinde TSİ. 8.22’de, Akrep / Boğa aksında, Boğa Burcu 11 °’de Dolunay gerçekleşecektir. Gözlemlerime binaen, Boğa sembolizmine ait konuların etkisine çoktan girmiş durumdayız. Sokakta, evde, iletişim halinde olduğum insanlarda, medya gündeminde, davranış ve düşünce kalıplarında yaptığım gözlem hem dışarıdan hem de kendi hayatımdan şahit olduklarımla, güçlü bir Akrep/Boğa kutbunun Boğa’da tohumlanmış ürünlerini deneyimlemeye başladık. Madde ve Mana, Somut ve Soyut, Olan – henüz Olmayan, kendimize verdiğimiz değer, bizi bizi biz yapan karakterimize eklenmiş değerler vb. Eski makalelerimde Boğa alanını çok fazla anlattım dileyen o yazıları bulsun en detayına kadar bir daha okusun hatırlasın. Uzatmayacağım. Dolunay’ın Balık’ta yer alan Neptün ile kurduğu o büyülü, mistik, muazzam görünüm, yüksek sezgi gücü ile, her insanda mevcut olan neyin doğru neyin yanlış olduğunu bize fısıldayan içimizdeki o adını henüz koyamadığım kuvve ile bu dönem daha yakın ilişkiye geçirecektir şu insanları.

 

Boğa denince ilk akıla gelen, Değerler, Sahip Olmak, Ben’im dediğimiz o Ben’in içine doldurmuş olan maddi ve manevi somut elle tutulur gözle görülür olanlar, İnsandaki sabır denilen o üstün güç, Huzuru nerede aradığımız, ne olursa Mutlu olacağımız, Dünyaya dönük yüzümüz. Dünyaya bizi bağlı tutan her şey. Ölümlü olduğumuzu unutturan, hiç ölmeyecek gibi birikimler yaptıran, hiç ölmeyecek gibi canımızı tüketircesine verdiğimiz çabalar, hiç ölmeyecek gibi, kazık çakacakmış gibi dünyaya, belirsiz olan yarınlar için hiç durmadan bir şeylere sahip olmayı takıntı haline getirmeler…

 

Akrep, dönüştürmektir, çürüyen şeyleri dönüştürür, bunu bir neşter ile yani acıta acıta yapar, Boğa ise kalite ile ilgilidir, o hiçbir şeyin çürümesine izin vermez, bu nedenle toplumsal konularda en fazla takıntısı olan, aile yapısı, otorite ile olan ilişki, toplumun beklediği davranış ve uygulamalarda en hassas davranan işarettir.  Ama hayat işte Hayat, her zaman öyle olmuyor, bazen insan çizgiden çıkabiliyor, alışılmış olan dünyevi yaşam kurallarına rest çekebiliyor, o topluluklara dahil olmak istemiyor. Günümüzde şirketleşme haline gelmiş, kadın/erkek aynı, ticaret gibi yapılan evliliklerin içinde olmak istemiyor, çoğunluğun değer verdiği şeyler onun için bir anlam ifade etmiyor. Şu dönem zihnimizi en çok karıştıran konu, neye değer verdiğimiz, bu değer verdiklerimiz konusunda, dostlar alışverişte görsün modunda mı? Çoğunluk bunlara değer veriyor, ben de vermeliyim mi? Hayır o bu şu ne derse desin, huzur da mutlulukta bizzat samimice kendi benliğimle karar verip, yaşamımda sabitlediğim değerlerim mi? Bunu çok derinden sorgulayacağız.

Yazının devamını oku

19 Ekim 2017 Terazi Burcunda Yeni Ay; Tapu Kadastro vs. İlişkiler

Küçükken dünya herkesin zannediyordum. Elbistan'da kurduğumuz çocuk çetesi (en büyüğümüzün yaşı yediydi) ile farkında olmadan bir tür V For Vendetta kafası yaşıyorduk kendi kendimize. Her şeyin bize ait olduğunu, dünyanın biz oyun oynayalım ve eğlenelim diye yapıldığını zannediyordum. Ta ki mütemadiyen daldığımız elma bahçesinin sahibi bir gün bizi yakalayıp, kuru elma dalından yaptığı sopayı sırtımda kırana kadar. O gün eve döndüğümde babamdan da yediğim tokat iyice anlamamı sağladı, yaptığımız hırsızlıkmış. O güne kadar her şey Allah'ın sanıyordum. O gün anladım evler, araçlar, ağaçlar hatta insanlar, her şey Allah'ın, yani herkesin değil birilerininmiş. Ama anlayamadığım bir şey vardı. Kiracı olarak oturduğumuz apartmanın girişinde "Mülk Allah'ındır" yazıyordu. Sormuştum bir keresinde babama bunun ne demek olduğunu, o da her şeyin sahibi Allah demektir demişti. Buna rağmen ev sahibi hacı amca kirayı birkaç gün geciktirdiğimizde kapımıza dayanıp avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Mülk Allah'ındıysa madem, hacı amca da Allah'ın kiralarını toplayan avukat gibi bir şey olmalıydı. Tövbe de dedi annem. Tövbe dedim. Tövbe demeseydim anarşist olup çıkacaktım yedi yaşında. Tövbe! -Ali’m LİDAR-

(7 yaşımda lakabım Deniz Gezmiş’ idi. 16 yaşımda girdiğim ilk sınavda ODTÜ’yü kazanmıştım, annem, anarşist mi olcen diye göndermemiş, mecburi, bankacı-sigortacı oluvermiştim. Olaydım annem bende anarşist olaydım, ne havalı olurdu be, romantik, duygusal ama aynı zamanda rasyonel bir akla sahip, sağlam inançlı, adil bir anarşist:) ay ben gülerim şimdi! Teşekkürler Annem!

 

19 Ekim 2017 Tarihinde TSİ. 22.11’de Denge, Uzlaşı, Uyum, Konfor, İlişkiler, Sosyal Hayat, Ortaklık, Biz ve İstikrarın Önemli olduğu Burç Terazi burcu 26 °de Yeni Ay gerçekleşecektir. Terazi’nin Yöneticisi Zühre/Venüs’ün temsil ettiği alanlar; Finans, Estetik, Güzellik, Sevgi, İlişkiler, Diplomatik Dil, düşünce gündemimize yerleşecektir. Bu kavramların zıttı da Terazi’nin içinde yer alır. Nasıl bir paradoks ise artık. En dengesiz, kararsız, en onaylanma ihtiyacı duyan kişilikler de Terazi vurgusu yoğun olanlardan çıkabiliyor. Dişil tarafı daha kararlı iken, Eril tarafında aşırı melankolik, karamsar, dengesiz, huzursuz bir ruh haline sahip, kararsız insanlar çıkabilmekte. Bireysel haritalarımızda Terazi’nin ev sahipliği yaptığı yaşam alanlarımız, en yoğun kararsızlığı çektiğimiz, kontrol etmede zorlandığımız, onaylanma ihtiyacına, desteğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz alan olabilmekte. Kaostan düzen oluşuyorsa, yoğun kararsızlıklardan, kendinden emin dev adımlar atılıyorsa, dengesizlikten de denge doğuyor, ama o dengeyi buluncaya dek epey bir yara alıyoruz, epey bir ilişki tüketiyor, harcıyoruz.

Yazının devamını oku

Her Telden Transit Jüpiter Akrep Burcunda Güzellemesi

10 Ekim 2017 Tarihinde TSİ: 14.25’de Müşteri/Jüpiter Akrep burcuna geçiş yapacak. 8 Kasım 2018 TSİ. 13.44’de yöneticisi olduğu, tezahürlerini en rahat sergilediği Yay Burcuna geçiş yapacak. Etki sahalarına geçmeden evvel daha iyi anlamak için bu gaz devi, şimdilik Güneş sisteminin en büyük gezegeni olan Jüpiter’in, Terazi Burcundaki seyrinde, Terazi’ye özgü neler yaşandığının sağlamasını yapmak gerekir. Önce Terazi Burcunda Güneş’e sahip olanlar, sonra Terazi Burcunun 0-29 dereceleri hangi yaşam evi ise o evle ilgili gelişmeler ve yine Terazi Burcu dereceleri dahilinde kişisel gezegen, nokta ve düğümlere sahip olanlar, son 2 seneyi bir gözden geçirmeleri gerekir. Müşteri/ Jüpiter her burçta yaklaşık 1 sene kadar kalır, bazen 7 ay gibi kısa kaldığı burçlar da vardır. Jüpiter hem artı hem de eksi yönde; yayılmayı, büyümeyi, genişlemeyi, hayata baktığımız pencerenin değişimini, büyük görmeyi, kişisel ve akademik bir eğitim sürecini, geniş tarafından düşünmeyi, büyük yatırımları, dünyevi refahı, bilgiyi, yazım dünyasını, kitap vs. geniş kitlelere yayılan akademik çalışmaları ve hepsinden önemlisi, vicdanı, ahlaki ve inanç yapılanmasını, hayvan ile insan arasındaki ince çizgide insani yanımızın değerlerini yönetir. Karakter yapısının en olgun, en kâmil yönleri ve en düşük, en çiğ-yüzeysel yönleri, kısmen bu gezegenin konumu ve görünümleriyle, bir parça fikir sahibi olmamızı da sağlar. 


Düşük Jüpiter ile Yüksek konumdaki Jüpiter etkisi bir değildir. Bu yayılmak, genişlemek, büyümek, var olan bir sorunun daha da büyümesi olabilir, fiziksel açıdan bir hastalık neticesi aşırı kilo alabilir kişi, birden bedeni 2-4 beden büyüyebilir, var olan bir tümör, kist vari bir şey, birden büyümeye başlayabilir, aşırı iyimserlik, rahatlık, rehavete kapılmak, sonunda başımızı ağrıtabilir. Bir anlık güven ile, kişi büyük bir borca girebilir, daha sonrasında ödemede zorluklarla karşılaşabilir. Tüm bu yazdıklarım istatistiktir. Bireysel haritalarda gördüğüm, kişiyi takibe aldığım, neden-sonuç ilişkisiyle yaptığım birebir gözlemlerin sonuçlarıdır. 


Bazı şeyler elimizde, tedbir ile önüne geçebiliriz, bazı şeyler elimizde değil, kişi bu sonuçları doğuracağını bile bile de düşüncesizce harekete geçebilir, yaptıklarının sonuçlarını yaşayabilir. Bazen de yapar eder, kendi başına çorap örer, neden uyarmadın der, anlatırsın tedebbür tarafıyla görmesini istersin, neden durdurmadın der, şimdi ben ne yapacağım der, kendine suç ortağı arar. Her neyse bu anlamda düşünmek gerekir. Transitin hangi tarafından etki alacağımız ise tamamen işin ehli tarafından üzerinde iyice çalışıldıktan sonra öngörülebilir. Medyadan duyduklarınız ile hayallere kapılmamaya dikkat edin e mi. En Son 2005-2006 yılında Müşteri/Jüpiter Akrep Burcunda seyahat etmişti, sağlamasını yapmak adına o yıllara bir geri gitmede fayda var. Ama o zamanki şartlar ile şimdiki şartlar bir değil, o vakitlerdeki yaş döngün, içinde olduğun yaşın etkisini veren gezegen bir değil, o yıllardaki şuurunla şimdiki şuurun hele hiç aynı değil! Bunu hesaba katarak, ne gibi potansiyellerle karşı karşıya kalmıştın, hayatın hangi alanı büyümeye başlamıştı, bilgi düzeyinde, kendini tanıma ve geliştirme düzeyinde ne gibi sancılar çekiyordun, ne gibi kararlar almış, ne gibi hayatında önemli değişimler yaşamıştın  gibi bir seyahat iyi gelecektir. 

Yazının devamını oku

5 Ekim 2017 Koç Burcunda Dolunay; Yetinmeyi Bilir misin?

İnsan, başka beklentileri karşılanmadığında var olan mutlulukları da yok edebilen bir hayvandır. Bir şeyler olur. Başlangıçta her şey güzel de gidiyordur. Ama yetinmezsin. Yetinemezsin çünkü yetinmek senin hayvansı doğana aykırıdır. Hep bir fazlasını istersin. Ve bir yerden sonra karşındakinin veremeyeceği şeyleri istemeye başlarsın. Doğal olarak karşındaki veremeyeceği şeyleri veremez. Sonra sen durumun yarattığı hırçınlıkla istediğin şeyden vazgeçmek yerine dehşet verici bir bencillikle ısrarını sürdürürsün. 
Sonuç : Daha önce elde ettiğin küçük mutlulukları da kaybedip yalnızlığa gömülür ve Orhan Gencebay'a sığınırsın.. 

-Ali’m Lidar (Karpuz Kabuğuna Yazılar Yazan Çocuk, Karpuz Kabuğundan Nice Yaşlara, Doğum Günün Mübarek Olsun: ) - 3 Ekim)

 

 

5 Ekim 2017 tarihinde, TSİ. 21.40’ da Terazi/Koç Aksında, Koç Burcu 12 °’de Dolunay gerçekleşecektir. Bir önceki 6 ay evvel 28 Mart 2017 de gerçekleşen Koç Yeni Ay’ının sağlamasını yapacağız. Sağlamasını yaparken en yakınında gerçekleşmiş olan Başak Yeni Ay etkileri ile sentezlemeniz gerekiyor. Anlatabildim umarım. Dolunay fazları düşünce şatosunun muhasebe odasıdır.  Yeni Ay’lar ise elimizdeki malzemelere bakıp, ocağı yakıp, yemek yapmak ve ortaya yemeği çıkarmak için işe koyulduğumuz mutfağıdır. Koç Burcunda cereyan eden Dolunay evresinde, beraber 6 ay öncesine dönelim şimdi. Þu soruları kendimize soralım;

Ne gibi kararlar aldık ne türden plansız programsız işler için eyleme geçtik, neler var bir anda hem yapıp hem pişman olduğumuz, neler var o günlerde ortaya çıkan, hala devam eden, çözmek yerine daha bir düğüm haline getirdiğimiz konular. Neleri çözdük, hangi konularda korkaktık, neden korkuyorduk, nerede motiveye ihtiyacımız vardı, öfke, hırs, ani girişimler, sabırsızlık nedeniyle neleri mahvettik, ne kadarının farkındayız ne kadarını toparlayabiliriz, neler için mücadele veriyoruz, sayısı belli olan nefesi, sermayemiz olan zamanımızı niçin, hangi şey adına mücadele ederek tüketiyor, harcıyoruz, o değerli zamanımız, o bugünlerin yaşlılığı da var, enerjimizi savurduğumuz işler, uğraşlar, kişiler, alma-verme dengesinde, bizi ne kadar tatmin ediyor, ilişkilerimizdeki alma -verme dengesi, ben-sen, biz dengesi ne durumda. Nelere sinir oluyoruz, beynimizdeki sinir uçları, o elektrik kablosuna benzeyen ince teller, ne gibi durum-şartlarda yüksek gerilime tutulmuş gibi oluyor. O günlerde aldığımız kararda mıyız? Nasıl gidiyor? Beslemek adına neler yapılmalı, neler yapıyoruz, Gidişat nasıl? Memnun muyuz? Değil miyiz? İstediğimizi almak için, harekete geçtik mi? Biz ne kadar istekliyiz ne kadar netiz? Savaşmak kelime anlamıyla negatif bir kelimedir, ama savaşmak kelimesi duruma göre değişebilir, bir kanser hastasının yaşama tutunmaya çalışması, bir insanın hak ettiği yerde olması için, şartları zorlaması, hak etiğini almak adına ısrarla üzerinde durması da savaşmak kelimesinin içine dahil olmuş pozitif davranışlardır. Savaşımız ne durumda? Hepimiz bir değişimin içine girdik, yalnızca insan mı, ülkeler, sınırlar, yönetimler tüm dünya genelinde yadsınamaz bir değişim içindeyiz, kurumlar, kavramlar, inançlar, değerler, çeşitli toplumsal ve sosyal yapılanmalar hepsi bir değişimin içinde, bu değişimin hangi tarafındasın? Hayatını şerre yeldiren mi? Hayatını hayra yönlendiren mi? Yaptığın işler, beyninde dolaşan düşünceler, kurduğun cümleler, hobilerin, zamanını doldurduğun her bir uğraş, özel çevrende bir anda hayatına dahil olan insanlar ve bunlarla kurduğun iletişim, düşünce ve genel hayatına kattıkları, verimli ve çorak durumlar, işte bunlar bu değişimin içinde, hayr mı şer mi tarafına doğru gittiğinin göstergesidir.

 

Þimdi bu soruların yanıtlarını, dürüstçe, mantıklı, hakkaniyetli bir şekilde vermemiz gerekiyor.

Yazının devamını oku

20 Eylül 2017 Başak Yeni Ay Etkileri; Güneş Topla Benim İçin

Önce dibe vurmak lazım.. Sonra her şeyi yeniden yavaş yavaş inşa edersiniz. Ama dibe vurmadan olmaz. Çekebileceğiniz acıların sınırına gelip artık hiçbir şeyin canınızı yakmadığını fark edene kadar böyle gider bu. Eğlenmek, etrafa soytarılık etmekten başka bir şey değil çoğu kez, bunu da çok iyi bilin. Hayıflanın ya da hayıflanmayın; anlatın ya da anlatmayın, içince ya da içmeden. Biliyorsunuz değil mi bunların hepsi detay? - Ali’m Lidar

 

20 Eylül 2017 Tarihinde, TSİ. 8.29’da Başak Burcu 27 °’de Güneş ve Ay kavuşum yapacak, Başak burcunda seyreden Zühre, Merih, Utarit de bu kavuşuma eşlik edecek, gökyüzünde emirlere boyun eğmiş, insan şuurunda etkin olan diğer gezegen/yıldızlarla da Başak bilinci önemli görünümler yapacak. 2018 de birden fazla göksel tesirin burç değiştirmesi öncesi, bu Yeni Ay oldukça önemli. Buğday ile samanın ayrıştırılması, gerekli-gereksizin fark edilmesi, sıkıntı hallerini veren durumların çözülmeye başlaması, hangi odundur kırılacak, hangi sudur taşınacak göreceğimiz bir yeni ay olacaktır. Yeni Ay yöneticisi Utarit/Merkür kendi burcunda Başak’ta, tam anlamıyla harekete geçmemiz adına dürtecektir düşüncelerimizi. Balık Neptün ile arasındaki ayna açısı yani zıtlığın şifası adını verdiğim görünüm, korkulara ayna tutacaktır, uyuşukluğumuzun nedenlerini, düşüncelerimizi somuta dökmede var olan tıkanıklığımızı, hayal kırıklığı yaşadığımız konularda çözülmeyi, neyi ne kadar istediğimizi, neyin artık o kadar önemli olmadığını göreceğimiz bir Yeni Ay olacaktır. Başak hasat demektir, gelecek için önemli olacak tohumlar bu hasat vaktinde kendini iyice belli edecektir. Gerisi detay, gerisi kolay, sana kalmış. O tohumu hiç etmek de var, eziş, bücüş kimsenin önemsemediği, bundan bir halt olmaz dediği tohumun içindeki cevheri görüp, olursa bu tohumdan olur deyip almak da var. Başkasının gözüyle değil, kendi gözünle, kendi ihtiyacını karşılayacak tohumdur önemli olan. 

Yazının devamını oku

6 Eylül 2017 Balık Dolunayı; İnanmak Çok Daha Yücedir Bilmekten

Çocukluğunu yarım yaşayanlar ne kadar büyürlerse büyüsünler, her çaresiz anlarında ona geri dönerler. Onları nerede görseniz tanırsınız. En yetişkin halleri, hatta hüzünleri bile biraz çocuksudur onların. Çocuk hüznü, evet. Çok istediği oyuncağın neden alınmadığını bir türlü anlayamayan, babasının nereye gittiğini, bir gün önce akvaryumda nazlı nazlı süzülen balığına ne olduğunu, dedesinin ona sormadan neden cennete gittiğini, annesinin saçlarını yıkarken neden canını yaktığını ve neden hep yorgun olduğunu, arkadaşlarının neden oyunlarına onu almadığını bilemeyen; Allah'ın ve karşı evdeki yaşlı amcanın niye hep öfkeli olduğuna akıl sır erdiremeyen, iri bakışlı, sarkık dudaklı, bükük boyunlu çocuk hüznü… Çocukluğunu yarım yaşayanlar büyüdüklerinde, o hüznü de büyütürler beraberlerinde. Onlar bu yüzden her şeye üzülebilirler. Onları üzmek bu yüzden çok kolaydır. Bu yüzden gözlerinde akacak yer arayan yaşlarla dolaşır onlar. Onları kandırmak ve ağlatmak bu yüzden çocuk oyuncağıdır. Ve bu yüzden onlarla uğraşmak iki kere ayıptır. Onların çabucak kırılıverecek hayalleriyle oynamak iki kere günahtır. Eğer şefkat gösteremeyecekseniz, uzak durun en azından. Bütün büyüyememişlerin yarım kalmışlığının hatrına en azından bunu yapın. Uzak durun! (Ali’m Lidar)  Evet Mümkünse LÜTFEN Uzak Durun!!!

 

6 Eylül 2017 Tarihinde, TSİ.10.02’de, Başak/Balık aksında, şifa ekseninde, Balık Burcunun 13’de Dolunay gerçekleşecektir. Güneş günlük hayatımıza ait tüm işlerin konağı olan Başak burcunda, Ay ise sadece kendi öz benliğimize ait tüm işleri kapsayan Balık Burcunda. 6.ev ve 12.evin kapsadığı konularda, var olmuş, süregelen olumlu ya da olumsuz giden yaşam olaylarımız için, oldukça kibar bir üslup ile, sessiz sessiz ama oldukça güçlü bir şekilde istenmeyenin sonlanması, istenilen için ne yapılması gerektiğinden emin olmak ve Merkür gerilemesinin bittiği şu günlerde daha disiplinli şekilde harekete geçmek adına dürtecektir sanırım.

 

Sessiz ol, acele etme ne istediğini ve ne yapman gerektiğini bil...

Yazının devamını oku

21 Ağustos 2017 Aslan Burcunda Güneş Tutulması: Amerikan Kasırgası

“Ölüyoruz işte. Yavaş yavaş ölüyoruz. Ama bazı geceler farkında olmuyoruz bunun. Hayata kaptırır gibi oluyoruz kendimizi. (Hayata kaptırmak, ne tuhaf laf). Kendimizi olduğumuzdan çok daha güçlü zannediyoruz öyle zamanlarda. Oysa durum tam tersi. O kadar zayıfız ki aslında. Hayatın neon ışıkları kendisine doğru çekiyor bizi. Karşı koyamıyoruz. Kendimizi, herkes gibi bir şey zannediyoruz. Onlar gibi,onlardan biri gibi karışıyoruz aralarına. Aklımızdan geçmeyen şeyler yapıyoruz sonra. İddialı laflar edip, kendimizi vazgeçilmez gibi görüp, öfke,şefkat, kıskançlık, sevgi, nefret gibi zıt hislerden tek bir his yaratıp aklımızın ve kalbimizin kontrolünü o hisse bırakıyoruz.. Sonra bir yerlerde, ağaran şafakla birlikte ağır ağır kendimize gelip, kendi gerçeğimizle yüzleşiyoruz derin bir pişmanlıkla. Ölüyoruz işte. Yavaş yavaş ölüyoruz.. Tek başımıza..” -Ali’m Lidar


21 Ağustos 2017 tarihinde TSİ. 21.25’de Yaşamın kaynağı Güneş’in konakladığı Aslan Burcunda 28°’de Ay’ın da yaşamın içine dahil olmasıyla, bir büyük buluşma, bir Tam Güneş Tutulması gerçekleşecektir. Bu büyük Tutulum Amerika Birleşik Devletleri’nde net olarak gözlemlenecektir, ülkemizden gözlemlenmeyecektir. Medyada geçtiği üzere adı,” Büyük Amerikan Güneş Tutulması” Tutulumun ABD’yi ilgilendiren, astronomi-teknik tarihsel kronolojisine ait medyada bol bol bilgi verilecektir, işte en son bu tutulmanın aynısı 26 Şubat 1976’da oldu daha eskisi 1918’de oldu vs. vs. şeklinde. Bu konuda ana haber bültenlerinden birine illaki denk geleceksinizdir. ABD’nin 45.Başkanı Donald Trump’ın doğum anında Aslan Burcu 26° ye sabitlenmiş Mars’ı ile 2 derece kadar kavuşumda olan bir Tutulum. Kanuni’yi Hürrem, ABD.’yı Trump gibi gibi. Fakat bu tutulum Trump’ı hiç olmadığı kadar baktığın pencereye göre onun tarafına göre oldukça güçlendirecektir, daha popüler hale getirecektir, gücün verdiği şımarıklıkla dünya gündemine etkin imzalar atacaktır. Adam kendisini göstermek, kabul ettirmek ve arkasındakilere ispat etmek istiyor. Olan yine zavallı dünya halkına olacak gibi. Bu şımarıklıklar, kendisinin de ABD’nin de sonuna zemin hazırlayacaktır!

 

Tutulum, Kuzey Pasifik (Büyük) Okyanusundan başlayıp, Amerika’nın tam orta hattını boydan boya geçecek ve Kuzey Atlantik Okyanusunda Afrika’nın tam orta ucunda sona erecektir. Tutulumun tam gerçekleştiği bölge olan Oregon eyaletinde tam görünen tutulum 2 dakika 45 saniye sürecektir, bu da dünya zamanıyla astrolojik açıdan 2,5 yılı kapsayacaktır. 

Yazının devamını oku

13 Ağustos-5 Eylül 2017 Başak Merkür Gerilemesi(Retro); Dilimden Anlayan Bülbül Az Olur

Zaman zaman fikrimi soruyorlar bazı konularda. Herhangi bir şey olabiliyor bu. Ülkenin gidişatı ya da Beşiktaş’ın durumu ya da kişisel bir durumla ilgili olabiliyor. Öyle durumlarda çoğu zaman ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Söyleyecek bir şeyim olmadığından değil, söylenecek şeyleri kafamın içinde toparlayamadığımdan. Ve diyorum ki o zaman, ben bunu bir yazayım sonra konuşalım. Normal insanlar önce düşünüp sonra yazarlar herhalde. Bende ise durum tam tersi. Önce yazıp sonra düşünüyorum ya da yazarken düşünüyorum. Konuşamadığım için yazıyorum diyen bir yazar vardı. Ona benziyor aslında durumum. Tek farkla. O konuşamadığı için yazıyormuş bense düşünemediğim için yazıyorum.. Ali’m Lidar (ayn-ı hal)

 

24 Temmuz 2017 tarihinde Aslan Burcu 28°de gölgeye giren Merkür/Utarid, 13 Ağustos 2017 tarihinde TSİ. 03.01’de Başak Burcu 11°de Gerilemeye (Retro Hareketi) başlayacak. 31 Ağustos 2017 tarihinde Aslan Burcuna geçiş yapacak, 5 Eylül 2017 tarihinde ilk gölgeye girdiği Aslan Burcu 28°de gerileme bitecek, normal seyrine devam edecektir. 19 Eylül 2017 tarihinde Başak Burcu 11°ye ulaştığında ikinci gölgeden tamamen çıkacaktır.

 yine

Merkür en hızlı seyre sahip gezegendir, yavaşlama, durağanlık Merkür’ün doğasına terstir. Merkür gerilemesini en yoğun olarak, 5-21 Ağustos ve 1-12 Eylül arasında hissedeceğizdir. Şuanda Merkür’e haiz olan konularda; alış-veriş, ticaret, anlaşmalar, ikamet değişimleri, komşuluk, arkadaşlık ve yakın akrabalar, kardeşlerle olan ilişkiler, iletişime dayalı, ağzımızdan çıkan söze, beynimizde beliren düşüncelere ilişkin, kullandığımız hayatımıza dâhil olmuş elektronik ve teknolojik aletler alanında, ulaşım ve haberleşme sağladığımız araçlarda, gazeteciler, medya dünyası, yazarlar, ülkenin genç nüfusu, çocukları ilgilendiren haberler alanında, zekâmıza ilişkin konularda becerilerimizde, yeteneklerimizle ilgili konularda, eğitim ve öğrenim alanında, idrakimizde, düşünce boyutunda olan her türden fikrimizde +/- aktif bir gündemimiz oluşmaya başlamış olabilir, bir anda bozulan aletler, hesapta yokken bir anda acil tadilat gereken aletler, sosyal hayat içine dahil olmuş, görüşmeler, toplantılar, bir araya gelmelerle ilgili iptaller ya da akılda olmayan bir şeyin bir anda ortaya çıkmasının oluşturacağı rahatsızlıklar, iletişim sıkıntıları, beyinde yavaşlamalar, düzensizlik hali, kararsızlık, odaklanamamak gibi haller şu dönem için normaldir. Doğuştan Merkür gerilerken dünyaya gelenler için ise, az ölçekte dış dünya içine dahil olan, yolculuk, teknolojik aletler, iletişim sıkıntıları, alışveriş yaparken hatalar vs. olsa da zihin açısından, fikirlerini harekete geçirme açısından oldukça olumludur. Yine Merkür Balık’ta olanlar için de bu geçerlidir, Balık’ta Düşük konumda olan Merkür zihni dağıtır, odaklanma sorunları, konuyu toparlama sorunları, düşüncelerini eyleme dökmede yavaşlık sorunları getirir, gerileme dönemi ise Balık Merkür’e sahip olanlar için en aktif oldukları dönem olarak kayırlara geçmiştir. Düşünce ve Eylem hızı birbiriyle çelişen bu etkiye sahip kişiler, Merkür’ün dağıtan özelliği minimuma ineceği için, daha rahat hayatlarına ilişkin konularda düzenleme yapacaklar, somut ile soyut arasında daha sıkı bağ kurup, soyut olan henüz havada olan fikirlerini, eylemlerini, daha kararlı bir şekilde somuta taşıyacaklardır. Bu teknik bir izahattı, daha da açabilirim, örnekler verebilirim. İleride inşallah.

 

Yazının devamını oku

7 Ağustos 2017 Kova Burcu Kısmi Ay Tutulması; Akıl ve Kalbin Savaşı

Yirmi yıl önce dünyayı değiştirebileceğimi zannederdim. On yıl önce dünyanın buna değmeyeceğine, çevremi ve kendimi değiştirmemin yeterli olacağına inandım. Bir kaç yıl önce de iyice hedef küçültüp, sadece kendimi değiştirebilmek için harcamaya başladım bütün enerjimi..
Şimdi ise çoraplarımı değiştirmeye bile üşeniyorum. B*k yesin her şey değişir diyen filozof. Ne dünya, ne insanlar, ne çekilen acılar değişiyor. Sadece rüya görüyor ve umutsuzca uyanacağımız anı bekliyoruz..
Bir meyhane sandalyesi ya da onkoloji kliniği ya da rahat ev yatağı, ne fark eder? O kadar uzak ki aslında herkes herkese, yan yana olsak bile dokunamıyoruz birbirimize.. 

(Ali’m Lidar)

7 Ağustos 2017 Tarihinde TSİ.21.20’de Kova/Aslan aksında, yani Liderler, Yöneticiler, Dünya sahnesinde önde olanlar, Otorite Kabul Edilenler ve Halk, Sivil Örgütler, Devrimciler, Kaos Oluşturanlar, Yaşadığı Toplumun Ötesinde Düşünen ve Yaşayan Marjinaller, Özgürlük, Gelecek Planları, İstekler ve Dualar aksında Kova Burcu 15°’de bir Ay Tutulması dönemine girmiş olacağız. 21 Ağustos’ta Aslan Burcu son derecelerde Regulus (Kuzey’in Görevlisi-İsrafil- Kraliyet Yıldızı, al kalb al asad) sabit yıldızı ile kavuşuma geçecek olan Güneş Tutulmasının ne gibi olayların başlangıcı ve sonu olacağı, şu önümüzdeki 15 günlük Ay’ın küçülme safhasında kendini gösterecektir. 11 Şubat 2017’de Aslan burcunda gerçekleşen Ay tutulması sonrası Aslan/Kova 22’li derecelerde önemli kişisel yıldız/gezegenlerle kavuşum yaşayan ve yine tutulumun düştüğü yaşam sahnesi, o sahnenin yöneticisinin bulunduğu sahne ve açılarıyla etkileşime girmiş olanların aldığı etkilerin şu anda sağlamasını, sonlanışını yaşayabileceklerini söylemek pekâlâ mümkündür. 2017 Şubat ayı içinde, hayat olaylarında aniden ortaya çıkan gelişmelerle bir değişimin içine girmiş olanlar, o tarihten bugüne geldiklerinde hasat zamanı için kendilerini harmanda bulabilir, yaşadıklarının kimini savurabilir, kimini yakabilir, kimini daha bir sahip çıkarak artık dünya sahnesine sunabilir.

 

Dilerseniz 11 Şubat 2017 tarihinde kaleme aldığım şu paragrafı buraya bir bırakayım;


“Tutulumun süresi 4 saat 20 dakika bu da yaklaşık 4-5 ay eder, geniş sahada, tutulum öncesinde Yeni Ay’ın olduğu zaman 28 Ocak ile ağustos başında Kova’da gerçekleşecek Ay Tutulmasına kadar, yukarıda değindiğim, geçmiş 15 gün içinde aktif hale gelmiş olan hayatımızdaki değişimler, kararlar, huzursuzluklar, bekleyişler ve beklentiler, aniden ortaya çıkan gelişmeler ve sonrasında nasıl bir kapıdan girilmeli, hangi yol üzerinde yürümeli, geleceğe ait planlar vs. Konularda etkin olacaktır.  Ağustos ayına geldiğimizde, birlikte şöyle bir geriye yaslanıp, ocak ayından bu zamana değin neler oldu-bitti, oluyor sağlamasını beraber yapacağızdır yine e mi. Belki çoğumuz için yeni bir yaşam, yeni bir yol, belki çoğumuz için bir anda, şaşkınlıkta bırakmış gelişmelerin yarattığı korkuların ne kadar boş olduğunu anlayacağımız sağlamalar olacaktır. Değişim her yerde, bireysel yaşamda, global alanda her yerde değişim, ama kesinlikle olacak her değişim sabr ölçüsünce, daha iyisi en iyisi için olacak olan değişimler...”  Link: 11 Şubat 2017 Aslan Burcunda Ay Tutulması; Put Your Lights On

Yazının devamını oku

23 Temmuz 2017 Aslan Burcu Yeni Ay Etkileri: Hayat Bir Okul mu? Oyun mu?

23 Temmuz 2017 Tarihinde TSİ. 12.45’de jeolojik-jeopolitik dünyayı ve içindekileri etkisi altına alacak Kova/Aslan aksında gerçekleşecek Tutulumların öncüsü, Merih/Mars kavuşumu, Aslan Burcu 0°’de bir Yeni Ay cereyan edecektir.  Bu Yeni Ay’ın tetiklemesiyle, düşünce dünyamızda gerek çevresel faktörlerin tesirleri gerek kendi içimizdeki düşünce dinamiklerinin harekete geçmesiyle, cesaret ve korkaklık, komedi ve dram, savaş ve barış, öfke ve aşk gibi dünyevi oyunlarla ilgili kendimizi bir görme, gözlem yapma şansını bulacağızdır sanırım. Hayat bir oyundan ibaret ama hayatlarımız oyuncak değil, oyunlarla öğreniyoruz hayatı, evcilik oyunu ile evlilik, aile, sorumluluk duygusunu, mesleklerimiz, yeteneklerimizle, başarı, istikrar, sabır, maddi ve manevi doyumları öğreniyoruz, ilişkilerimizle, karakterimizin artı ve eksilerini, sahip çıkmayı, dostluğu, bir olmayı, huzur ve güveni öğreniyoruz. Başarısızlıklarımız, kayıplarımız, yaşadığımız acı olaylar, yoksunluklarımız, hayal kırıklığımız gibi oyunlarla da yeniden ayağa kalkmayı, mücadeleye devam etmeyi, yenilenmeyi öğreniyoruz. Yani hayat hem oyun hem de bir okul.

“Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!” Ankebut-64

“Bir de şunu iyi bilin ki gökleri ve yeri, bu ikisi arasında var olan her şeyi amaçsız, anlamsız bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.” Enbiya-16

Zahirinde Oyun ise Batınında Okul. İki ayet birbirinden farklı ama birbirini tamamlayan ayettir. Hayat oyun, oyalanma yeri, ama ne biz oyuncaklarız ne de başıboşuz, diğer tarafıyla bu hayat Okuldur ve derslerimiz vardır, Eğlenerek, oyalanarak geçerken zaman tüm bunların içinde birer ders vardır.

Yazının devamını oku

9 Temmuz 2017 OÄŸlak Burcunda Dolunay; AteÅŸle Oynama

Ne de g�zel inandık,

Ne de g�zel aldandık,

Ne de g�zel kaybettik,

Ne de g�zel yanıldık,

Ne de g�zel ağladık �yle�

Ne de g�zel daldık

Ne de g�zel boğulduk

Ne de g�zel  dağıldık

Ne de g�zel gittik

Ne de g�zel geldik

Ne de g�zel sevdik

Ne de g�zel savaştık

Ne de g�zel vazge�tik

Ne de g�zel kapandık

Ne de g�zel �ld�k �yle�

Ne de g�zel b�y�d�k,

Ne de g�zel kazandık,

Ne de g�zel g�ld�k

Ne de g�zel yandık

Ne de g�zel soğuduk

Ne de g�zel doğduk

Ne de g�zel�

Kaybedişlerle �ld�k, Kazanımlarla doğduk

Ateş �emberinden ge�tik, k�l olduk

Kul olduk, ne de g�zel yeniden doğduk

Şimdi her birimiz birer Z�mr�d-� Anka

Kalmadı artık tecr�be edecek bir şey

Kalmadı artık imtihan, kalmadı artık sınanmalar

Ateşte yanan, Ateşin i�inde doğan, �lmez bir daha�

�Hamdık, piştik, yandık, doğduk Elhamd�lillah"

 

 

9 Temmuz 2017 Tarihinde, TSÄ°. 07.06�da Yenge�/OÄŸlak aksında, �nc�, Toprak/Su bileÅŸimli, Realist, Hırslı, uzun zamandır y�r�nen yolların, ilmek ilmek �r�len hedeflerin, bir olgunluÄŸa eriÅŸen karakterin, bir doluluÄŸa ulaÅŸan yaÅŸam olaylarının, d�nya yaÅŸamında varılacak d�nyevi son noktanın mek�nı olan 10.ev temasında, evin sahibinde konaklayan OÄŸlak Burcu 17� de maestro Pl�ton eÅŸliÄŸinde, dolu dolu, g�mb�r g�mb�r, bireysel etkilerden ziyade, global d�zeyde daha etkin bir dolunayın i�ine girmiÅŸ bulunmaktayız. Ama bizim iÅŸimiz bireysel, bizim iÅŸimiz i� global turizm, i� g�ndem d�zg�n bir rota �zerinde ise, dış g�ndemde a�ılmayacak kapı var mıdır? Ger�i hoÅŸ kapı bu ya, bazen ÅŸerri alır i�eri, ÅŸer olan, i� alemi d�zg�n olan, niyetleri temiz olanın d�nyasında fazla barınamaz. Giderken, helallik isterken, vedası ağır gelse de birka� zaman depresyona s�r�klese de ge�iyor azizim �abuk ge�iyor!

 

2008�den bu yana Oğlak Burcunda seyreden Pl�ton ile Ay kavuşum orbunda, karşı aksı Yenge� Burcunda G�neş ve Mars/Merih kavuşumda. Pl�ton, baskı kurmak, g�� sahibi olmak, h�k�m altına almak, manip�lasyon yolu ile, gizli kulis �alışmaları ile, illegal vari yaklaşımlarla var olanı tamamıyla yok eden, kendi d�zenini kuran, eskinin yerinde yeller estiren, varlığı gibi bunu sessiz sessiz bir var bir yok gibi hissettirmeden yapan, yapıp ge�tikten sonra ancak farkına varacağımız t�m işlerin etkin s�z sahibidir. Oğlaktaki seyri ile, 2008�den bu yana gel, toplumsal yaşamda, belli ama�lar doğrultusunda bir araya gelmiş vakıf, grup, cemaatler alanında, aile yaşamı, toplumun �rf ve ananeleri, profesyonel d�nya dediğimiz rızkımızı kazandığımız iş hayatı alanında, b�y�k holdingler, markalar, ekonomik alanda, para kurları, inşaat alanında, insanın bilin�altıyla beslediği nefs hayvanı ve yaptırdığı insanlık dışı olaylar alanında nasıl da etkin �alıştı �yle değil mi?

 

Yazının devamını oku

24 Haziran 2017 Yengeç Burcunda Yeniay; Beni Yeniden Doğur Anne

24 Haziran 2017 tarihinde, TSİ. 05.30’da Yengeç Burcu 2º’de Yeni bir Ay’a, yeni bir döngüye gireceğiz. Yengeç Burcuna haiz konularda gerek düşüncelerimizde gerek dış dünyamızda hareketlenmeler başlayacaktır.  2017’nin ilk yarısını geride bırakırken, Yengeç Ay’ı ile şu ana dek yaşadığımız olayların hafızamızda muhasebesine şahit olacağız. Her yeni yıla girerken adettir, bu sene benim senem olacak, bu sene şunu yapacağım, bu sene şu konuyu sonlandıracak veyahut başlatacağım gibi söylem ve dileklerimiz olur. İşte 2017’nin yarısına geldik, Ay hafızadır, anılardır, beynimizin duygusal muhasebecisidir, her şeyi kayıt altına alır, bilinçaltı havuzuna depolar, ay fazlarında, oluşan burcun ve vekilinin üstlendiği Esmalarla bizi yoklar.  Gelmiş-geçmiş konular, gelecek adına tasavvur ettiğimiz olmasını istediğimiz beklediğimiz yaşam konularında zihinsel olarak sıkı bir maratonun içine girmiş olmalıyız.

 

Her Yeni Ay hayatımızın oluş ve bitişleri için, belki yeni bir başlangıç, belki bir sonlandırış için, daha evvel şartların oluştuğu, henüz adımlamaya başlanmamış yaşam döngüleri için, bazen 1 hafta öncesinden bazen Yeni Ay fazı içinde an ’da oluşurken, harekete geçiyoruz, insan ömrüne programlanmış doğal saat, dünya hayatındaki ömründe alarmı daha evvelden kurulmuş, kimine imtihan şer, kimine lütuf hayr olarak çalmaya başlıyor.  Bahanesi oluyor, vesilesi oluyor, sebepler buluyor. Bir sene evvel kurulu olan düzen, bir sene sonra yerinde yeller esebiliyor. Ayarında, ölçüsünde kalmak ne kadar da zor değil mi? Bazen ölçüyü kaçırıyoruz, türlü türlü halleri kâh bizzat başımıza kendimiz getiriyoruz, kâh dış çevresel faktörlerle sarsılıyoruz. Her biri tecrübe oluyor, yaşanması gerekti yaşadık, önümüzdeki maçlara bakalım diyoruz, ne olursa olsun, hangi kayıp, hangi acı, hangi kötü şartlar olursa olsun, bir şekilde nefes almaya devam ediyoruz. Böyle zamanlarda, aklı başa almak deyimi ne de güzel oturuyor yerine, arınmak, temizlenmek, zararı olandan uzaklaşmak, zararı olanı fark etmek, zararın karından dönmek deyimi de bu zamanlar için sık sık kullandığımız deyimlerden olmalı.

Yazının devamını oku

25 Mayıs 2017 İkizler Burcunda Yeni Ay: Hayata Bir Detoks

 

“Hareket ve manasız girişimler alayımızın maymun olmasına neden oluyor. İnsan sadece mecbur kaldığı kadar enerji harcasa depresyondan obeziteye ne varsa muzdarip olduğu, hepsinden kurtulabilir. Çok konuşuyor, çok içiyor, çok sevişiyor, çok yemek yiyor, çok kitap okuyor, çok tv. seyrediyor, çok küfrediyor ve sonra bunların hepsinden şikâyet ediyoruz. Canı sıkılan bir ladin ağacı gördünüz mü hiç? Göremezsiniz. Çünkü bir ladin ağacı ladin ağaçlığı asgari neyi gerektiriyorsa onu yapıyor. Fotosentezse fotosentez, o kadar! Fazladan tek bir kanat çırpmıyor kuşlar, gerek yoksa ekstra tek bir kulaç bile atmıyor balıklar. Neden? Çünkü hepsi bizden daha akıllı.”

Ali Lidar (Ali’m)

 

25 Mayıs 2017 tarihinde, TSİ. 22.44’de İkizler Burcu 4 °’de Güneş ve Ay kavuşumuyla Yeni Ay oluşacaktır. Değişken tabiatta, Hava unsurunda, Hermafrodit formunda, hem dişil hem de eril yönlerimizin açığa çıkacağı, entelektüellik düzeyimizi gözler önüne sereceğimiz, iletişimin, bilgi ve becerinin, akıl değil zeka düzeyimizin, durum kurtarmak adına başvurduğumuz pratik yönlerimizin, kendimize söylediğimiz yalanlar ve diğerlerine söylediğimiz yalanların, hile, entrika gibi bir anda hayatımıza dahil olup bizi bir yerden bir yere bambaşka hale getiren olaylarla olan ilişkimizin, kardeşlerimiz, komşularımız, arkadaşlarımızla olan durumumuzun, sosyal hayatın içinde karışık ya da düzgün olan ilişkilerimizin, ticari hayattaki yeteneklerimizin, uğraşı alanımız olan ticaret konusuna ilişkin bilgi düzeyinde yeterlilik ve yetersizliğimizin, anladığımız, çözdüğümüz, anlayamadığımız, çözemediğimiz hayata dair olmuş konularda, nerede eksik nerede fazla olduğumuz, fazlaca merak ettiğimiz konuların neler olduğu, yüzeysel olduğumuz konular, karmaşık hale karışık hale getirdiğimiz ya da getirilmiş olan konular,  nasıl ortaya çıktı, çözümü için neler yapılması gerektiği, dilimizi nasıl kullandığımız, ağzımızdan çıkmış sözlerin geri dönüşümü ve birilerinin ağzından çıkmış olan sözlerin kulağımıza gelişi, mantık dersindeki notumuz gibi konu ve kavramlarla ilgili yoğun bir gündem içinde olacağızdır, sanırım.

Yazının devamını oku


<< Önceki Yazılar - Sonraki Yazılar >>